<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MAKALELER arşivleri - İRİS HUKUK BÜROSU</title>
	<atom:link href="https://www.hukukiris.com/category/makaleler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.hukukiris.com/category/makaleler/</link>
	<description>For Justice..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 May 2026 13:26:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.hukukiris.com/wp-content/uploads/2022/02/cropped-WhatsApp-Image-2022-02-05-at-00.30.53-2-32x32.jpeg</url>
	<title>MAKALELER arşivleri - İRİS HUKUK BÜROSU</title>
	<link>https://www.hukukiris.com/category/makaleler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI- ALT SINIRDAN CEZA VERİLMESİ</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/yargitay-ceza-genel-kurulu-karari-alt-sinirdan-ceza-verilmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Sep 2024 13:02:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Muhakemesi ve Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza muhakemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alt Sınırdan Ceza Verilmesi Yargıtay CGK., E. 2020/460 K. 2023/402 T. 12.7.2023 Diğer taraftan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.04.2008 tarihli ve 81-94 sayılı ile 15.06.2010 tarihli ve 117-146 sayılı kararlarında &#8220;asgari hadden&#8221; ifadesine yer verilmeden, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/yargitay-ceza-genel-kurulu-karari-alt-sinirdan-ceza-verilmesi/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI- ALT SINIRDAN CEZA VERİLMESİ</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/yargitay-ceza-genel-kurulu-karari-alt-sinirdan-ceza-verilmesi/">YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI- ALT SINIRDAN CEZA VERİLMESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-5b649b596d232c223afbeb9f14728efc wp-block-paragraph">Alt Sınırdan Ceza Verilmesi</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-35e2342c53f20e68a169244391c7e7ef wp-block-paragraph">Yargıtay CGK., E. 2020/460 K. 2023/402 T. 12.7.2023</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.04.2008 tarihli ve 81-94 sayılı ile 15.06.2010 tarihli ve 117-146 sayılı kararlarında &#8220;asgari hadden&#8221; ifadesine yer verilmeden, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza takdir edilmesi hâlinde, bu hususun hâkimin takdirine ilişkin bir husus olarak kabul edileceği ve kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceği, buna bağlı olarak da &#8220;takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvuruların&#8221; reddine karar verilmesinin gerektiği, buna karşın, takdire dayalı bir hususla ilgili olarak hâkimin takdirini ne şekilde kullanacağını açıkça ifade ettikten sonra ve fakat sehven belirttiği takdirin üzerinde ceza tayin etmesi hâlinde ise, sanık aleyhine bir durum yaratılacağı ve bu hukuka aykırılığın, esaslı bir konuya ilişkin olması nedeniyle kanun yararına bozmaya konu edilebileceği kabul edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uyuşmazlık konusuyla ilgili TCK’nın “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin suç tarihi (04.10.2015) itibarıyla yürürlükte bulunan ikinci ve üçüncü fıkralarında;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle TCK’nın 179. maddesinin ikinci fıkrasına “idare eden kişi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “üç aydan” ibaresi eklenerek madde son hâlini almıştır. Üst sınırı 2 yıl hapis cezasını gerektiren suçta suç tarihi gözetildiğinde cezanın alt sınırı, TCK’nın 49. maddesinin birinci fıkrasındaki “Süreli hapis cezası kanunda aksi belirtilmeyen hâllerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz.” düzenlemesi uyarınca 1 ay hapis cezasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yerel Mahkemece trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın TCK&#8217;nın 179/3. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 179. maddesinin ikinci maddesi uyarınca “alt sınırdan” denilmek suretiyle 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 62, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca neticeten 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin verilen kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TCK’nın “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ikinci ve üçüncü fıkraları;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup üst sınırı 2 yıl hapis cezasını gerektiren trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda cezanın alt sınırı TCK’nın 49. maddesinin birinci fıkrasındaki “Süreli hapis cezası kanunda aksi belirtilmeyen hâllerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz.” düzenlemesi uyarınca 1 ay hapis cezasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığını belirterek takdirini ne şekilde kullanacağını açıkça ifade eden Yerel Mahkemenin, temel hapis cezasını belirttiği takdirin üzerinde 1 ay yerine 3 ay olarak belirlemesi sanık aleyhine bir durum oluşturmakta olup buradaki hukuka aykırılığın, esaslı bir konuya ilişkin olması nedeniyle bu hususun kanun yararına bozmaya konu edilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Özel Dairece kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi isabetli değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve kanun yararına bozma konusunda bir karar verilmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.</p>
</blockquote>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/yargitay-ceza-genel-kurulu-karari-alt-sinirdan-ceza-verilmesi/">YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI- ALT SINIRDAN CEZA VERİLMESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FUHUŞ SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI VE BU KARARLARIN HUKUKİ DEĞERLENDİRMELERİ</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/fuhus-sucuna-iliskin-yargitay-kararlari-ve-degerlendirmeleri-fuhus-sucu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 17:16:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Muhakemesi ve Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza muhakemesi]]></category>
		<category><![CDATA[fuhuş suçu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=751</guid>

					<description><![CDATA[<p>fuhuş suçu<br />
fuhuş suçuna aracılık</p>
<p> &#8230; <a href="https://www.hukukiris.com/fuhus-sucuna-iliskin-yargitay-kararlari-ve-degerlendirmeleri-fuhus-sucu/" class="more-link"><span class="readmore">Okumaya devam etmek için..<span class="screen-reader-text">FUHUŞ SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI VE BU KARARLARIN HUKUKİ DEĞERLENDİRMELERİ</span></span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/fuhus-sucuna-iliskin-yargitay-kararlari-ve-degerlendirmeleri-fuhus-sucu/">FUHUŞ SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI VE BU KARARLARIN HUKUKİ DEĞERLENDİRMELERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-efa9d36e248c514395eb887ef7733b26 wp-block-paragraph">FUHUŞ SUÇU &#8211; <strong>FUHUŞ SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-23ef6a2a02b6ca2d976c43fbd7d30be3 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU</strong>&#8211; <strong>OLAY 1</strong> </p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f668c11ccd1dab371889f9d6b94b95f3 wp-block-paragraph">Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 6.10.2022 tarihli ve E. 2021/9-417, K. 2022/618 sayılı Kararına konu teşkil eden olayda; Natalia, İzmir’de gece geç saatlerde bir eğlence yerinden kalmakta olduğu adrese giderken kendilerini “polis” olarak tanıtan A ve B tarafından durdurularak kimliği sorulur; oturma izni konusunda sorun olduğu bu nedenle karakola gitmeleri gerektiği belirtilerek araca bindirilir. Ancak Natalia, karakola değil, yolda karşı koymasına rağmen kendisine cebir uygulanarak Antalya’ya götürülür. A ve B, Natalia’yı Antalya’da cinsel arzularını tatmin etmek isteyen erkeklere gecenin geç saatlerinde “pazarlanmak” isterler. Ancak, pazarlık yapılan kişiler Natalia’yı beğenmezler. Bu sırada durumu fark eden kolluk olaya müdahil olur. </p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-79628d73992a9e9fe78ddb24f5040df0 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU- Soru:</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d46b8ae957678a199cdf7bb828ba7824 wp-block-paragraph">Söz konusu olayda işlenmiş olan suçları ve bu suçlarla bağlantılı olarak uygulanabilecek olan içtima kurallarını açıklayınız.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-265f9976aacac03bd1dd31fc82205103 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU</strong>&#8211;<strong>OLAY 2</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ce93145a48c81ad86a4025ce924928a wp-block-paragraph">Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.6.2022 tarihli ve E. 2019/18-627, K. 2022/477 sayılı Kararına konu teşkil eden olayda; A, üzerinde her birinde bir kadın ismi ve telefon numarası bulunan çok sayıda kartviziti geceleyin sokakta aralıklarla yere atar. Durumu fark eden kolluk görevlileri, bu telefon numaraları üzerinden kişilere ulaşır. Bu kişilerden bir kısmı ifadelerinde geçimini fuhuştan sağladığını beyan ederler. Ancak, bu kartlar aracılığıyla kendilerine başvuran herhangi bir “müşteri” bilgisi veremezler.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4c6cd1ca5628a790959bd080b00f8c04 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU- Soru 1</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-560f3a82ad938d851e23d4a7110c2aef wp-block-paragraph">Söz konusu olayda A’nın işlenmiş olduğu suç bakımından, teşebbüs ve içtima hükümlerinin uygulanabilirliğini tartışınız.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-92b09dc412699b44e79419c1064d24f7 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU- Soru 2</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-cf3a12d8f0e56e381f8a1706ac8567b5 wp-block-paragraph">Fuhuş icra eden kadının “müşteri” bulmak için anonim isim kullanarak kendi fotoğrafını ve telefon numarasını içeren matbuatı cadde ve sokaklarda aralıklarla yere atması, ceza sorumluluğunu gerektirir mi?</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f87932e3aa425a943b231ddbcb229562 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU</strong>&#8211;<strong>OLAY 3</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ad11bb94447ea214389417fb3f012c65 wp-block-paragraph">Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.6.2022 tarihli ve E. 2019/18-627, K. 2022/477 sayılı Kararına konu teşkil eden olayda; A, B, C ve D, cinsel arzularını tatmin amacıyla bir eğlence yerinde tanıştıkları yabancı uyruklu P, R, S ve T ile belli bir miktar para karşılığında anlaşarak, yöneticiliğini X’in yaptığı otele giderler. Bu sekiz kişiden her biri için ayrı oda tahsis edilmesine rağmen, sadece dört odada ve bunların her birinde bir erkek ve bir kadın olacak şekilde konaklanılır.&nbsp;</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ac463051a04281c6723b6320230d19e5 wp-block-paragraph">Bilgi: Bu olayda sübut bağlamında, yani A, B, C ve D’nin P, R, S ve T ile fuhuş için anlaştıkları hususunda, bu işin karşılığında A, B, C ve D’nin her birinin P, R, S ve T’ye ve otel idaresine ödedikleri para miktarlarına ilişkin olarak bir sorun bulunmamaktadır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6bd2fbd3ae8ae424aabdccc9b8239bb8 wp-block-paragraph">Yargıtay Ceza Genel Kurulu, fuhuş suçundan dolayı kurulmuş olan mahkumiyet hükmünün aşağıdaki gerekçe ile bozulmasına karar vermiştir:</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c1ce15d9c169c3b937bd4c935c7255a1 wp-block-paragraph">“… <em>kolluk görevlilerinin CMK&#8217;nın 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan yazılı veya sözlü bir görevlendirme bulunmaksızın kendiliklerinden olaya el koyarak delil toplama faaliyetine girişmeleri ve gece vakti otel odalarının kapıları çalınmak suretiyle mağdurlar ile tanıklara ulaşılması işlemlerinin arama ve el koyma niteliğinde olup CMK&#8217;nın 116 ve devamı maddelerine aykırı olması, bu nedenlerle de anılan tutanak ve elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağının anlaşılması hususları birlikte değerlendirildiğinde; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş deliller değerlendirme dışında bırakıldığında sanığın yüklenen fuhuş suçunu işlediğine ilişkin mahkûmiyetine yeterli delillerin bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekmektedir.</em>”</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4c6cd1ca5628a790959bd080b00f8c04 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU- Soru 1</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6f82504a0e07236ef8910d2213f1d49b wp-block-paragraph">Söz konusu olayda fuhuş suçu bakımından içtima hükümlerinin uygulanabilirliğini tartışınız.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-92b09dc412699b44e79419c1064d24f7 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU- Soru 2</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6b681a8516f76b3f81a62a62c245425f wp-block-paragraph">Fuhuş icrası karşılığında ödenen ve tahsil edilen para ile ilgili olarak müsadere hükümlerinin uygulanabilirliğini tartışınız.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-7e5a12fb1d4d9c99565717855786f15f wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU- Soru 3</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-7807609082c2d426d16894d1e5439a15 wp-block-paragraph">Fuhşun bir otelde icra edilmiş olması dolayısıyla, uygulanabilecek olan yaptırımları tespit ediniz.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-bbebb2b8dd97bf83d926f0431e15dbf0 wp-block-paragraph"> Karara konu teşkil eden olayda suçüstü hükümleri uygulanabilir mi?</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ad2594214c24f2a114937dc8a3a8954 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU- Soru 4</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-bab996bbc9c05e0a97cea5358bdbedf6 wp-block-paragraph">HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GÖRÜŞÜMÜZ</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8c37ca55ed2b7b0a097f838043f24167 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU</strong>&#8211;<strong>OLAY 1</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0e086cfcb478eafaf2c5c3f5b28be60d wp-block-paragraph">A ve B, polis olmadıkları halde, kendilerini Natalia’ya karşı polis olarak tanıtmış ve kimlik kontrolü gerçekleştirmişlerdir. Olayda A ve B’nin polis kıyafeti giyip giymedikleri belirtilmemiştir. Eğer A ve B polis kıyafeti giyerek mağdura karşı kimlik kontrolü gerçekleştirmişlerse ilk olarak TCK m. 262 ve TCK m. 264 uyarınca sorumlulukları gündeme gelecektir. A ve B’nin sadece polis rozeti göstermek suretiyle kimlik kontrolü gerçekleştirmesi durumunda TCK m. 264 artık söz konusu olmayacaktır. Zira TCK m. 264’te “<em>bir rütbe veya kamu görevinin veya mesleğin, resmi elbisesini yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giyen veya hakkı olmayan nişan veya madalyaları takan kimse</em>”nin üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. A ve B’nin polis rozeti göstermesi TCK m. 264 kapsamında <em>nişan veya madalya</em> olarak kabul edilmemektedir.<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[1]</a> Burada değerlendirilmesi gereken bir diğer husus ise A ve B’nin sahte polis kimlik kartı göstermesinde sorumluluklarının nasıl olacağıdır. Bu durumda sahte polis kimliklerinin aldatma kabiliyetlerine göre, A ve B’nin <em>resmi belgede sahtecilik</em> suçundan dolayı sorumlulukları gündeme gelebilecektir.<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[2]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-863a78bf48b9fc322c0bbb5bfcacd20f wp-block-paragraph">A ve B’nin TCK m. 262 uyarınca sorumluluklarının doğacağı hususunda kuşku yoktur. Zira TCK m. 262 uyarınca failin kamu görevini üstlenecek bir davranışı gerçekleştirmeye teşebbüs etmesiyle suç tamamlanmaktadır.<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[3]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6a4440f358817a778ad2b02bbb57eb50 wp-block-paragraph">Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçu sırasında başka bir suçun daha işlenilmesi durumunda her bir suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir.<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[4]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6f46dd142c208ba1c4b980d79ce4af9f wp-block-paragraph">Olayımızın devamında A ve B, araca bindirdikleri Natalia’yı cebir uygulamak suretiyle Antalya’ya götürmüşlerdir. A ve B’nin TCK m. 109 ve TCK m. 108 uyarınca sorumluluklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. TCK m. 109/2’de yer alan özel düzenleme uyarınca “fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanılırsa” iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmedileceği belirtilmiştir. Bu durumda <em>bir normun diğeri tarafından tüketilmesi ilkesi</em> gündeme gelecektir. İlkeye göre; eğer bir norm diğer normların koruduğu hukuksal değerleri tüm olarak koruyorsa yani ağırlaştırıcı neden olarak bünyesinde barındırıyorsa, ilgili norm diğerlerini tüketmiş olur.<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[5]</a> Tüketen ve tüketilen norm ilişkisinin iki türü bulunmaktadır. Bunlardan biri bileşik suçlardır.<a href="#_ftn7" id="_ftnref7">[6]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ef38ee58228605103f38f048558ef914 wp-block-paragraph">A ve B’nin tüketilen norm nedeniyle yani bileşik suç hükümleri uyarınca sorumluluklarının değerlendirilmesi gerekecektir. A ve B, arabada Natalia’ya cebir uygulamışlardır. A ve B’nin sorumluluklarının belirlenebilmesi için uyguladıkları cebir şiddetinin değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2ea70dd53e82acbdba90b11bc0b3a746 wp-block-paragraph">Cebir şiddetinin, kişinin hürriyetini yoksun kılmak için gerekli olan ölçüyü geçmesi ve TCK m. 87 uyarınca bir neticenin meydana gelmesi durumunda A ve B’nin ayrıca kasten yaralama hükümleri uyarınca sorumlulukları söz konusu olacaktır. TCK m. 109/6’da bu hususu düzenlemektedir. Ancak A ve B’nin uyguladıkları cebir TCK m. 86 kapsamında kalıyorsa bu durumda bileşik suç hükümleri uygulanacak ve ayrıca kasten yaralamadan dolayı cezalandırılmayacaklardır.<a href="#_ftn8" id="_ftnref8">[7]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1856fb5296877d7236c5641171cfebb1 wp-block-paragraph">A ve B’nin kendilerini polis olarak tanıtmaları TCK m. 109/2 uyarınca hile olarak değerlendirilebilecek midir? Bu durumda A ve B’nin kendilerini polis olarak tanıtmaları ve Natalia’yı araca almaları bir “hile”dir. Ancak burada “cebir”de olduğu gibi bileşik suç hükümlerinin uygulanmasına imkân yoktur. Zira bileşik suçta; kanunda tek başına bağımsız bir suç olarak öngörülen fiiller, başka bir suçun unsuru veya diğer bir suçun ağırlaştırıcı nedeni olmaktadır.<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[8]</a> Kanunda sadece “hile” olarak tanımlanmış bir suç bulunmamaktadır. Yani A ve B’nin sahte bir kimlik, üniforma, rozet ve kolluğu ait hiçbir yetkiyi kullanmadan sadece kendilerini “<em>biz polisiz</em>” demeleri suç oluşturmamaktadır.<a href="#_ftn10" id="_ftnref10">[9]</a> A ve B’nin sadece <em>biz polisiz</em> diyerek Natalia’yı araca bindirmeleri ve hürriyetinden yoksun bırakmaları TCK m. 109/2 uyarınca sorumluluklarını doğuracaktır.<a href="#_ftn11" id="_ftnref11">[10]</a> Ancak olayımızda A ve B, sadece <em>biz polisiz</em> dememiş ayrıca kolluğa ait kimlik sorma yetkisini de kullanmıştır. Bu nedenle TCK m. 262 kapsamında ayrı bir suç oluşmuş ve sorumlulukları doğmuştur.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9ba1c29c9861e1b09e4732cb1b99d1b1 wp-block-paragraph">A ve B, Antalya’ya vardıklarında Natalia’yı pazarlamak istemişlerdir. Burada değerlendirilmesi gereken suç tipleri fuhuş ve insan ticaretidir. Zira TCK m. 227/2 ve m. 227/4 uyarınca, bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılacaktır. TCK m. 80 uyarınca ise; fuhuş yaptırma amacıyla tehdit, baskı, ecbir veya şiddet uygulamak ve kandırmak suretiyle kişileri kaçıran ve bir yerden başka yere götüren veya sevke eden kişilerin sekiz yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-231ec530585cd41fd2c7252e5add12ba wp-block-paragraph">A ve B, Natalia’yı polis oldukları ve karakola gidecekleri yönünde kandırmış ve araca bindirerek fuhuş yaptırmak için Antalya’ya götürmüşlerdir. Burada A ve B’nin hem TCK m. 80 hem de TCK m. 227/4 uyarınca sorumluluklarının doğduğu görülmektedir. Bu nedenle sorunun tüketen-tüketilen norm çerçevesinde çözülmesi kanaatimizce yerinde olacaktır. Zira insan ticareti suçu fuhuş suçunu da içine katmaktadır.<a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[11]</a> Ayrıca olayımızdan anlaşılan; A ve B’nin başvurduğu cebir, Natalia’ya fuhuş yaptırmak için bir araç konumundadır. Bu nedenle cebirle fuhşu kabul eden mağdur bakımından, A ve B’yi yalnızca insan ticaretinden sorumlu tutmak gerekecektir.<a href="#_ftn13" id="_ftnref13">[12]</a> Ayrıca belirtmek gerekir ki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu da insan ticareti suçunun haksızlık içeriği içinde eriyecektir ve failler ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı cezalandırılmayacaktır.<a href="#_ftn14" id="_ftnref14">[13]</a> Ancak Yargıtay, fuhuş ve insan ticareti suçunun birbirinden bağımsız suçlar olduğunu, bu nedenle faillerin ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğini kabul etmektedir.<a href="#_ftn15" id="_ftnref15">[14]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e8a00073ae4fd48dba0e7144db9d8177 wp-block-paragraph">Öğretide bir başka görüş ise, fikri içtima hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtmektedir.<a href="#_ftn16" id="_ftnref16">[15]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-192277bce2cdb5b6ac9ffd0589f01cdc wp-block-paragraph">Netice olarak; A ve B’nin işlemiş olduğu kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ve fuhuş suçundan ceza verilmemesi, TCK m. 80/1’den ve duruma göre TCK m. 262 ve m. 264 uyarınca cezalandırılmaları gerektiği kanaatindeyiz.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-265f9976aacac03bd1dd31fc82205103 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU</strong>&#8211;<strong>OLAY 2</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1c8b695a76fee346e63196e776255677 wp-block-paragraph">A, her birinde bir kadın ismi ve telefon numarası bulunan çok sayıda kartviziti geceleyin sokakta aralıklarla yere atması fuhuş suçunu (TCK m. 227) meydana getirir. Şöyle ki</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-688a5e09d53b85f60020299bed574823 wp-block-paragraph">TCK m. 227/2 uyarınca; <em>bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması, fuhşa teşvik sayılır.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-42e0b26bc092c34e4d4127a27e3f6b01 wp-block-paragraph">TCK m. 227/3 uyarınca; fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri dağıtan veya yayan kişinin, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a88d90d6e4d6afd402f60be36ca6ce59 wp-block-paragraph">Buna göre A çok sayıda kartvizit dağıtmıştır ve kartvizitlerin her birinde farklı isim yer almaktadır. Yargıtay kararlarında, kartvizit dağıtma hareketinin ihlal ettiği suç tipini belirleme hususunda birlik olduğunu söylemek mümkün değildir. Şöyle ki; Yargıtay, sanığın seyir halindeki motosikletten kartvizit atarken kolluk görevlilerince yakalanması olayında, sanık hakkında TCK m. 227/2 uyarınca yerel mahkemece verilen hükmü onamıştır.<a href="#_ftn17" id="_ftnref17">[16]</a> Ancak Yargıtay bir başka kararında, 6763 sayılı Kanunla getirilen değişiklik öncesi kartvizit dağıtmaktan ibaret eylemin suç olmadığı bahsiyle sanığın beraatine karar vermiştir.<a href="#_ftn18" id="_ftnref18">[17]</a> Aynı dairenin yaklaşık bir aylık sürede iki farklı karara imza atmasını anlamak mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022 tarihli bir kararında, sanığın kartvizit dağıtması şeklinde gerçekleşen eylemi nedeniyle TCK m. 227/3 uyarınca sorumlu olacağını belirtmiştir.<a href="#_ftn19" id="_ftnref19">[18]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f670224d684ce0f81b92dbd110e21d7d wp-block-paragraph">Burada tartışılan husus, kartvizit dağıtan kişilerin TCK m. 227/2 mi yoksa TCK m. 227/3 uyarınca mı sorumlu tutulmaları gerektiğidir. Öğretide bir görüşe göre; kartvizit dağıtılması teşvik, fuhuş yolunu kolaylaştırma ya da fuhuş için aracılık etme niteliğinde kabul edilmemektedir.<a href="#_ftn20" id="_ftnref20">[19]</a> Zira fuhuş suçunun mağduru için kartvizit dağıtılmasıyla henüz bir cinsel tatmin hizmeti sunma aşamasına gelinmemiştir. Örneğin TCK m. 227/2 uyarınca; fuhşa teşvik durumunda mağdur da fuhuş yapmaya yönelik bir irade oluşturulmaktır. Fuhşu kolaylaştırma eyleminde ise fuhuşla uğraşa kimselere yardım ve maddi imkân sağlanmaktadır. Örneğin fuhuş yapan kişiyi araçla fuhuş yapacağı yere götürme gibi. Fuhuş için aracılık etmek ise karşılıklı taleplerin aktarılmasını sağlamak suretiyle gerçekleştirilmektedir.<a href="#_ftn21" id="_ftnref21">[20]</a> Öğretide bir başka görüş ise, kartvizit dağıtımının fuhşun reklamı kapsamında olmadığı sürece aracılık olarak ele alınması gerektiğini belirtmektedir.<a href="#_ftn22" id="_ftnref22">[21]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-db7d96d06b5b1ab42b4050bf2bc23d51 wp-block-paragraph">A’nın üzerinde kadın resmi ve numaraları olan kartvizitleri dağıtması hareketi için hem TCK m. 227/2’de yer alan norm hem de TCK m. 227/3<a href="#_ftn23" id="_ftnref23">[22]</a> norm uygulanabilir. Ancak burada özel norm genel norm değerlendirmesi yapılması gerekmektedir. Buna göre; <em>aynı eyleme görünüşte uygulanabilir durumda bulunan çeşitli normlardan biri diğer normların unsurlarının yanı sıra bazı ek unsur ve özellikleri de içeriyorsa özel-genel norm ilişkisi söz konusu olur</em>.<a href="#_ftn24" id="_ftnref24">[23]</a> Gerçekten TCK m. 227/3 hükmü TCK m. 227/2’nin unsurlarını ihtiva etmekte ve bunun yanı sıra <em>görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünler </em>ayrıca belirtilmektedir. Bu nedenle kanaatimizce A’nın, TCK m. 227/3 uyarınca sorumluluğu meydana gelecektir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0dfa237ffd646acabeb61b0f215c6ac7 wp-block-paragraph">TCK m. 227/3 bir tehlike suçu olarak kabul edilebilir.<a href="#_ftn25" id="_ftnref25">[24]</a> TCK m. 227/3’te düzenlenen suç tipine teşebbüs mümkündür.<a href="#_ftn26" id="_ftnref26">[25]</a> Bir kişi, aracında dağıtıma hazır halde kartvizitler bulundururken şikâyet üzerine dağıtım yapamadan yakalanması halinde TCK m. 227/3 uyarınca fuhuş suçuna teşebbüsten sorumlu olacaktır. Zira tehlike suçlarına teşebbüs mümkündür.<a href="#_ftn27" id="_ftnref27">[26]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-183f54726916a016c531bf20d44123b9 wp-block-paragraph">TCK m. 227/3’te “<em>fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri verme, dağıtma veya yayma</em>” halinin cezalandırılacağı belirtilmiştir. Bu madde de TCK m. 227/2’deki fuhşu kolaylaştırma, aracılık etme ya da teşvik etme hali cezalandırılmamıştır.<a href="#_ftn28" id="_ftnref28">[27]</a> Bu nedenle, dağıtılan kartvizitlerde kaç kişinin ismi olduğu ya da kaç farklı numaranın yer aldığı gibi hususlar tipik hareketten bağımsızdır. Netice olarak; sanığa, sadece TCK m. 227/3 uyarınca tek bir ceza verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Eğer A’nın sorumluluğunun TCK m. 227/2 uyarınca doğduğu kabul edilseydi, A’nın mağdur sayısı kadar fuhuş suçundan ceza alması gerekecekti.<a href="#_ftn29" id="_ftnref29">[28]</a> Bu durum hiç kuşkusuz kanun koyucunun güttüğü ceza politikası amacına aykırı ve hareketin haksızlık içeriğine göre orantısız bir ceza verilmesine sebep olacaktır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d59cf6a88c3fe3c6da81b318c76302be wp-block-paragraph">Fuhuş icra eden kadının “müşteri” bulmak için anonim isim kullanarak kendi fotoğrafını ve telefon numarasını içeren matbuatı cadde ve sokaklarda aralıklarla yere atması durumunda, kadının ceza sorumluluğunu değerlendirmek gerekirse;</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-febe45f50bb0d3b61216272fe8c88d66 wp-block-paragraph">Fuhuş suçunda, bedeni üzerinden bir menfaat karşılığı cinsel tatmin sağlayan kişi kanun koyucunun suç politikası gereği mağdur sayılmaktadır. Fuhuş suçunun mağduru olan kişinin suça iştirak edebilmesi, fail veya şerik sıfatı alabilmesi mümkün değildir.<a href="#_ftn30" id="_ftnref30">[29]</a> Ancak TCK 227’de de düzenlenen suçların her birinde mağdurun farklılaştığı görülmektedir. Örneğin TCK m. 227/1 uyarınca suçun mağduru çocuklardır. TCK m. 227/2 ve m. 227/4 uyarınca ise, suçun mağduru herkes olabilecektir. Kanaatimizce, TCK m. 227/3’ün varlık amacı <em>toplum varlık ve menfaatlerini </em>korumak ve fuhşun reklamını engellemektir. Bu nedenle, suçun mağdurunun toplum olduğunu söylemek gerekir.<a href="#_ftn31" id="_ftnref31">[30]</a> Yani artık kartvizit dağıtan kadının mağdur olarak kabulü mümkün değildir. Kartvizit dağıtan kadın, TCK m. 227/3’te düzenlenen suçun failidir ve ilgili madde uyarınca sorumluluğu doğacaktır. Bu husus, kartvizit dağıtma durumunda TCK m. 227/2 uyarınca sorumluluğun söz konusu olmayacağını göstermektedir. Zira TCK m. 227/2’de yer alan suçun mağduru, üzerinde cinsel tatmin sağlanacak kişidir. Eğer kartvizit dağıtan kişinin sorumluluğunun TCK m. 227/2 uyarınca doğduğunu kabul edersek kendi kartvizitini dağıtan kişi nezdinde hem fail hem de mağdur unsurlarının bir arada bulunması gerekecektir. Ancak bir suçta kişi hem fail hem de mağdur olamaz.<a href="#_ftn32" id="_ftnref32">[31]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f87932e3aa425a943b231ddbcb229562 wp-block-paragraph"><strong>FUHUŞ SUÇU</strong>&#8211;<strong>OLAY 3</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8acd315eea55003dc3ae0f782ecdd317 wp-block-paragraph">Yargıtay; fuhuş suçunda failin, mağdur sayısınca suçtan dolayı sorumluluğu doğacağını kabul etmektedir. Olayımızda otel sahibi, TCK m. 227/2 uyarınca seçimlik hareketlerden birini gerçekleştirmiş ve yer temin etmek suretiyle fuhuş suçunu işlemiştir. TCK m. 227/2 uyarınca; suçun mağduru, bir menfaat karşılığında vücuduyla cinsel tatmin sağlayan P, R, S ve T’dir. Fail ise otel sahibidir. Fuhuş için yer temin eden otel sahibinin, her bir mağdur sayısınca suçtan dolayı sorumluluğunun doğması gerekmektedir.<a href="#_ftn33" id="_ftnref33">[32]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0c51dceeb9fe24ac9cc1a848024859fc wp-block-paragraph">Müsadere kurumu TCK m. 54 ve m. 55’te düzenlenmiştir. Buna göre TCK m. 55 uyarınca; <em>suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ad73f246674b731e7e5b27c57db5eb66 wp-block-paragraph">Otel sahibi, fuhşa yer temin etmek suretiyle gelir elde etmiştir. Normal şartlarda elde edemeyeceği bir geliri suç işlemek suretiyle kazanmıştır. Bu nedenle, otel sahibine ödenen sekiz oda ücretinin de müsadere edilmesi gerekmektedir.<a href="#_ftn34" id="_ftnref34">[33]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-37db3d6961383158946a51db769a8d16 wp-block-paragraph">Uygulanabilecek olan yaptırımlardan biri, suça konu otelin fuhşa yer temin edilmek suretiyle elde edildiğine dair kuvvetli şüphe olması durumunda, CMK m. 128 uyarınca otele el konulması ve muhakeme sonunda müsadere edilmesidir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9dc82d73dade8cb873bd20803e1a041a wp-block-paragraph">&nbsp;“<em>Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü</em>” uyarınca komisyon ve kurulların kurulması öngörülmüştür. Komisyon, tüzüğün 8. maddesi uyarınca; <em>komisyonun&nbsp;&nbsp; icra&nbsp; kısmı;&nbsp;&nbsp; genel&nbsp;&nbsp; kadınlarla,&nbsp;&nbsp; fuhuşu&nbsp;&nbsp; sanat&nbsp;&nbsp; ve&nbsp;&nbsp; geçim&nbsp;&nbsp; vasıtası&nbsp; yapan&nbsp;&nbsp; 23 üncü&nbsp; maddedeki&nbsp;&nbsp; kadınların&nbsp; ve&nbsp; genel&nbsp; evlerin tesbit ve tescili, gizli fahişelerle gizli fuhuş yapılan yerlerin meydana çıkarılması, muayenesine lüzum görülen şahısların getirilmesi, kapanması gereken yerlerin kapatılması</em> yönünden yetkili kılınmıştır. Bu nedenle ilgili otelin, tüzüğün 96. ve 104. maddesi uyarınca komisyon kararı ile üç ayı geçmemek suretiyle kapatılması ve fuhşa karışanlara idari para cezası kesilmesi mümkündür. Ancak fuhuş mağduru kadınlara ne tüzük uyarınca ne de 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca idari para ceza yazılabilmesi mümkün değildir. Nitekim Anayasa Mahkemesi verdiği bir ihlal kararında fuhuş yapmak için başkalarını rahatsız etmenin 5326 sayılı Kanun’un 37. Maddesi kapsamında olmadığını belirtmiştir.<a href="#_ftn35" id="_ftnref35">[34]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-fb10acf43e986503f5fc99b23432b917 wp-block-paragraph">Önleme araması, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 9. maddesinde ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 18. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre polis; tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla usulüne göre verilmiş sulh ceza hakiminin kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirin vereceği yazılı emirler; kişilerin üstlerini, araçlarını, özel kağıtlarını ve eşyasını arayabilir. Bu arama esnasında ele geçirilen suç delilleri hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılır. Suç şüphesinin öğrenilmesinden itibaren artık önceden alınan önleme araması kararına istinaen arama yapılamaz.<a href="#_ftn36" id="_ftnref36"><sup>[35]</sup></a> Aksi takdirde bu aramadan elde edilecek deliller hukuka aykırı olacaktır.<a href="#_ftn37" id="_ftnref37"><sup>[36]</sup></a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-dae205c0f8e74ab5497c893c0e6f7416 wp-block-paragraph">Arama, hâkim kararı üzerine yapılır. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri aramayı icra edebilirler.<a href="#_ftn38" id="_ftnref38"><sup>[37]</sup></a> Ancak arama yapılacak yer konut, iş yeri ve kamuya açık olmayan bir alan ise hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile arama yapılabilir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f87c2957376be0474f3109297829d166 wp-block-paragraph">Görüldüğü üzere, eğer kolluğa bir suç işlendiği yönünde şikâyet gelmesi durumunda artık “adli arama kararı” alınması zaruridir. Kolluğun önleme aramasına dayanarak ya da keyfi biçimde arama icra etmesi ve suçüstü halini buna dayanak göstermesi mümkün değildir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4566ed9075b330ac9a605bb708719b43 wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-bda56fe49370931cbf940be0fb35e743 wp-block-paragraph">Artuk M E/Gökcen A/Alşahin M E/Çakır K, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 20. Baskı, Adalet Yayınevi, 2022.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-269c8152de21205d6a130b1f05fbe0dc wp-block-paragraph">Aydın A, Suça Teşebbüs, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2006, 55 (1), 85-113.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-375403b429dde3595ea080d4ed016089 wp-block-paragraph">Bostancı Bozbayır G, Fuhuş, Özel Ceza Hukuku, c. VII, Genel Ahlaka Karşı Suçlar ve Aile Düzenine Karşı Suçlar, On İki Levha Yayıncılık, 2020.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-fa13a50588b88686cc3ce6c7d39e7750 wp-block-paragraph">Çoksezen D M, Fuhuş Suçu (TCK 227), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2021.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c1a506c9d334357cab427d8be9c2a96e wp-block-paragraph">Gökcen A/Balcı M/Alşahin M E/Çakır K, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, 2023.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d0ad2220c979a2147166f9f8c293754c wp-block-paragraph">İçel K, Görünüşte Birleşme (İçtima) ilkeleri ve Yeni Türk Ceza Kanunu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2008, 7 (14), 35-49.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4fe451d7c987f72e5de9fef1dfe3b4de wp-block-paragraph">İpekçioğlu P A, Türk Ceza Kanunu’nda Bileşik Suç, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2012, 61 (1), 43-67.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-fd71f5aeacf89cd28444ae8110a2df95 wp-block-paragraph">Katoğlu T, Ceza Hukukunda Suçun Mağduru Kavramının Sınırları, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2012, 61 (2), 657-694.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-38d5b097bdd3a78ff254ea326d46d5f0 wp-block-paragraph">Özbek V Ö/Doğan K/Bacaksız P/Tepe İ, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 12. Baskı, Seçkin Yayıncılık, 2017.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6638eab1811f1e0dca63cf64e031ff06 wp-block-paragraph">Özen M, Ceza Muhakemesi Hukuku Dersleri, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, 2022.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1681e05bad67f449d1829073eec88146 wp-block-paragraph">Taşdemir Ö, Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi (TCK m. 262), Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2020, 5 (1-2), 3061-3081.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8da4139b13d454b93ff33bfa602b968a wp-block-paragraph">Tezcan D/Erdem M R/Önok R M, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 21. Baskı, Seçkin Yayıncılık, 2023.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f1b6c0d33a12569410c96043be64b9b9 wp-block-paragraph">Ünver Y/Hakeri H, Ceza Muhakemesi Hukuku, 19. Baskı, Adalet Yayınevi, 2022.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-b0d54ca00f20d3aa70fdb48d12145b44 wp-block-paragraph">Yılmaz Y, İnsan Ticareti Suçu ve İçtima Sorunu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2017, 23 (3), 883-972.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3223760b510b2e17970e7d2c9f67d745 wp-block-paragraph">Zafer H, Fuhuş Suçu (TCK m. 227), D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş TEZCAN’a Armağan, 2019, 21 (Özel s.), 3157-3183.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4b884ce5399cb825737e7a69bf37034e wp-block-paragraph"><strong>KARARLAR</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-43d0cbaf00d6b00312126c1d49b28d8b wp-block-paragraph">Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, B. 2014/19152 T. 18.10.2017</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-32fbc399243ee11c8cce591673d0c201 wp-block-paragraph">Yargıtay 11. CD., E. 2012/1112 K. 2013/10139 T. 14.6.2013</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-7b7cd5e678646f4ddff6437f0a5bbf58 wp-block-paragraph">Yargıtay 11. CD., E. 2020/328 K. 2023/4463 T. 25.5.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-fd61f668109bc812765966208104e63b wp-block-paragraph">Yargıtay 14. CD., 2012/14810 K. 2014/9895 T. 15.9.2014</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ea344f6e660f292e220b6a470ffc153d wp-block-paragraph">Yargıtay 14. CD., E. 2013/2742 K. 2014/12921 T. 19.11.2014</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9bade61835c0dbb24cb1ca149bdb1008 wp-block-paragraph">Yargıtay 14. CD., E. 2015/2478 K. 2018/2399 T. 2.4.2018</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4e2a5728dc90ba215f425627de070e36 wp-block-paragraph">Yargıtay 15. CD., E. 2013/10303 K. 2015/23086 T. 6.4.2015</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-981d27c36336db4d14cd926d941938d5 wp-block-paragraph">Yargıtay 18. CD., E. 2015/24178 K. 2015/10157 T. 4.11.2015</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1fcd2564265bd1a951e74af0c31cdc3e wp-block-paragraph">Yargıtay 18. CD., E. 2015/35622 K. 2016/6429 T. 30.3.2016</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a76967934ee3dc5d1cb4ac196c5c214c wp-block-paragraph">Yargıtay 18. CD., E. 2015/43507 K. 2017/15775 T. 28.12.2017</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a8374246407ad688e7ae8bf8e1431a2c wp-block-paragraph">Yargıtay 18. CD., E. 2016/8870 K. 2018/10552 T. 2.7.2018</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d735733eaedb1c92e55ea163a017891b wp-block-paragraph">Yargıtay 18. CD., E. 2019/8573 K. 2019/15055 T. 22.10.2019</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-5cfe2194f068354f795b1eb556515193 wp-block-paragraph">Yargıtay 20. CD., E. 2016/1387 K. 2016/2317 T. 21.4.2016</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ee569fd40c55bb2904cfac695cfa3ac3 wp-block-paragraph">Yargıtay 23. CD., E. 2015/11292 K. 2016/11221 T. 28.12.2016</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-aa1e9dc439e71e7c77e0c70793f26aea wp-block-paragraph">Yargıtay 4. CD., E. 2015/7076 K. 2015/30705 T. 8.6.2015</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-b976e49e00fecef917c0c7e4999afa68 wp-block-paragraph">Yargıtay 4. CD., E. 2020/14135 K. 2022/211005 T. 26.10.2022</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0970a8dffe0a38b9a63f291788736527 wp-block-paragraph">Yargıtay 4. CD., E. 2020/33701 K. 2023/9040 T. 16.2.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6507b4f00c4ea8636b2c8f678cec7771 wp-block-paragraph">Yargıtay 4. CD., E. 2021/10961 K. 2023/19602 T. 7.6.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-b9fb55b5dcd2692c187b7f4cd4a4314e wp-block-paragraph">Yargıtay 4. CD., E. 2021/12813 K. 2023/19909 T. 14.6.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-60e76c03424bc37f80a5f6c02df12390 wp-block-paragraph">Yargıtay 4. CD., E. 2021/14009 K. 2023/21299 T. 19.9.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f66d8c94bc5f64b2ab57c8e1f4651f45 wp-block-paragraph">Yargıtay 4. CD., E. 2021/20298 K. 2024/1242 T. 6.2.2024</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4f066005ade742e234fd216d158dc2f3 wp-block-paragraph">Yargıtay 4. CD., E. 2021/3923 K. 2023/16327 T. 21.3.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f37f9c5e732de4b82cd1dcd6332f7f40 wp-block-paragraph">Yargıtay 4. CD., E. 2021/9014 K. 2023/15699 T. 6.3.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-da17ac01f1ebb5a24facb9753a648162 wp-block-paragraph">Yargıtay 4. CD., E. 2023/4708 K. 2023/19345 T. 5.6.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-810aa828f00f4ff5455b4e0787cf6b27 wp-block-paragraph">Yargıtay 5. CD., E. 2013/1075 K. 2014/4771 T. 29.4.2014</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-989b50926849e74793aa731b58ebec08 wp-block-paragraph">Yargıtay 8. CD., E. 2023/1652 K. 2023/8284 T. 1.11.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-7ce8bf10105d216b85a195208f461bb2 wp-block-paragraph">Yargıtay 8.CD., E. 2014/5695 K. 2014/13722 T. 4.6.2014</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-be8d1007acada27ab0750143f1c10312 wp-block-paragraph">&nbsp;Yargıtay 9. CD., E. 2013/11102 K. 2014/11679 T. 19.11.2014</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0d2b722f9273b56cd068c15b47fa0093 wp-block-paragraph">Yargıtay 9. CD., E. 2022/11807 K. 2023/1779 T. 28.3.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-76d90149385f7235c8d239264be995b1 wp-block-paragraph">Yargıtay CGK., E. 2021/347 K. 2022/284 T. 21.4.2022</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-450c88ce168a5d5233c0570a3d2b5bd7 wp-block-paragraph">YCGK., E. 2012/1392 K. 2013/274 T. 28.5.2013</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3d3439cb9ba51963c25664f167ec3395 wp-block-paragraph">YCGK., E. 2015/209 K. 2015/339 T. 20.10.2015</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-7beb26090ce80c1de209f218bafd9417 wp-block-paragraph">YCGK., E. 2016/760 K. 2017/138 T. 14.3.2017</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9da0503728267613b1e2453d21af5201 wp-block-paragraph">YCGK., E. 2019/627 K. 2022/477 T. 23.6.2022</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-7bce153ab80849f26413b51e04be118a wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[1]</a> Yargıtay da bu görüştedir; “<em>Sanığın, kendisinin polis olduğunu söyleyerek tanıklara gösterdiği iddia ve kabul edilen demir polis rozetinin (Armasının) 2933 sayılı Kanun&#8217;da düzenlenen madalya ve nişanlardan olmadığı nazara alınarak 5237 sayılı Kanun&#8217;un 264 üncü maddesinde düzenlenen ve maddi unsurları “Bir rütbe veya kamu görevinin veya mesleğin, resmi elbisesini yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giyen veya hakkı olmayan nişan veya madalyaları takan kimseye&#8230;” şeklinde düzenlenen özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçunun oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın beraati yerine yazılı ve yeterli olmayan gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur</em>.” Yargıtay 9. CD., E. 2022/11807 K. 2023/1779 T. 28.3.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-bbcb508e0958170d172a1492a012627d wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[2]</a> “<em>1. Sanığın, kız arkadaşının başka birisi ile görüştüğünü düşünmesi üzerine bu&nbsp;kişinin kimlik bilgilerine ulaşmak amacıyla oluşturduğu sahte MİT kimliği ile şikâyetçinin çalıştığı kafeye gitmesi, kendisini MİT mensubu olarak tanıtarak kafeye ait güvenlik görüntülerini görmek istemesi, şikâyetçinin durumdan şüphelenmesi üzerine amacına ulaşamaması biçimindeki eylem nedeniyle hakkında kamu davası açılmıştır.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-18babf6337b8f9148fadcd05efa069d6 wp-block-paragraph"><em>…</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3737b7bcfc0cf859e0bc1447d9558a97 wp-block-paragraph"><em>A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-11359a13dae14e13476baeed491ad74f wp-block-paragraph"><em>1. Sanık hakkında kurulan hükümde yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanık hakkında sübut konusunda ulaşılan sonuçta hukuka aykırılık bulunmamıştır.”</em>cYargıtay 11. CD., E. 2020/328 K. 2023/4463 T. 25.5.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-aae64996fad0150c69531cb625b6f82e wp-block-paragraph">“<em>Sanık savunmaları, olay tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından sanıktan kimliğini çıkarmasını isteyen görevlilerin düzenlediği 12.06.2012 tarihli tutanakta ibraz edilen&nbsp;polis&nbsp;kimlik kartının gözle görülebilir şekilde orijinal&nbsp;polis&nbsp;kimlik kartı olmadığının ve renkli fotokopi vasıtasıyla oluşturulmuş olduğunun belirtildiği, 25.06.2012 tarihli kriminal raporda kartın renkli fotokopi ve&nbsp;sahte&nbsp;olduğunun tespit edildiği, aynı raporda her ne kadar kartın aldatma kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiş ise de mahkeme tarafından 06.12.2012 tarihli oturumda yapılan incelemede suça konu&nbsp;polis&nbsp;kimliğinin renklerinin soluk olduğu, başka bir kartın ön ve arka yüzüne&nbsp;polis&nbsp;kimliğinin taklit edilerek yapıştırılmış basit nitelikte olduğu,&nbsp;polis&nbsp;rozetinin ise&nbsp;polislere verilen seri numarası bulunan rozetlerden olmayıp piyasada satılan rozetlerden olduğunun gözlemlendiği, sanığın katılan kurum banka hesabına usulsüz kullanım ücreti olarak 140 TL yatırdığı anlaşıldığından unsurları itibariyle oluşmayan dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir</em>.” Yargıtay 23. CD., E. 2015/11292 K. 2016/11221 T. 28.12.2016</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-579d4ed292a7badf0eb07385329fd21a wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[3]</a> Özgür Taşdemir, Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi (TCK m. 262), Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2020, 5 (1-2), 3061-3081, s. 3067; Yargıtay kararlarında özellikle bu hususa vurgu yapılmaktadır; “<em>TCK’nın 262/1. maddesinde düzenlenen kamu görevini usulsüz üstlenme suçunun hareket öğesini; bir kamu görevini kanun ve diğer mevzuata aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs edilmesi oluşturmaktadır. Bu suçun meydana geldiğinden söz edilebilmesi için yalnızca bir kamu görevine ilişkin sıfatın kullanılması yeterli görülmemekte, eylemli olarak bir kamu görevinin fail tarafından yerine getirilmeye kalkışılması zorunlu bulunmaktadır. Bu bakımdan, suçun tamamlanması için failin üstlenmeye kalkıştığı kamu görevini tamamlaması veya bu fiilden dolayı çıkar sağlamış bulunması ya da mağdura bir zarar vermesi de gerekli değildir. Failin bir kamu görevini yerine getirmeye teşebbüs ettiğinin saptanması durumunda suçun tamamlandığı kabul edilmelidir</em>.” Yargıtay 5. CD., E. 2013/1075 K. 2014/4771 T. 29.4.2014; Benzer kararlar için bkz. Yargıtay 4. CD., E. 2015/7076 K. 2015/30705 T. 8.6.2015; Yargıtay 11. CD., E. 2012/1112 K. 2013/10139 T. 14.6.2013</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-bbed9f2e58ec4a4a69a8fd095aa8208b wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[4]</a> M. Emin Artuk/Ahmet Gökcen/M. Emin Alşahin/Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 20. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2022, s. 1156; Benzer durum TCK m. 264 açısından da geçerlidir. Yargıtay bir kararında, dolandırıcılık suçu ve özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçundan ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğini belirtmiştir; “<em>Olay günü sanığın kendisini zabıta görevlisi olarak tanıtıp katılana &#8230;&#8217;in nerde olduğunu sorduğu, katılanın &#8230; isimli nakliyeciyi aradığı, ancak &#8230;’in kimseyle taşıma konusunda sözleşmediğini söylemesi üzerine, katılanın sanığa hangi &#8230;&#8217;i aradığını sorduğunda sanığın “neyse boşver” diyerek katılana “&#8230;&#8217;de çekyat var onu alıp gelelim” dediği, katılanın kabul etmesi üzerine birlikte kamyonete bindikleri, Devlet Hastanesi önüne geldiklerinde sanığın, kayınbiraderi olduğunu, bakıp geleceğini söyleyip katılanın beklemesini istediği, 2-3 dakika sonra sanığın geri gelerek yabancı paraları çıkartıp acele para gerektiğini, dolar bozup bozamayacağını sorduğu, katılandan doları bozmasını ya da para varsa &#8230;’de iade etmek üzere vermesini istediği, katılanın sanığa 500 TL verdiği, sanığın parayı alıp hastaneye girdiği ancak bir daha gelmediği olayda;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e9f2d970b6bbf96dd225001c13ffd4b8 wp-block-paragraph"><em>1- Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik incelemede;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e14928238f57c7e6dbeff084173f0719 wp-block-paragraph"><em>Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6b3abb5521fa80d75b4c3421b480e5a0 wp-block-paragraph"><em>2- Sanık hakkında özel işaret ve kıyafetlerin usulsüz kullanılması suçundan verilen hükme yönelik incelemede;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1cea7f0f4c3e6a559a9a9c3287a293b4 wp-block-paragraph"><em>Katılanın beyanında sanığın zabıta kıyafetiyle geldiğini, şapkasını araçta bıraktığını beyan etmesi, adli emanetin 2011/94 sırasına kayıtlı zabıta şapkasını polislere teslim etmesi, hastanenin güvenlik kamera kayıtlarında sanığın hastane içinde zabıta kıyafetiyle dolaştığının belirlenmesi karşısında, sanığın TCK’nın 264. maddesinde düzenlenen özel işaret ve kıyafetlerin usulsüz kullanılması suçundan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatına karar verilmesi</em>” Yargıtay 15. CD., E. 2013/10303 K. 2015/23086 T. 6.4.2015</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-db908a4afa542be4a93809607183a0dc wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[5]</a> Kayıhan İçel, Görünüşte Birleşme (İçtima) ilkeleri ve Yeni Türk Ceza Kanunu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2008, 7 (14), 35-49, s. 38</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-69a390ed38ea01595fa75043e8c0640a wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[6]</a> İçel, 44</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3a28b533324690f506eed2f498dee5cd wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[7]</a>Durmuş Tezcan/M. Ruhan Erdem/R. Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 21. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2023, s. 485; “<em>Yaşı ve hafif düzeyde zihinsel yetersizliği nedeniyle beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan on üç yaşındaki mağduru para karşılığında ikna eden sanıkların, ıssız bir yere götürüp, cinsel istismar suçunu rahat bir şekilde gerçekleştirebilmek ve kaçmasını önlemek amacıyla ellerini ağaca bağlayarak cinsel istismarda bulundukları olayda, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini, mağduru para verme bahanesiyle kandırmaları nedeniyle hile, ellerini ağaca bağlamak suretiyle de cebir ile gerçekleştirdikleri anlaşıldığından suçun 5237 sayılı TCK’nun 109/2. maddesi kapsamında kaldığı kabul edilmelidir</em>.” YCGK., E. 2015/209 K. 2015/339 T. 20.10.2015</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-91c51d50afa7aab4c4f2ee414ec710c6 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[8]</a> Pervin Aksoy İpekçioğlu, Türk Ceza Kanunu’nda Bileşik Suç, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2012, 61 (1), 43-67, s. 49</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8325d8d0419ae68f44eaf0d02aae561a wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[9]</a> “<em>5237 sayılı TCK&#8217;nın 262. maddesinin birinci cümlesinde düzenlenen kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunun oluşması için ortada yapılması gereken bir kamu görevi bulunmalı ve fail bu görevi mevzuata aykırı biçimde üstlenip yerine getirmeye teşebbüs etmelidir. Burada kamu görevini yerine getirmeye çalışma fiilinin neticeye ulaşması, yani üstlenilen görevin tamamlanmış olması gerekmemekte ve teşebbüs aşamasında kalmakla suç tamamlanmaktadır. Bu suç bakımından failin kamu görevlisi olmaması veya üstlenmek istediği kamu görevini yapmaya yetkili ve görevli bulunmayan bir kamu görevlisi olması gerekir. Suç memuriyet sıfatını değil kamu görevini üstlenmeye (yerine getirmeye) teşebbüs edilmesi halinde oluşur. Başka bir deyişle failin kendisine memur süsü vermesi yetmemekte, ayrıca üstlenilen görevin yapılmasına kalkışılması gerekmektedir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8238506ffa1c94ba0bffa8ff3342ecfd wp-block-paragraph"><em>Somut olay değerlendirildiğinde ise sanığın, olay yerine gelen katılan &#8230;&#8217;ın polise haber vermek istemesi üzerine kendisini zor durumdan kurtarmak için polis olduğunu söylemesi şeklindeki eyleminde üstlenilen memuriyete ait bir görevin yapılmaya kalkışılmadığı anlaşıldığından, kanuni unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi</em>” Yargıtay 14. CD., E. 2015/2478 K. 2018/2399 T. 2.4.2018</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f0272c33c194ec8d289983747d3000eb wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[10]</a> “<em>Dosyadaki olgular itibari ile, sanıklar &#8230; ve &#8230;&#8217;ın, temyiz dışı sanık &#8230; ile birlikte mağdurun evinin önüne araç ile geldikleri, &#8230;&#8217;in mağduru almak için apartmana girip evine çıktığı, diğer sanıklar &#8230; ve &#8230;&#8217;in de araçta bekledikleri, kapıyı çalan &#8230;&#8217;in, mağdura kendisini&nbsp;polis&nbsp;olarak tanıtmak suretiyle birlikte karakola gitmeleri gerektiğini söylediği, bu şekilde mağdurun, &#8230; ile birlikte aşağıya indiği, araca bineceği sırada araçta diğer sanıkları gören mağdurun,&nbsp;polis&nbsp;kimliklerini görmek istediğini belirterek araca binmeyi reddettiği, sanıkların kimlik yok diyerek mağduru araca binmeye zorladıkları, bu sırada tarafların tartıştığını gören mağdurun komşusu tanık &#8230;&#8217;ın müdahalesi üzerine sanıkların mağduru alamadan uzaklaştıkları, bu şekilde sanıkların, aynı fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, olay tarihinde 18 yaşından küçük olan mağduru, hile ile araca bindirmeye çalıştırdıkları anlaşılmakla; mahkemenin, sanıkların eyleminin sabit olduğuna dair kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir</em>.” Yargıtay 8. CD., E. 2023/1652 K. 2023/8284 T. 1.11.2023; Yargıtay bir başka kararında hem kişiyi hürriyetinden yoksun kılma hem de kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçundan verilen cezayı onamıştır; “<em>Sanık hakkında kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-680e41fa58dec0f60c10aeeae6879ba4 wp-block-paragraph"><em>Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2c513de9eeee3f61e0159ac78404782f wp-block-paragraph"><em>Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-455bbda54ebc78ace31cf3dd1d32b6bf wp-block-paragraph"><em>Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0741b8cfc13804513bd20338690ce5b9 wp-block-paragraph"><em>Ancak;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d54f4abb951993db8550712a75c93822 wp-block-paragraph"><em>Sanığın diğer sanıklarla birlikte, mağdure &#8230;..&#8217;ya polis kimliğini göstererek polis olduklarını söyleyip &#8221;Bizimle geleceksin&#8221; şeklindeki hileli davranışlarıyla araca aldıkları mağdureyi 150-200 metre götürdükten sonra şahsına zarar vermeden ve soruşturma başlamadan önce kendiliklerinden serbest bırakmaları karşısında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan eylemlerine uyan TCK.nın 109/2, 109/3-b-110 maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine, TCK.nın 109/1. maddesine göre hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini</em>” Yargıtay 14. CD., E. 2013/2742 K. 2014/12921 T. 19.11.2014</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-bf1f24c7033520cec2a189ee26dd0de1 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref12" id="_ftn12">[11]</a>Yeşim Yılmaz, İnsan Ticareti Suçu ve İçtima Sorunu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2017, 23 (3), 883-972, s. 963</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9b8fc4a9c34c75cf57420357840bcb2a wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref13" id="_ftn13">[12]</a> Hamide Zafer, Fuhuş Suçu (TCK m. 227), D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş TEZCAN’a Armağan, 2019, 21 (Özel s.), 3157-3183, s. 3180</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4f5512adcbc598a21c8661944c38153b wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref14" id="_ftn14">[13]</a>Yılmaz, 922; “<em>Sanığın dosya kapsamından, katılan &#8230;’nın kaçırılması eylemine iştirak ettiği ve bu itibarla insan ticareti suçunu işlediği anlaşıldığından, bu suçtan cezalandırılması gerektiği ayrıca&nbsp;kişiyi hürriyetinden&nbsp;yoksun kılma suçunun insan ticareti suçunun unsuru olduğu, bu nedenle ceza verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi</em>” Yargıtay 18. CD., E. 2015/35622 K. 2016/6429 T. 30.3.2016; Benzer bir başka karar için bkz. Yargıtay 9. CD., E. 2013/11102 K. 2014/11679 T. 19.11.2014</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-73c9ec7195ada3114e7b448911adead3 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref15" id="_ftn15">[14]</a> “..<em>Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi ile sanık &#8230; hakkında insan ticareti ve fuhuş suçlarından TCK.nun 80, 227/2-4-6 ve 43. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması için kamu davası açıldığı, insan ticareti suçu ile fuhuş suçlarının birbirinden bağımsız suçlar olduğu, dosyadaki deliller değerlendirilip, insan ticareti suçunun sübut bulup bulmadığı irdelenerek sonucuna göre beraat veya mahku- miyet kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi</em>” Yargıtay 8.CD., E. 2014/5695 K. 2014/13722 T. 4.6.2014; “<em>a- Sanık V.. A.. hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a3565483673291374923f84a028907fe wp-block-paragraph"><em>Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 80. maddesinde düzenlenen&nbsp;insan ticareti&nbsp;suçunun oluşabilmesi için failin mağdura yönelik olarak &#8220;tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliğinden yararlanarak rızasını elde etmek&#8221; biçiminde bir harekette bulunması ve bu hareketleri yaparken veya yaptıktan sonra mağduru ülkeye sokması, ülke dışına çıkarması, tedarik etmesi, kaçırması, bir yerden başka bir yere götürmesi, sevk etmesi veya barındırması gerekmektedir. Suçun oluşması için hem araç hareketlerden, hem de amaç hareketlerden en az birisi bir arada bulunmalıdır. Araç hareketler, asıl veya amaç hareketlerden önce veya en geç bu hareketlerle eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Böylece öncelikle araç hareketler ile mağdurun iradesi kırılmalı ve görünüşte rızası elde edilmeli daha sonra da bu husustan yararlanarak suçu oluşturan asıl amaç hareketler gerçekleştirilmelidir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-56bb5a679801c4c230b5fe89b62bc116 wp-block-paragraph"><em>TCK&#8217;nın 227. maddesinde düzenlenen fuhşa aracılık etme suçunun aynı maddenin 4. fıkrasında öngörülen nitelikli halinin oluşabilmesi için ise mağdura cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da mağdurun çaresizliğinden yararlanarak fuhşa sevk edilmesi veya fuhuş yapmasının sağlanması gerekmektedir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-371fef2e5f19d17cd4ff55cbafcc9f3e wp-block-paragraph"><em>İnsan ticareti&nbsp;ve fuhşa aracılık etme suçları birbirinden bağımsız olduğundan, fuhuş yaptırmak maksatlı&nbsp;insan ticareti&nbsp;suçunda,&nbsp;insan ticareti&nbsp;suçunun unsurunu oluşturan araç fiiller ile fuhşun nitelikli halini teşkil eden fiillerin bulunup bulunmadığı her suç açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-80f26d2ca7705adda94736fc1f74df11 wp-block-paragraph"><em>Somut olayda; oluş, dosya kapsamı ve mahkeme kabulüne göre, sanık V.. A..&#8217;ın katılan H.. E.. fuhuş amacıyla barındırdığı ve sevk ettiği anlaşıldığından, sanığın kanıtlanan eylemlerinin TCK&#8217;nın 80/1. madde ve fıkrasında belirtilen &#8220;tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak&#8221; şeklinde gerçekleşen&nbsp;insan ticareti&nbsp;ile TCK&#8217;nın 227/4 maddesinde düzenlenen fuhuş suçlarını oluşturduğu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ise&nbsp;insan ticareti&nbsp;suçunun unsuru olduğu, bu nedenle ayrıca ceza verilemeyeceği gözetilmeden, sübuta eren ve unsurları yönünden oluşan&nbsp;insan ticareti&nbsp;ile fuhuş suçlarından ayrı ayrı mahkumiyeti yerine, yerinde olmayan gerekçeyle fuhuş suçu ile birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi</em>” Yargıtay 18. CD., E. 2015/24178 K. 2015/10157 T. 4.11.2015; “<em>Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0f1fa87c4726c8996a0bf469a46e58fc wp-block-paragraph"><em>İddianamedeki anlatıma ve mahkeme kabulüne göre, sanıkların, başka bir şahsın evinde hayat kadını olarak çalışan mağdureler&#8230; ve &#8230;&#8217;yı cebir ve tehdit kullanmak suretiyle fuhuş amaçlı olarak getirdikleri evde iki gün boyunca tutmaları şeklindeki eylemlerinin TCK.nın 80. maddesinde düzenlenen insan ticareti suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde hükümler kurulması</em>”cYargıtay 14. CD., 2012/14810 K. 2014/9895 T. 15.9.2014; Yargıtay 4. CD., E. 2023/4708 K. 2023/19345 T. 5.6.2023; Öğretide benzer görüş için bkz. Gülşah Bostancı Bozbayır, Fuhuş, Özel Ceza Hukuku, c. VII, Genel Ahlaka Karşı Suçlar ve Aile Düzenine Karşı Suçlar, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2020, s. 114; Tezcan/Erdem/Önok, 84</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-7ef031e64c3ac9dd9aa14b2fd1debb8c wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref16" id="_ftn16">[15]</a> Veli Özer Özbek/Koray Doğan/Pınar Bacaksız/İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 12. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2017, s. 95</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-b5636307d012f5aaa1ca359f557462c4 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref17" id="_ftn17">[16]</a> “<em>Olay tarihinde kırmızı renkli plakasız motosiklet ile seyir halinde giden sanığın üzerinde &#8220;&#8230; *** ** ** ara beni görüşelim.&#8221; ibareli fosforlu değişik renklerde&nbsp;kartvizitleri cadde üzerine atarak devam etmesi üzerine kolluk görevlilerince sanığın yakalandığı, motosikletin direksiyonunda asılı vaziyette poşet içerisinde 400 adet ve cebinde 100 adet ve yere atılı vaziyette 35 adet olmak üzere toplam 535 adet&nbsp;kartvizitin ele geçirildiği, sanığın ikrarı, tanığın anlatımı, ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4bd0707fb67b59c50df32630ca936a2c wp-block-paragraph"><em>IV. GEREKÇE</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-bd520436d57ee5e634ead7e24b66857a wp-block-paragraph"><em>1. Sanığın ikrarı, fuhuş yaptığını ve&nbsp;kartvizitlerin kendisine ait olduğunu beyan eden tanık &#8230;&#8217;nin anlatımları ile ele geçen kart vizitler karşısında, sanığın fuhuş suçunu işlediğine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede sanığın temyiz istemi yerinde görülmemiştir</em>.” Yargıtay 4. CD., E. 2021/3923 K. 2023/16327 T. 21.3.2023; Yargıtay 4. CD., E. 2021/14009 K. 2023/21299 T. 19.9.2023; Yargıtay 4. CD., E. 2021/10961 K. 2023/19602 T. 7.6.2023</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-653e5c3b2b945d364fac00aa4db5665f wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref18" id="_ftn18">[17]</a> “<em>Olay tarihinde bir şahsın araç içerisinden cadde üzerinde kartvizit saçarak uzaklaştığının ihbarı üzerine, yol ve kaldırım üzerinde telefon numaralarının yazılı olduğu kartvizitlerin bulunduğu, ihbar edilen aracın durdurulması neticesinde araçta bulunan mağdur &#8230;&#8217;nin söz konusu telefon numaralarını kullandığının belirlendiği, kartların üzerinde bulunan resimlerin özelliği ve telefon numarası bulunuşu nedeniyle kartvizitin fuhuş müşterileri ile temas edebilmek maksadı ile bastırıldığı ve bu maksatla sanık tarafından yol üstüne atılmak suretiyle fuhuşa aracılık edildiği kabul olunarak Yerel Mahkemece sanığın mahkumiyeti yönünde hüküm kurulmuştur.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>…</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0741b8cfc13804513bd20338690ce5b9 wp-block-paragraph"><em>Ancak;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0e428a81174a59d232d368d076ae2c6c wp-block-paragraph"><em>Soruşturma evresinde düzenlenen 04.02.2015 tarihli tutanak içeriğine göre; bir şahsın araç içerisinden kartvizit saçarak uzaklaştığının ihbarı üzerine, yol ve kaldırım üzerinde telefon numaralarının yazılı olduğu kartvizitlerin bulunduğu olayda, sanığın savunmasında iddiaya konu kartvizitleri kendisinin atmadığını, mağdurun fuhuş eylemiyle bir ilgisinin bulanmadığını ifade etmesi, araç içerisinde yapılan aramada herhangi bir kartvizite ya da suç unsuruna rastlanılmadığının tespit edilmesi ve suç tarihi itibariyle 6763 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun&#8217;un 227 nci maddesinin üçüncü fıkrasının yürürlükte bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın mağdurun gerçekleştirdiği fuhuş eylemlerine 5237 sayılı Kanun&#8217;un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında katkı sağladığına dair dosyada mevcut her türlü şüpheden uzak, kesin bir delil bulunmadığı ve sanığın sadece kartvizit dağıtmaktan ibaret eyleminin 5237 sayılı Kanun&#8217;un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında suç tarihi itibarıyla suç teşkil etmediği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür</em>.” Yargıtay 4. CD., E. 2020/33701 K. 2023/9040 T. 16.2.2023; Benzer yönde kararlar için bkz. Yargıtay 18. CD., E. 2019/8573 K. 2019/15055 T. 22.10.2019; Yargıtay 4. CD., E. 2021/12813 K. 2023/19909 T. 14.6.2023; Yargıtay 18. CD., E. 2015/43507 K. 2017/15775 T. 28.12.2017</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-961f46c48d7f35d488d8663b8b4ff3fe wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref19" id="_ftn19">[18]</a> “<em>Sanığın, üzerinde mağdura ait bilgilerin bulunduğu&nbsp;kartvizitleri dağıtmaları için tanıklara vermesi biçimindeki eylemin, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle yapılan düzenlemeden önce de TCK’nın 227. maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki fuhşun yolunu kolaylaştırma suçunu oluşturması, bu nedenle söz konusu eylemin suç tarihinde tipik olmadığı yönündeki Özel Daire kararında isabet bulunmaması ve yasal değişiklik ile yeniden düzenlenen özel norm niteliğindeki TCK’nın 227. maddesinin üçüncü fıkrasının sanık lehine hükümler içermesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, yeni düzenlemenin, aynı Kanun’un 2 ve 7. maddeleri gereğince sanık hakkında uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.</em>” Yargıtay CGK., E. 2021/347 K. 2022/284 T. 21.4.2022;&nbsp; Benzer yönde kararlar için bkz. Yargıtay 4. CD., E. 2020/14135 K. 2022/211005 T. 26.10.2022; YCGK., E. 2019/627 K. 2022/477 T. 23.6.2022</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-12c8565303ceac457f036da01c354642 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref20" id="_ftn20">[19]</a> Zafer, 3172</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ce8692f0f17792aa55f3b11990095281 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref21" id="_ftn21">[20]</a> Bostancı Bozbayındır, 101</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-764b63ab7633f8b4ed659bb3ba7bcdc7 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref22" id="_ftn22">[21]</a> Duygu Merki Çoksezen, Fuhuş Suçu (TCK 227), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2021, s. 245</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-62e2f545771fb46a85f6ec7d4a56eafe wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref23" id="_ftn23">[22]</a> Madde gerekçesi şöyledir; <em>MADDE 19- Madde ile, kişilerin ve özellikle çocukların fuhşa teşvik ve sürüklenmesini önlemek amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Son zamanlarda, büyük şehirler başta olmak üzere birçok yerde, cadde ve sokaklara üzerinde müstehcen resim ve telefon numaralarının bulunduğu fuhuş davetiyesi kartlarının atılması, bunların alenen gençlerin ve çocukların yoğun olarak bulunduğu mekânlarda bulunması, fuhşu kolaylaştırıcı bir etki doğurmakta ve bu durum toplumda ciddi rahatsızlıklara sebebiyet vermektedir. Bu kapsamda Türk Ceza Kanununun 227 nci maddesinin üçüncü fıkrası yeniden düzenlenerek fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlandığı anlaşılan görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya elektronik ortam da dâhil olmak üzere her türlü şekilde yayan kişilerin cezalandırılması ve böylelikle fuhuşla daha etkin mücadele edilmesi amaçlanmaktadır. </em>Zafer, 3159</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-b5061409f05af7de377d14ea61d299bb wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref24" id="_ftn24">[23]</a> İçel, 37</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-b3e3ff8b484508b0922af06dab5ac84f wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref25" id="_ftn25">[24]</a> Özbek/Doğan/Bacaksız/Tepe, 875</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3004e95e581e93f482d6750b593ccc7a wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref26" id="_ftn26">[25]</a> Bostancı Bozbayındır, 103; Özbek/Doğan/Bacaksız/Tepe, 879</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-18980ab2c6994915e31c9726a21bec21 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref27" id="_ftn27">[26]</a> Devrim Aydın, Suça Teşebbüs, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2006, 55 (1), 85-113, s. 109</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-81f38b4b6129d5457f3e239d0addce8e wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref28" id="_ftn28">[27]</a> Zafer, 3172</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ef9b7c556b2c9aa64bffebf55b7cda97 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref29" id="_ftn29">[28]</a> “<em>Fuhuş için yer temin etme suçunun&nbsp;mağdur&nbsp;sayısınca oluşacağının kabulü halinde, 5237 sayılı TCK&#8217;nun 43. maddesi ile uygulama yapılmayacağından, sanık hakkında her bir&nbsp;mağdur&nbsp;için ayrı ayrı TCK&#8217;nun 227/2, 62 ve 52/2. maddeleri uygulanarak alt sınırdan hüküm kurulması durumunda sonuç ceza 1 yıl 8 ay hapis ve 12.000 Lira adli para cezası olacaktır. Hükmolunacak sonuç hapis cezasının iki yılın altında olması nedeniyle sanık hakkında 5271 sayılı CMK&#8217;nun 231. maddesinde düzenlenmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve 5237 sayılı TCK&#8217;nun 51. maddesinde düzenlenmiş olan erteleme hükümlerinin uygulanma ihtimali oluştuğundan, sanık lehine oluşan bu yeni durumun yerel mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-70349e8a23c542d2a9232d2f6326a782 wp-block-paragraph"><em>Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8ea19ce4e8fca1f777d5e124e915fd07 wp-block-paragraph"><em>Sanığın, sahibi olduğu otelde dokuz adet&nbsp;mağdura fuhuş için yer temin etmek şeklinde gerçekleştirdiği eylem nedeniyle fuhuş suçundan TCK&#8217;nun 227/2, 43/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 15.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme hükmünün Özel Dairece, ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla, eylemin&nbsp;mağdur&nbsp;sayısınca suç oluşturduğundan bahisle bozulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır</em>.” YCGK., E. 2012/1392 K. 2013/274 T. 28.5.2013</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3dcb59807698fb8e1c00d7d80854b572 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref30" id="_ftn30">[29]</a> Çoksezen, 423</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-58782ea04b3040291216648aa695c62f wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref31" id="_ftn31">[30]</a> Çoksezen, 269; Zafer, 3179</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c43b7833d775a90818301217bbf3142c wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref32" id="_ftn32">[31]</a> Tuğrul Katoğlu, Ceza Hukukunda Suçun Mağduru Kavramının Sınırları, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2012, 61 (2), 657-694, s. 663; “<em>TCK’nın 227/2. maddesinde düzenlenen fuhuş suçunun mağdurunun sanığın bizzat&nbsp;kendisi olması nedeniyle ve&nbsp;kendi&nbsp;fuhuşuna aracılık etmesi eyleminin bu suçu oluşturmayacağı gözetilmeden, beraat yerine mahkumiyetine karar verilmesi”</em> Yargıtay 18. CD., E. 2016/8870 K. 2018/10552 T. 2.7.2018</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ca8c599e9193c9767a5380eabb221dbc wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref33" id="_ftn33">[32]</a> Aksi görüş için bkz. Zafer, 3179</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-459b5c7b94cf9d7d62aaa8ae34ce08f5 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref34" id="_ftn34">[33]</a> “<em>B. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, tanıklar &#8230; ve &#8230;&#8217;nin beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanığın atılı suçtan 50,00 TL kazanç elde ettiği, sanığın üzerinden çıkan ve adli emanetin &#8230; sırasına kaydedilen diğer paraların ise suçtan elde edildiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla; suçtan elde edilen 50,00 TL kazancın&nbsp;müsaderesine, adli emanetin &#8230; sırasına kaydedilen diğer paraların ise sahibine iadesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden emanette kayıtlı tüm paraların&nbsp;müsaderesine karar verilmesi</em>”&nbsp; Yargıtay 4. CD., E. 2021/9014 K. 2023/15699 T. 6.3.2023; Benzer yönde başka bir karar için bkz. Yargıtay 4. CD., E. 2021/20298 K. 2024/1242 T. 6.2.2024</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-140e27c1497cfe30100937e92433a2b4 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref35" id="_ftn35">[34]</a> “<em>113. Tüm bu açıklamalar ışığında 5326 sayılı Kanun&#8217;un 37. maddesinde yer alan&nbsp;&#8220;mal veya hizmet satmak için başkalarını rahatsız etmek&#8221;&nbsp;hükmünün başvurucuya isnat edilen&nbsp;&#8220;fuhuş yapmak için başkalarını rahatsız etmek&#8221;&nbsp;fiili bakımından kanunilik unsurunu taşımadığı ve anılan fiili kapsamadığı sonucuna varılmıştır.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1e7b0c64ea7c922541825263364a0c9a wp-block-paragraph"><em>114. Anayasa&#8217;nın 6. maddesine göre hiç kimse veya organ, kaynağını Anayasa&#8217;dan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz. Kamu makamlarının kendilerince rahatsız edici buldukları hâl ve davranışları hukuk boşluğu bulunduğunu öne sürerek yorum yoluyla cezalandırmaları, bu suretle kanunda öngörülmeyen bir kabahat ihdas etmeleri kabul edilemez. Buna göre 5326 sayılı Kanun&#8217;da&nbsp;&#8220;fuhuş amacıyla başkalarını rahatsız etmek&#8221;&nbsp;fiilini öngören bir kabahat düzenlenmemiş olduğundan başvurucunun herhangi bir kanuni dayanak olmaksızın cezalandırıldığı sonucuna varılmıştır</em>.” Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, B. 2014/19152 T. 18.10.2017</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-00d0d08d6ab2c04e25d21b3d5f7d486c wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref36" id="_ftn36">[35]</a> Mustafa Özen, Ceza Muhakemesi Hukuku Dersleri, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2022, s. 539; Yener Ünver/Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, 19. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2022, s. 407</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9b7b28cd1f273890a8aefcce2e145717 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref37" id="_ftn37">[36]</a> Ahmet Gökcen/Murat Balcı/M. Emin Alşahin/Kerim Çakır, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2023, s. 465; “<em>07.02.2014 tarihli olayda ise, sanık &#8230;&#8217;ın sanık &#8230;&#8217;nın yönlendirmesi ve aracı olmasıyla hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yapılan ve mahkemece tanık olarak dinlenen&#8230; ile buluşup uyuşturucu madde satacağı değerlendirilen telefon konuşmaları sonrasında kolluk güçlerince fiziki&nbsp;takip&nbsp;yapıldığı,&#8230;&#8217;in yapılan üst aramasında esrar maddesinin ele geçirildiği olayda; suç şüphesi doğduktan sonra arama yapıldığı,&#8230;’in üst aramasına yönelik olarak 5271 sayılı Kanun&#8217;un 116, 117 ve 119 uncu maddelerine uygun şekilde alınmış &#8220;adli arama kararı&#8221; ya da &#8220;yazılı arama emri&#8221; bulunmaması karşısında hukuka uygun olarak delil elde edilmediği, ayrıca söz konusu iletişimin tespiti kayıt içeriklerinin uyuşturucu madde ticaretine yönelik olup olmadığının açıkça anlaşılamaması, fiziki&nbsp;takip&nbsp;tutanağında uyuşturucu maddenin verildiğine dair gözlem olmaması hususları dikkate alındığında sanık &#8230; ile sanık &#8230;&#8217;nın üzerlerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil olmadığı kanatine varıldığı, gerekçesiyle sanıklar &#8230; ve&#8230;nın beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.”</em> Yargıtay 10. CD., E. 2023/6644 K. 2023/4681 T. 23.5.2023; Yargıtay bir başka kararında suçüstü hali olduğunu ve elde edilen delillerin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. “<em>Uyuşturucu madde satan sokak satıcılarının deşifre edilmesine yönelik çalışmalar sırasında, Doğan isimli şahsın Mahmudiye Mahallesi ve Mehmet Fatih Deveci İlköğretim Okulu civarında eroin sattığı bilgisinin elde edildiği, ancak bu bilgiyi destekleyen emarelerin bulunmaması nedeniyle doğruluğunun araştırılması için, aynı gün saat 17.30 sıralarında görevlilerce söz konusu yere gidilerek tertibat alındığı, bu nedenle suç şüphesinin henüz Cumhuriyet savcısına bildirilmediği ve soruşturma evresinin başlamadığı aşamada çevrede gözlem yapıldığı sırada; sık sık telefonla görüşmeler yapan sanığın durumundan şüphelenilerek izlemeye alındığı, bir süre sonra sanığın yanına tanıklar Veysel ile Mehmet Akif&#8217;in geldiği, Veysel&#8217;in, Mehmet Akif&#8217;ten aldığı parayı sanığa, sanığın da çorabından çıkardığı şeyi Veysel&#8217;e verdiği, sanığın tanıkların yanından ayrıldığının görülmesi üzerine görevlilerce tanıkların yanına gidildiği, ardından Mersin 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/1195 değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan kontrollerde tanık Veysel&#8217;in pantolonun sağ cebinde 1 paket uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, bu esnada başka bir ekip tarafından izlenen sanığın yakalandığı ve emniyet müdürlüğünde yapılan üst yoklamasında sağ ayağındaki çorap içerisinde 6 paket uyuşturucu maddenin ele geçirildiği olayda, 2559 sayılı PVSK&#8217;nun Ek 4. maddesi uyarınca, bir suçla karşılaştığında hizmet branşına bağlı olmaksızın suça el koymak ve delilleri tespit edip, muhafaza altına almak ile görevli ve yetkili olan görevlilerinin, istihbari bilgide uyuşturucu madde satıldığı belirtilen okul ve çevresinde araştırma yaptıkları sırada, mesleki tecrübelerine ve içinde bulundukları durumdan edindikleri izlenime göre, sürekli telefonla görüşme yapan sanığı suç işleyeceği ya da işlemekte olduğu şüphesine ve bu makul sebebe dayanarak takibe aldıkları, bir süre sonra izlenmekte olan sanığın yanına tanıklar Veysel ile &#8230;&#8217;in geldiği ve sanığın tanık Veysel&#8217;e para karşılığında suç konusu uyuşturucu maddeleri verdiğinin görüldüğü, somut emarelere dayanmayan istihbari bilgi hakkında olay yerinde araştırma yapan ve bu kapsamda şüpheli davranışları nedeniyle sanığı ve tanıkları izlemekte olan görevlilerin, sanığın tanık Veysel&#8217;e uyuşturucu madde satmasıyla işlenmekte olan bir suçla diğer bir anlatımla “suçüstü” hali ile karşılaştıkları ve buna bağlı olarak da suç işlerken rastlanan tanık Veysel&#8217;i ve sanığı, CMK&#8217;nun 90. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile aynı maddenin 4. fıkrası ve PVSK&#8217;nun 13. maddesinin I. fıkrasının (A) bendi ile Ek 6. maddesi gereğince yakaladıkları, ardından bu maddelerin verdiği yetkiye dayanarak, kaçmalarını veya kendilerine ya da başkalarına zarar vermelerini engellemek ve yine işlenmiş olan suçun delilinin tespit edilmesi ve karartılmasını önlemek amacıyla derhal gerekli tedbirleri alarak, bu kapsamda tanık Veysel ve sanığın üst yoklamasını yapıp suç konusu uyuşturucu maddeleri muhafaza altına aldıktan sonra uyguladıkları tedbirler ile somut olay hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi vererek, aldıkları emirler doğrultusunda soruşturma işlemlerine başladıkları, yine PVSK&#8217;nun Ek 6. maddesini açıklayıcı nitelikte olan Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 8. maddesinin (f) bendindeki düzenlemeye göre de; suçüstü halinde ayrıca bir arama emri ya da karar alınmasına gerek bulunmadığı, kaldı ki, elde edilen soyut istihbari bilginin niteliği ve bu bilgiye dayalı olarak kolluk tarafından yapılan araştırmanın geldiği aşama itibarıyla, suç delillerinin kendisinde elde edilebileceği hususunda somut olgulara dayalı makul şüphe taşımayan, dolayısıyla da hakkında adli arama kararı alınmasını gerektirecek mahiyette makul suç şüphesi altında olmayan sanığın üst yoklamasının karar alınmasını gerektirmeyen “suçüstü” hükümlerinin ötesinde, olay yeri ve zaman dilimini kapsayan, veriliş amacı da suç işlenmesinin önlenmesi ve somut olayda olduğu gibi, uyuşturucu madde de dahil olmak üzere bulundurulması ve taşınması yasak olan eşyaların ele geçirilmesi olan önleme arama kararına dayandırıldığı, dolayısıyla suçun delili ve konusunu oluşturan uyuşturucu maddelerin ele geçirilip muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceği anlaşıldığından, Özel Daire bozma kararında isabet bulunmamaktadır</em>.” YCGK., E. 2016/760 K. 2017/138 T. 14.3.2017</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-044bbe9fd1e58f6b41c9092da268adc4 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref38" id="_ftn38">[37]</a> <em>“&#8230;Sanıklar&#8230;, &#8230; ve &#8230; hakkında; sanık &#8230;nin uyuşturucu alıcısı olan&#8230; ve &#8230; isimli şahıslara uyuşturucu sattığı belirlendikten sonra, bu kişilerin üzerinde CMK&#8217;nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde &#8220;adli arama kararı&#8221; veya &#8220;yazılı adli arama kararı emri&#8221; alınmadan yapılan aramada, yapılan kaba aramalarında 2 adet uyarıcı nitelikte hap ile 0.21 gr esrar ele geçirildiği,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f681011c78bc29ab6fe806fa537d8904 wp-block-paragraph"><em>Aynı tarihte, sanık&#8230;&#8217;ın Sanık&#8230; ile anlaştığı, uyarıcı hapların sanık&#8230;aracılığıyla &#8230; isimli sanığa teslim etmek isterken yakalandığı, sanık &#8230;&#8217;nin üzerinde yapılan üst aramasında pantalon ile kemer arasında 30 adet uyarıcı nitelikte hapın ele geçirildiği anlaşılmakla,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-5a024bc3b96f18900a274a76c073d85a wp-block-paragraph"><em>Sanık&#8230;ile alıcılar &#8230;ve &#8230;&#8217;in üzerinde yapılan hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyarıcı maddelerin CMK&#8217;nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde &#8220;adli arama kararı&#8221; veya “yazılı adli arama emri” alınmadan, şahısların aracında ve üzerinde arama yapılması hukuka aykırıdır. Bu arama sonucu bulunan uyuşturucu madde ise hem &#8220;suçun maddi konusu&#8221; hem de &#8220;suçun delili&#8221; olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden hükme esas alınamaz</em>.&#8221; Yargıtay 20. CD., E. 2016/1387 K. 2016/2317 T. 21.4.2016</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-042d555d95a58aee7f93bd969dce1824 wp-block-paragraph">Fuhuş suçu kavramı, Türk Ceza Hukuku bakımından oldukça önemli ve uygulamada sıkça karşılaşılan bir suç tipidir. Fuhuş suçu, bireylerin cinsel özgürlüğü ile kamu düzeni arasında hassas bir denge kurulmasını gerektirir. Bu nedenle fuhuş suçu yalnızca bireysel bir eylem olarak değil, aynı zamanda toplumsal etkileri olan bir olgu olarak da değerlendirilir. Özellikle fuhuş suçu kapsamında aracılık, teşvik veya yer temini gibi fiiller cezai yaptırıma bağlanmıştır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-5547002221fb1660783acbcb386643e3 wp-block-paragraph">Uygulamada fuhuş suçu çoğu zaman örgütlü yapılar içerisinde işlenmekte olup, bu durum fuhuş suçu açısından cezaların ağırlaşmasına neden olabilmektedir. Fuhuş suçu ile mücadelede kolluk kuvvetleri ve yargı organları aktif rol oynamaktadır. Ayrıca fuhuş suçu kapsamında mağdur olan kişilerin korunması da büyük önem taşır. Bu noktada fuhuş suçu sadece failin cezalandırılması değil, mağdurun rehabilitasyonu açısından da ele alınmalıdır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-fffe1344c0f0f021a7cd18dc10dacfcd wp-block-paragraph">Yargıtay kararları incelendiğinde, fuhuş suçu ile ilgili içtihatların giderek şekillendiği görülmektedir. Özellikle delil değerlendirmesi bakımından fuhuş suçu yargılamalarında titiz bir yaklaşım benimsenmektedir. Fuhuş suçu isnadıyla açılan davalarda, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması esastır. Bu bağlamda fuhuş suçu ile ilgili hukuki süreçlerin uzman bir ceza avukatı tarafından yürütülmesi önemlidir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f67214728a974824fae402d1d390ac03 wp-block-paragraph">Sonuç olarak fuhuş suçu, hem hukuki hem de toplumsal boyutları olan bir suç türü olup, doğru analiz edilmesi gereken bir alandır. Fuhuş suçu hakkında detaylı bilgi edinmek ve hukuki destek almak, sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından kritik öneme sahiptir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Fuhuş Suçu- </strong>Ceza Avukatı</h2>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-18233a33265ef871ebdba54a9ff3e5fa wp-block-paragraph"><em>Ceza hukuku, bireylerin özgürlüğünü doğrudan etkileyen ve sonuçları son derece ağır olabilen bir hukuk dalıdır. Bu nedenle, herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya kalındığında, sürecin en başından itibaren deneyimli bir ceza avukatına danışılması büyük önem taşır. Zira ceza yargılamasında yapılan küçük bir hata dahi, telafisi güç sonuçlara yol açabilir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d7e4736a3340f0fc5fb8ca38fce64a71 wp-block-paragraph"><em>Ceza avukatları; gözaltı, ifade alma, tutuklama, adli kontrol, iddianame düzenlenmesi ve yargılama süreci gibi tüm aşamalarda müvekkillerine profesyonel destek sağlar. Hakların doğru ve etkin bir şekilde kullanılması, hukuka aykırı işlemlere karşı itiraz edilmesi ve savunma stratejisinin doğru kurulması, ancak uzman bir avukatın rehberliği ile mümkündür.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6677f9d83f62585440d228a36c0fca79 wp-block-paragraph"><em>Özellikle ifade verme aşaması, sürecin en kritik noktalarından biridir. Bu aşamada yapılan yanlış veya eksik beyanlar, ilerleyen süreçte aleyhe delil olarak kullanılabilir. Ceza avukatı, müvekkilinin haklarını koruyarak, doğru ve stratejik bir ifade verilmesini sağlar. Aynı şekilde, delillerin toplanması ve değerlendirilmesi sürecinde de hukuka aykırılıkların tespiti ve itirazı büyük önem taşır.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-82e2bc4b62196a44fc43bb2bed7ca45b wp-block-paragraph"><em>Unutulmamalıdır ki, ceza hukukunda “savunma hakkı” en temel haklardan biridir ve bu hakkın etkin kullanımı, çoğu zaman davanın seyrini doğrudan etkiler. Bu nedenle, hakkında soruşturma başlatılan veya ceza davası açılan kişilerin vakit kaybetmeden bir ceza avukatına başvurması, hem hak kayıplarının önlenmesi hem de adil bir yargılanma sürecinin sağlanması açısından kritik bir adımdır.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-7dc619f5a0e8343d5e3e1f409a25fce7 wp-block-paragraph"><em>Sonuç olarak, ceza hukuku alanında karşılaşılan her türlü hukuki sorunda, <a href="https://www.hukukiris.com/av-ahmet-can-dulda/" type="link" id="https://www.hukukiris.com/av-ahmet-can-dulda/">uzman bir ceza avukatında </a> destek almak, sürecin sağlıklı ve güvenli bir şekilde yürütülmesi için vazgeçilmezdir</em>.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-fffe1344c0f0f021a7cd18dc10dacfcd wp-block-paragraph">Yargıtay kararları incelendiğinde, fuhuş suçu ile ilgili içtihatların giderek şekillendiği görülmektedir. Özellikle delil değerlendirmesi bakımından fuhuş suçu yargılamalarında titiz bir yaklaşım benimsenmektedir. Fuhuş suçu isnadıyla açılan davalarda, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması esastır. Bu bağlamda fuhuş suçu ile ilgili hukuki süreçlerin uzman bir ceza avukatı tarafından yürütülmesi önemlidir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f67214728a974824fae402d1d390ac03 wp-block-paragraph">Sonuç olarak fuhuş suçu, hem hukuki hem de toplumsal boyutları olan bir suç türü olup, doğru analiz edilmesi gereken bir alandır. Fuhuş suçu hakkında detaylı bilgi edinmek ve hukuki destek almak, sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından kritik öneme sahiptir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-350dfaf8475d2de3cac26dad28d7055d wp-block-paragraph">Yazar: <a href="http://www.linkedin.com/in/ahmet-can-dulda-a8105789" type="link" id="www.linkedin.com/in/ahmet-can-dulda-a8105789">Av. Ahmet Can DULDA (LL.M.)</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/fuhus-sucuna-iliskin-yargitay-kararlari-ve-degerlendirmeleri-fuhus-sucu/">FUHUŞ SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI VE BU KARARLARIN HUKUKİ DEĞERLENDİRMELERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI İNCELEMESİ</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/gocmen-kacakciligi-sucuna-iliskin-mahkeme-kararlarina-dair-degerlendirme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 May 2024 18:45:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Muhakemesi ve Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza muhakemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=731</guid>

					<description><![CDATA[<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesinde “Göçmen Kaçakçılığı Suçu” düzenlenmiştir. Bu suç uyarınca korunmak istenen hukuki değerler; kişinin özgürlüğü, insan onuru, devletin sınır güvenliği ve kamu düzeni olarak belirtilebilir.[1] Ayrıca ülkenin iktisadi menfaatleri de bu suç ile korunmak istenmiştir.</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/gocmen-kacakciligi-sucuna-iliskin-mahkeme-kararlarina-dair-degerlendirme/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI İNCELEMESİ</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/gocmen-kacakciligi-sucuna-iliskin-mahkeme-kararlarina-dair-degerlendirme/">GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI İNCELEMESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-72bc4a2a2257783bc374e539ed5e66a5 wp-block-paragraph">5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesinde “Göçmen Kaçakçılığı Suçu” düzenlenmiştir. Bu suç uyarınca korunmak istenen hukuki değerler; kişinin özgürlüğü, insan onuru, devletin sınır güvenliği ve kamu düzeni olarak belirtilebilir.<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a> Ayrıca ülkenin iktisadi menfaatleri de bu suç ile korunmak istenmiştir. Zira düzensiz göçmenler ülke içerisinde vergisiz olarak çalıştırılmakta ve işsizlik oranını arttırmaktadırlar.<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9ff27428a26963758c51883125ca5c35 wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Göçmen kaçakçılığı suçunun faili herkes olabilir. Suçun faili tüzel kişi yetkilileri ve tüzel kişilik yararına işlenmesi halinde tüzel kişinin faaliyet izni iptal edilir ve kazanç müsadere edilir.<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f194581a845658eb89dacb595708b6ef wp-block-paragraph">Suçun mağdurunun kim olduğu hususunda ise öğretide farklı görüşler bulunmaktadır. Bir görüşe göre suçun mağduru uluslararası toplum düzenidir.<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a> Yani suçun mağduru herkes olabilir.<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a> Ancak 79/2 nitelikli hal yönünden mağdur ancak ülkeye sokulan, ülke dışına çıkarılan veya ülkede kalması sağlanan kişidir.<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a> Bir diğer görüşe göre ise suçun mağduru göçmelerdir.<a href="#_ftn7" id="_ftnref7">[7]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-82a532f083707cf7173ae1f854243a32 wp-block-paragraph">Göçmen kaçakçılığı suçunun konusu, bir yabancı veya Türk vatandaşı olabilir. Türk vatandaşı olan kişiler ancak yasal olmayan yollarla yurt dışına çıkma hareketinin konusu olabilirler.<a href="#_ftn8" id="_ftnref8">[8]</a> Ayrıca göçmenlerin malvarlığı değerlerinin de suçun konusu olduğu öğretide belirtilmektedir.<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[9]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-abdc7d9313b0bf71fd1f7a81bf945fc5 wp-block-paragraph">Göçmen kaçakçılığı suçu, seçimlik hareketle işlenebilen bir suç tipidir.<a href="#_ftn10" id="_ftnref10">[10]</a> Buna göre; <em>yasal olmayan yollardan bir yabancıyı ülkeye sokmak, yasal olmayan yollardan bir yabancının ülkede kalmasına imkân sağlamak, yasal olmayan yollardan bir Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkân sağlamak</em> suretiyle bu suç işlenebilir. Bu suç tipi aynı zamanda bağlı hareketli bir suçtur.&nbsp; Suçun neticelerine ayrıca yer verilmemesi nedeniyle sırf hareket suçudur.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-22626c00fabb6b856ca69cadc1770fc3 wp-block-paragraph">Mevcut olaylarımızda sanıklar hakkında, çalıştırdıkları göçmenlerin ülkede kalmasına imkân sağladıkları iddiasının mevcut olması nedeniyle bu husus üzerinde özellikle durulması gerekmektedir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6513a22c9a9f6aa4bd418b7094db10a7 wp-block-paragraph">Bir yabancının yasal olmayan yollardan ülkede kalmasına imkân sağlama hareketinin konusunu ancak bir yabancı oluşturabilir. Bir yabancının Türkiye’de yasal yollardan kalması üç şekilde mümkündür. Bunlar; vize, ikamet izni ve çalışma izninden ibarettir.<a href="#_ftn11" id="_ftnref11">[11]</a> Buna göre; <em>geçerli vizesi, ikamet izni, ikamet izni yerine geçen belgesi, çalışma izni veya geçici koruma belgesi bulunmadığı halde Türkiye’de kalan yabancılar yasal olmayan yollardan ülkede kalmaktadır.</em> Sonuç olarak bu hareket ancak bir yabancıya Türkiye’de kalabilmesi için gerekli olan bu belgelerin gerçeğe aykırı şekilde (yasal olmayan yollardan) sağlanmasıyla mümkün olabilecektir. <a></a><a>Bu nedenle Türkiye’ye yasal olarak girmiş veya yasal olarak girmekle beraber izinleri biten kişilerin çalıştırılması halinde göçmen kaçakçılığı suçu oluşmayacaktır.</a><a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[12]</a> Ancak bu kişilerin çalıştıran işverenler hakkında, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu m. 23/5 uyarınca idari para cezası verilecektir.<a href="#_ftn13" id="_ftnref13">[13]</a> Buna göre ilgili belgelere sahip olmaya kişilerin seyahatini sağlayan, işveren veya konaklamasına imkân sağlayan kişiler hakkında idari para cezasına hükmolunacaktır. Ancak öğretide, yabancının Türkiye’de kalmasını sağlamaya dönük gerekli şartları sağlayanların suçun faili olacağını belirten görüşler mevcuttur.<a href="#_ftn14" id="_ftnref14">[14]</a> Buna göre; yurtdışına gitmek için isteyen bir göçmenin geçici bir ev kiralaması durumunda, seçimlik hareketin var olduğu kabul edilmektedir.<a href="#_ftn15" id="_ftnref15">[15]</a> Ayrıca bu seçimlik hareketin kesintisiz olması gerektiği de belirtilmektedir.<a href="#_ftn16" id="_ftnref16">[16]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-830cda6c68a4a1b7b60cb664b1c08cae wp-block-paragraph">Öğretide yabancıların ülkede kalmasına imkân sağlama hareketinin hem icrai hem de ihmali suretle işlenebileceğine yönelik görüşler de vardır.<a href="#_ftn17" id="_ftnref17">[17]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-fb61512e48e63363d2951bd3c0cf4dc6 wp-block-paragraph">Bu kısa bilgiler sonrası göçmen kaçakçılığı suçu konusuna ilişkin olaylarımızı irdelemek gerekirse;</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6f86d5b79efe23b87d5636ae9e56fdc1 wp-block-paragraph">Zara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim edilen iddianame ile; Afgan uyruklu bir şahsı çoban olarak çalıştırdığı için sanığın göçmen kaçakçılığı suçundan cezalandırılması talep edilmiştir. Zara Asliye Ceza Mahkemesi 2018/170 E., 2018/339 K. ve 22.11.2018 tarihli kararında “<em>sanığın Afgan uyruklu şahsın ücretini ödemediğini veya kötü muamelede bulunduğunu gösteren delil olmadığı ayrıca onun ülkede kalması karşılığında maddi menfaat elde etmesini gerektiren bir durum olmadığı</em>” gerekçesiyle sanığın beraatine hükmetmiştir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-dbe252c8fd4ee7f3fb8b2ca28c9739be wp-block-paragraph">İlk derece mahkemesinin kararı savcılık tarafından istinaf edilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi 2019/382 E., 2020/982 K. ve 17.06.2020 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesini kaldırmış ve sanığın 2 yıl 6 ay ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde şu ifadeler yer almıştır; “<em>somut durumda da sanığın yasal olmayan yollardan ülkeye giren bir yabancıya iş verip iki ay kadar ücret karşılığında çalıştırmak suretiyle göçmen kaçakçılığı suçunun seçimlik hareketlerinden yasal olmayan yollardan ülkeye giren bir yabancının, ülkede kalmasına imkân sağlanması koşulunun gerçekleştiği, düşük ücret ödeyip iş gücü sağlamak suretiyle menfat temin ettiği bu suretle sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği anlaşılmıştır</em>.”</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3c2a151b2518c246b3b0e3921050f500 wp-block-paragraph">Yargıtay 4. Ceza Dairesi temyiz istemini reddetmiş ve karar kesinleşmiştir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9a68a2d7a79e6b5a0b3ceaf102f1737c wp-block-paragraph">Diğer olayımızda da sanıklar hakkında, göçmen kaçakçılığı suçunu işledikleri iddiasıyla Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame tanzim edilmiştir. İddianamede sanıkların göçmenleri inşaatta sigortasız çalıştırdıkları ve bu nedenle göçmen kaçakçılığı suçunu işledikleri belirtilmiştir. Kırşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2010/7 E., 2011/251 K. ve 03.11.2011 tarihli kararıyla, sanıkların göçmen kaçakçılığı suçunda cezalandırılmalarına hükmetmiştir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a36f4ab63fd79acacea41c997975eabe wp-block-paragraph">İlgili karara karşı sanık müdafileri tarafından temyiz kanun yoluna gidilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ilk derece mahkemesi hükmünün bozulması yönünde tebliğnamede görüş belirtmiş ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi ilk derece mahkemesi hükmünü onamıştır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-80862adcb330ce45b6a51d428c235043 wp-block-paragraph">Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, itiraz yoluna başvurmuş ve sanıkların farklı gerekçelerle beraatini talep etmiştir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-54f9cf2ba45c65035895d33a9f820230 wp-block-paragraph">Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/9-116 E., 2020/279 K. ve 09.06.2020 tarihli kararında; “<em>Her ne kadar sanık Ayhan tarafından kabul edilmese de sanığa suç isnadı için bir nedenleri olmayan mağdurların sanıkla İstanbul ilinde irtibata geçtiklerini, sanığın kendilerine Tunceli il merkezindeki TOKİ inşaatında ücret karşılığı çalışmalarını teklif ettiğini ve bu yerde yatılı olarak birkaç ay çalıştıklarını aktarmaları, mağdurların bu beyanlarının olay tutanağı içeriği ile tanık olarak dinlenen jandarma görevlilerinin ifadeleriyle tutarlılık göstermesi ve sanıkların suçtan kurtulmaya matuf, birbirleriyle ve kendi içerisinde çelişki gösterdiği anlaşılan savunmaları karşısında;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-93bab91a09f226188571b8aded153ad3 wp-block-paragraph"><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sanık Ayhan’ın, yasal olmayan yollardan Türkiye’ye giren, ikamet ya da çalışma izinleri olmayan, başka bir ülkeye gitme amacı bulunmayan ve ülkemizde sürekli olarak kalmak istedikleri anlaşılan Afganistan uyruklu göçmenleri, kaçak olduklarını bildiği hâlde inşaat işlerinde istihdam etmek ve bu şahısların ülke içerisinde bir yerden başka bir yere gitmelerine aracı olmak suretiyle göçmenlerin yasal olmayan yollardan ülkede kalmalarına imkân sağlaması, kayıt dışı olarak çalıştırdığı göçmenler yönüyle sigorta ve vergi masrafları yükümlülüğünün bulunmaması, haksız bir şekilde işlerine son vermesi hâlinde kaçak işçilerin sınır dışı edilme korkusuyla haklarını arayamayacak olmaları ve bu sayede tazminat ödeme gibi yükümlülüklerden kurtulması gibi avantajlar sayesinde doğrudan ve dolaylı olarak menfaat elde ettiğinden, TCK’nın 79. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki göçmen kaçakçılığı suçunun tüm unsurlarıyla sabit olduğu</em>” gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar vermiştir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6ad5729a407bb198fa7092fce3307d48 wp-block-paragraph">İki kararın ortak hususları üzerinden bir değerlendirme yapmak ve sorunları tespit etmek gerekirse;</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-217d090854dd89c5a84e7b13861aa1fc wp-block-paragraph"><strong>Ülkemize sığınmak için gelen kişilerin işgücünde çalıştırılması suretiyle göçmen kaçakçılığı suçu işlenmiş olacak mıdır?</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-fbd97481208d847a6896e401843a3813 wp-block-paragraph">Yukarıda da kısaca izah edildiği üzere öğretideki görüşlerin çoğunluğu bu kişilerin işgücünden faydalanılmasını “<em>imkân sağlamak</em>” kapsamında değerlendirmektedir. <em>Koca/Üzülmez</em> ise bu görüşün aksini savunmakta ve işverenlerin bu kişilerin iş gücünden faydalanmasını “<em>imkân sağlamak</em>” olarak kabul etmemektedir. Yargıtay da birçok kararında “<em>kayıt dışı olarak çalıştırdığı göçmenler yönüyle sigorta ve vergi masrafları yükümlülüğünün bulunmaması, haksız bir şekilde işlerine son vermesi hâlinde kaçak işçilerin sınır dışı edilme korkusuyla haklarını arayamayacak olmaları ve bu sayede tazminat ödeme gibi yükümlülüklerden kurtulması gibi avantajlar sayesinde doğrudan ve dolaylı olarak menfaat elde ettiğinden” </em>gerekçeleriyle işverenlerin göçmen kaçakçılığı suçunu işlediklerini kabul etmektedir.<a href="#_ftn18" id="_ftnref18">[18]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a95a4cba96a475ada4c0c2802a0560d6 wp-block-paragraph">Bu hususta <em>Koca/Üzülmez</em>’in şu tespitinin çok yerinde ve önemli olduğu kanaatindeyiz. Şöyle ki; <em>Koca/Üzülmez</em>’e göre, <em>göçmen kaçakçılığı suçu kapsamında cezalandırılanlar yasalara aykırı olarak ülkede kalan yabancıya imkân sağlayanlar değil, yabancının yasal olmayan yollardan ülkede kalmasına imkân sağlayan kişilerdir.<a href="#_ftn19" id="_ftnref19"><strong>[19]</strong></a> </em>Bu kişiler hakkında, 6735 sayılı Kanun uyarınca idari yaptırım uygulanması mümkündür.<a href="#_ftn20" id="_ftnref20">[20]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-443719c9efd85304b2f777fe5277221e wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ülkemizin transit bir konum üzerinde yer aldığı düşünüldüğünde, yabancılarla iç içe olmanın doğal bir sonucu olarak, bu kişilerin hukuki işlemlerde bulunması ve işgücü piyasasında yer alması gayet doğaldır. Yurttaşın, bu kişilerle uzun süreli hukuki ilişkiler içinde bulunması nedeniyle bir ceza yaptırımı tehdidi altında bırakılmasının hukuken izahı güçtür. Zira ceza hukuku alanının son çare olması gerekmektedir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1adf7442b8131c768d97ecc2421762cf wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mevcut olaylarımızda mahkemeler, işverenlerin sigorta ve vergi masrafı olmadığı için menfaat sağladıkları ve yabancı işçilerin haklarını tam olarak arayamadıkları hususlarına atıf yapmıştır. Bir iş akdi neticesinde işveren, işçinin çaresizliğini ve kimsesizliğini kullanarak insan onuruna aykırı bir şekilde çalıştırıyorsa artık TCK m. 117/2 kapsamında “<em>iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu</em>” söz konusu olacaktır. Zira bu suçun mağduru herkes olabilir.<a href="#_ftn21" id="_ftnref21">[21]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a2c8322e21730a5702b0b5c5e8692033 wp-block-paragraph"><strong>Bir yabancının ülkede yasal olarak kalmasını sağlayan vize, ikamet izni veya çalışma izninin bulunmaması ya da bulunmasına rağmen süresinin geçmiş olması ve işveren tarafından çalıştırılması durumunda nasıl bir yol izlenmelidir?</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-54c06e1ebdbf42efbc4ee5fc4a2fa751 wp-block-paragraph">Yukarıda da değindiğimiz üzere bu kişilerin çalıştırılması durumunda 6735 sayılı Kanun uyarınca ilgili işverenler hakkında idari para cezasına hükmolunması gerekmektedir. Gerekli izinlerin bulunmaması veya bu izinlerin sürelerinin geçmiş olması arasında bu anlamda bir fark bulunmamaktadır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e7d11fc2431f4fb3e57a8c6d92707ada wp-block-paragraph">Burada bir hususa daha değinmekte fayda görüyoruz. Kanunda başlığında kullanılan “göçmen” kavramı mültecileri, vatansızları ve geçici statülerde bulunanları da kapsayan bir anlama sahiptir.<a href="#_ftn22" id="_ftnref22">[22]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3c27839ebf8b652e3f173dc8da680907 wp-block-paragraph"><strong>İşveren tarafından yasal izni olmayan yabancının çalıştırılması ve ücretin aracılara ödenmesi durumunda nasıl bir yol izlenmesi gerekmektedir?</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-83ee1713ed578f1dcfee04f4401e4777 wp-block-paragraph">Çalıştırılan yabancıların rızası dahilinde aracılara para verilmesi durumunda işverenin göçmen kaçakçılığı suçundan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı kanaatindeyiz. Zira taraflar arasında yapılan bir hukuki sözleşme ile paranın aracıya yatırılması ve aracı vasıtasıyla işçinin paraya erişmesinde bir sorun yoktur. Ancak burada birkaç farklı hususun bulunabileceğinin altını çizmekte fayda görüyoruz. Şöyle ki; aracı kişi eğer işçiyi işverene getiren kişiyse ve işçinin parasından komisyon kesintisi yapıyorsa, bu durumda TCK m. 80 bakımından aracı kişinin sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira böyle bir ihtimalde aracı kişi yabancının çaresizliğinden faydalanmak suretiyle bir yerden başka bir yere sevk etmiştir. Öğretide bir görüşe bu durum insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı suçlarının gri alanıdır.<a id="_ftnref23" href="#_ftn23">[23]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4566ed9075b330ac9a605bb708719b43 wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-5fce40db31da265959c2a7e262f53d63 wp-block-paragraph">Bayraktar K/Kurt G, Göçmen Kaçakçılığı, (Özel Ceza Hukuku, c. I, Uluslararası Suçlar), On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2016.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-bf4e4f92fe8a2c507ed28232ed8b2939 wp-block-paragraph">Artuk M E/Gökcen A/Alşahin M E/Çakır K, 20. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2022.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2b6b026c34dd736f7c5434bb901dac45 wp-block-paragraph">Tezcan D/Erdem M R/Önok R M, 21. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2023.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-88cea8affa3652bfe326c54878af4561 wp-block-paragraph">Özen M, Ceza Hukuku Özel Hükümler Dersleri, 8. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2023.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9d168ed5fe18a5f5b43a3008aad763b4 wp-block-paragraph">Koca M/Üzülmez İ, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 9. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2023.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3c0d82a9a264aba01713b7185bc4d41e wp-block-paragraph">Bayındır S, İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu (TCK m. 117/1), D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş TEZCAN’a Armağan, 21 (Özel Sayı), 2019, 157-195.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-5d05e0251c0d45a840420f5c642aeab7 wp-block-paragraph">Ziya O, Mülteci-Göçmen Belirsizliğinde İklim Mültecileri, TBB Dergisi, 99, 2012, 229-240.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-12757fcf6583e17fae33d21fa3f6b944 wp-block-paragraph">Altuğ Y, Vatansızlar Hakkında İki Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, Journal of Istanbul University Law Faculty, 29 (1-2), 201-217.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4b884ce5399cb825737e7a69bf37034e wp-block-paragraph"><strong>KARARLAR</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1b7871fb537363c61b64a5fc1b6c87ef wp-block-paragraph">Yargıtay 4. CD., E. 2020/7843 K. 2020/14998 T. 4.11.2020</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-94c1d4c105e0fa2c78fc53520496f6b5 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Köksal Bayraktar/Gülşah Kurt, Göçmen Kaçakçılığı, (Özel Ceza Hukuku, c. I, Uluslararası Suçlar), On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2016, s. 120</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-148407c3a897f18d3c6e41997b071d47 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> M. Emin Artuk/Ahmet Gökcen/M. Emin Alşahin/Kerim Çakır, 20. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2022, s. 69; Durmuş Tezcan/Mustafa Ruhan Erdem/R. Murat Önok, 21. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2023, s. 46; Mustafa Özen, Ceza Hukuku Özel Hükümler Dersleri, 8. Baskı, Adaley Yayınevi, Ankara, 2023, s. 75</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a5f0abfca836ccb0adad05b98a3577ff wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 14.&nbsp; Baskı, Legem Yayınevi, Ankara, 2023, s. 74; Veli Özer Özbek/Koray Doğan/Pınar Bacaksız/İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 12. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2017, s. 59</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4fe245b3d23ed554c2943725907a5d78 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[4]</a> Bayraktar/Kurt, 123; Özbek/Doğan/Bacaksız/Tepe, 60</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-394ce5b18b428289b556c4f5a42f2503 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> Soyaslan, 74; Artuk/Gökcen/Alşahin/Çakır, 76; Mahmut Koca/İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 9. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2023, s. 79</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-cae5663395df63b339bc5fbbce0c2ae3 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> Artuk/Gökcen/Alşahin/Çakır, 76</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1e9517b519c0c8342b272cb83c607626 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[7]</a> Tezcan/Erdem/Önok, 47; Özen, 78</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4967a1fd4b7fd6fa52a1d31488c7c1ba wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[8]</a> Koca/Üzülmez, 80</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-71281120e923f0e5320fa2378828d6f2 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[9]</a> Özen, 75; Tezcan/Erdem/Önok, 46</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d6a8e87b6a16b52dabe45b55be866fba wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[10]</a> Koca/Üzülmez, 82</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-03e7d27c2eb631a255faadb44c09b308 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[11]</a> Koca/Üzülmez, 87</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2c42c66482aa26c14375f4eac26c702d wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref12" id="_ftn12">[12]</a> Koca/Üzülmez, 91</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ccac26a3babb3f1263e8d866cd287b60 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref13" id="_ftn13">[13]</a> <em>6</em>735 sayılı Kanun m. 23/5<em>; “Bu Kanuna göre;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4bd19b485319a37b1d7aec53aa744533 wp-block-paragraph"><em>a) Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeksizin,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ee914d8cbc050498fa32a15c93d8dd43 wp-block-paragraph"><em>1) Bağımsız veya süresiz çalışma izni ile çalışan yabancıya dört yüz Türk lirası,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c19aa0898435db8d5729dc29dfe67717 wp-block-paragraph"><em>2) Yabancı çalıştıran işverene her bir yabancı için dört yüz Türk lirası,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2eba6f270d593b458da4af6de9f278a5 wp-block-paragraph"><em>b) Çalışma izni olmaksızın,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0eadff3c8fa654a91af6454c4da49b5a wp-block-paragraph"><em>1) Bir işverene bağlı olarak çalışan yabancıya iki bin dört yüz Türk lirası,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2a2108848f68c5b249708af66864a481 wp-block-paragraph"><em>2) Bağımsız çalışan yabancıya dört bin sekiz yüz Türk lirası,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4a0234df701fc0a4ee535d8c45962a65 wp-block-paragraph"><em>3) Yabancı çalıştıran işverene veya işveren vekiline her bir yabancı için altı bin Türk lirası,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ad2c69f3b9a22093309b0a904af92f1c wp-block-paragraph"><em>tutarında idari para cezası verilir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e11a31b824c6fbd2ca1beed495ae84c9 wp-block-paragraph"><em>(6) Beşinci fıkrada sayılan fiillerin tekrarı hâlinde idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3527954b12a8936f0b6a632dcc3aa9f6 wp-block-paragraph"><em>(7) Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları genel bütçeye gelir kaydedilir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d3c932f2571c411755c57ac3067e11a3 wp-block-paragraph"><em>(8) Çalışma izni bulunmadan çalıştığı tespit edilen yabancılar sınır dışı edilmek üzere İçişleri Bakanlığına bildirilir.”</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0bdc647cafd7cb9ae225ebcd71881f29 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref14" id="_ftn14">[14]</a> Tezcan/Erdem/Önok, 53; Bayraktar/Kurt, 133</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-27b9b9341b59d283d6ee995be7853887 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref15" id="_ftn15">[15]</a> Artuk/Gökcen/Alşahin/Çakır, 74</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9633555c6d362c7de6b38711f50b0640 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref16" id="_ftn16">[16]</a> Özbek/Doğan/Bacaksız/Tepe, 67; Artuk/Gökcen/Alşahin/Çakır, 73</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-cae461b929ac7543af970d2ddccf600e wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref17" id="_ftn17">[17]</a> Özen, 80; Soyaslan, 74; Bayraktar/Kurt, 128</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-329e97211cd73d1beac7801befc97903 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref18" id="_ftn18">[18]</a> Yargıtay 4. CD., E. 2020/7843 K. 2020/14998 T. 4.11.2020</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0076635cd890e9ab554007f5f1a899ab wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref19" id="_ftn19">[19]</a> Koca/Üzülmez, 91</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e8e7472b453e033e86a33cc9e204df70 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref20" id="_ftn20">[20]</a> Bkz. sayfa 2</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-72288a00e4320ede34281dfd84236732 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref21" id="_ftn21">[21]</a> Sinan Bayındır, İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu (TCK m. 117/1), D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş TEZCAN’a Armağan, 21 (Özel Sayı), 2019, 157-195, s. 183</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8bbdb37a980e6c1741158b5e0c162cd1 wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref22" id="_ftn22">[22]</a> 1951 Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi’ne göre mülteci; “<em>ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen şahıs</em>”tır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0e5bec903cc8ca62f98cf975b4b0d7f9 wp-block-paragraph"><em>Göçmen</em>, <em>genellikle ekonomik nedenlerle veya içinde bulunduğu sosyal ortamın hoşnutsuzluğu nedeniyle kendi ülkesini gönüllü olarak terk ederek başka bir ülkeye yasal veya yasadışı yollarla giden, orada yaşayan yabancıdır.</em> Olcay Ziya, Mülteci-Göçmen Belirsizliğinde İklim Mültecileri, TBB Dergisi, 99, 2012, 229-240, s. 232</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e2e233d0d5eb6dc2d84aba0c54321398 wp-block-paragraph"><em>Vatansız, hiçbir devletin vatandaşı olmayan ve herhangi bir devletin kanunlarına göre o devletin vatandaşı sayılmayan kimsedir.</em> Yılmaz Altuğ, Vatansızlar Hakkında İki Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, Journal of Istanbul University Law Faculty, 29 (1-2), 201-217, s. 201</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-5c4a7a9a2ff4dddad80305a35fac4d85 wp-block-paragraph"><a id="_ftn23" href="#_ftnref23">[23]</a> Artuk/Gökcen/Alşahin/Çakır, 68</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-98d254c36b4b59a88667475c2c1c10a5 wp-block-paragraph">Yazar: Av. Ahmet Can DULDA (LL.M.)</p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/gocmen-kacakciligi-sucuna-iliskin-mahkeme-kararlarina-dair-degerlendirme/">GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI İNCELEMESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SUÇUN NİTELİKLİ HALİNİN BAĞLILIK KURALI KAPSAMINDA AZMETTİRENE SİRAYETİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARI İNCELEMESİ: YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2022/42, K. 2022/574 SAYILI KARARI</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/682-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 12:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Muhakemesi ve Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=682</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.hukukiris.com/682-2/">SUÇUN NİTELİKLİ HALİNİN BAĞLILIK KURALI KAPSAMINDA AZMETTİRENE SİRAYETİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARI İNCELEMESİ: YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2022/42, K. 2022/574 SAYILI KARARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-cover alignfull has-custom-content-position is-position-top-left" style="margin-top:0;padding-top:5vw;padding-right:5vw;padding-bottom:5vw;padding-left:5vw;min-height:50vh;aspect-ratio:unset;"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim-90 has-background-dim" style="background-color:#141414"></span><img decoding="async" class="wp-block-cover__image-background wp-image-333" alt="" src="https://pd.w.org/2022/07/87262c92d42acd1c3.73206444.jpg" style="object-position:50% 0%" data-object-fit="cover" data-object-position="50% 0%"/><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<div class="wp-block-group wp-container-content-9cfa9a5a is-vertical is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-694522eb wp-block-group-is-layout-flex">
<p class="has-text-align-left has-text-color has-source-serif-pro-font-family wp-block-paragraph" style="color:#d8a557;font-size:160px;font-style:italic;font-weight:900;letter-spacing:-4px;line-height:0.8;text-transform:none"><strong>BAĞLILIK KURALI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SUÇUN NİTELİKLİ HALİNİN BAĞLILIK KURALI KAPSAMINDA AZMETTİRENE SİRAYETİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARI İNCELEMESİ: YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2022/42, K. 2022/574 SAYILI KARARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>REVIEW OF THE DECISION OF THE COURT OF JUDICIARY REGARDING THE ATTRIBUTE OF THE OFFENCE TO THE INSTIGATOR WITHIN THE SCOPE OF THE RULE OF DEPENDENCY: DECISION OF THE CRIMINAL GENERAL ASSEMBLY OF THE JUDICIARY NUMBERED E. 2022/42, K. 2022/574</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ahmet Can DULDA<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">*</a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>ÖZET</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Ceza Kanunu’nda yer alan suçlar tek fail esas alınarak düzenlenmiştir. Ancak bir suçun birden fazla fail ya da suç ortağı ile işlenmesi de mümkündür. Bir kişi tarafından işlenen bir suçun birden fazla kişinin bir araya gelerek işlemesi durumunda iştirak söz konusu olmaktadır. Kanunda suça iştirak halleri faillik ve şeriklik olarak düzenlenmiştir. Kanun şeriklik türü olarak azmettirme ve yardım etmeyi düzenlemiştir. Suçla doğrudan temasta olmayan şeriklerin sorumluluğuna gitmeyi bağlılık kuralı sağlamaktadır. Öğretide cezaları ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler, fiili ve şahsi nedenler olarak ikiye ayrılmaktadır. Cezaları ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerin fail ve şerik arasındaki sirayeti hakkında, öğretide ve Yargıtay kararlarında farklı görüşler mevcuttur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Anahtar Kavramlar:</em></strong> İştirak, Bağlılık kuralı, Azmettirme, Yardım etme, Şerik</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>ABSTRACT</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">The offences in the Turkish Penal Code are regulated on the basis of a single perpetrator. However, it is also possible to commit an offence with more than one perpetrator or accomplice. In the event that an offence committed by one person is committed by more than one person coming together, participation is in question. The law regulates the forms of participation in an offence as agency and complicity. The law regulates instigating and assisting as types of complicity. The rule of dependency provides for the responsibility of the accomplices who are not in direct contact with the offence. In the doctrine, aggravating and mitigating factors are divided into two as actual and personal factors. There are different opinions on the circulation of aggravating and mitigating circumstances between the perpetrator and the accomplice in the doctrine and in the decisions of the Court of Cassation.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Keywords</em></strong><strong>:</strong> Participation, Rule of subordination, Instigation, Assistance, Sharik</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Ceza Kanunu’nda şeriklik türü olan azmettirenin ve yardım edenin sorumluluğuna gitmemiz sağlayan yegâne yol bağlılık kuralıdır. Suç ile doğrudan teması olmayan şeriklerin sorumluluğu bağlılık kuralı sayesinde meydana gelmektedir. Fail ve şerikler arasında sirayeti sağlayan bağlılık kuralı, cezayı ağırlatıcı ve hafifletici nedenlerin bulunması durumunda sorumluluğu ne şekilde doğuracağı hususunda birtakım görüş ayrılıkları mevcuttur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öğretide çoğunluk, cezayı ağırlatıcı ve hafifletici nedenlerin bulunmasının sirayetini incelerken şahsi ve fiili neden ayrımı yapmaktadır. Bizde kısaca bu ayrıma değinerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bağlılık kuralı çerçevesinde vermiş olduğu karar hakkında değerlendirmelerde bulunup görüşlerimizi paylaştık.</p>



<ol class="wp-block-list" style="list-style-type:upper-roman">
<li><strong>OLAY</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">X kişisi babasından gördüğü şiddet nedeniyle Y ve T’ye babasını öldürmeleri amacıyla 20.000 TL teklif etmiştir. X, Y ve T bir plan yaparak uygun bir zaman belirlemiştir. Plan yapılan günün gecesi X’in evinin önünde Y ve T, X’in babasını tüfekle vurarak öldürmüştür.</p>



<ol class="wp-block-list" style="list-style-type:upper-roman">
<li><strong>ÇÖZÜLMESİ GEREKEN HUKUKİ SORUN</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Karara konu teşkil eden olaydaki hukuki sorun şudur:</p>



<p class="wp-block-paragraph">X hakkında, TCK’nın 38/1 maddesi delaletiyle 82/1-a-d maddeleri uyarınca mı yoksa TCK’nın 38/1 maddesi delaletiyle 82/1-a maddesi uyarınca mı hüküm kurulması gerekmektedir?</p>



<ol class="wp-block-list" style="list-style-type:upper-roman">
<li><strong>MERCİ ÇÖZÜM ŞEKİLLERİ</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Yerel mahkeme X hakkında TCK’nın 38/1. maddesi delaletiyle 82/1-a-d, 62 ve 53. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay 1. Ceza Dairesi 15.06.2021 tarih ve 4542-10614 sayılı karar ile ilk derece mahkemesi hükmünün onanmasına oy çokluğuyla karar vermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.9.2021 Tarih ve 77792 sayılı itirazı ile; X’in TCK m. 38, 82/1-a ve 62. Maddeleri uyarınca cezalandırılmaları gerektiğini belirtmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bağlılık kuralı gereğince, azmettirenin sorumluluğu failin filline bağlı olup, işlenen suçun cezası ile cezalandıracağından TCK&#8217;nın 82/1-d maddesinin uygulanması olanağının bulunmadığı, TCK&#8217;nın 37/1. maddesi kapsamında asıl faillerin müştereken işledikleri tasarlayarak kasten öldürme suçu nedeniyle, TCK&#8217;nın 38/1. maddesi delaletiyle 82/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiğini belirtmiştir.</p>



<ol class="wp-block-list" style="list-style-type:upper-roman">
<li><strong>DEĞERLENDİRME VE GÖRÜŞLERİMİZ</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">İlgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı hakkında görüşlerimizi belirtmeden önce aşağıda belirtilen birtakım kavramlara değinmekte fayda görüyoruz.</p>



<ol class="wp-block-list" style="list-style-type:upper-alpha">
<li><strong>Faillik</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Fail, Kanunda yer alan tipik fiili gerçekleştiren kişidir. Kanunda gösterilen tipik fiiller, çoğunlukla tek kişi tarafından işlenebileceği göz önüne alınarak düzenlenmiştir. Ancak bazı suçlar ancak birden çok failin katılımıyla işlenebilir. Öğretide zorunlu iştirak hali olarak adlandırılan bu durum kendi içinde yakınsama ve karşılaşma suçları olarak ikiye ayrılmaktadır.<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[1]</a> Yakınsama suçlarında tipik eylemin işlenişine katılan kişiler aynı yönde ve amaçta hareket etmektedirler. Örneğin suç işlemek amacıyla örgüt kurulması yakınsama suçlarına bir örnektir. Karşılaşma suçları, suçun işlenişine katılanlar aynı amacın gerçekleşmesini amaçlarken farklı yönlerden hareket etmekte ve tipikliğin gerçekleşmesine katkıları farklı nitelik taşımaktadır.<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[2]</a> Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu, rüşvet vb. suçlar karşılama suçlarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong>Müstakil fail, kanunda yer alan tipikliği tek başına gerçekleştiren kişidir. Müşterek faillik ise, birden fazla kişinin birlikte suç işleme kararı kararıyla hareket etmesi ve kanunda yer alan tipik fiili işlemesidir. Müşterek faillik için birlikte suç işleme kararının ve fiilin birlikte icrasına bir katkının olması gerekmektedir.<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[3]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dolaylı faillik, suçun işlenmesinde başkasının araç olarak kullanılması nedeniyle kişinin sorumlu tutulmasıdır (TCK m. 37/2). Aslında dolaylı faillikte tipik hareketi gerçekleştiren kişi cezai anlamda kusurlu bulunmamaktadır.<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[4]</a> Dolaylı fail görünürde suçu işleyen kişiyi araç olarak kullanmak suretiyle tipik hareketin gerçekleşmesini sağlamaktadır.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Şeriklik</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Suç tipinde gösterilmemiş hareketi gerçekleştiren veya suçun işlenişine olan katkıları tek başına kanundaki tipikliğe uygun olmayan kişiler ‘şerik’ olarak adlandırılır. Şeriklik, ceza hukuku sorumluluğunu genişletmektedir.<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[5]</a> Şerikler, gerçekleşen tipikliğe yaptıkları katkı nedeniyle sorumlu olmaktadır. Eğer faillik yoksa şeriklik de bulunmayacaktır.<a href="#_ftn7" id="_ftnref7">[6]</a> Yardım etme (TCK m. 39) ve azmettirme (TCK m. 38) olarak iki şeriklik türü Kanunda düzenlenmiştir. Şeriklerin sorumluluğuna ancak bağlılık kuralı aracılığı ile gidilmektedir.<a href="#_ftn8" id="_ftnref8">[7]</a></p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Azmettirme</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Azmettirme, suç işleme kararı bulunmayan bir kişiye suç işleme kararı verdirerek kanundaki tipikliğin gerçekleştirilmesinin sağlanmasıdır.<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[8]</a> Dolayısıyla ancak kasten işlenebilen suçlara azmettirmek mümkündür. Kanun koyucu azmettirmeyi TCK m. 38’de düzenlemiştir. Buna göre; başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılacaktır. Azmettirenin cezalandırılabilmesi için failin suçun icra hareketlerine başlamış olması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TCK m. 38/2’de ise azmettirmenin ağırlatıcı sebepleri düzenlenmiştir. Buna göre azmettirici, üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuzu kullanıyorsa ya da çocukları suça azmettiriyorsa ceza artırılarak verilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Azmettirenin ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortaklarının cezalarının indirilebileceği hususu TCK m. 38/2’de düzenlenmiştir. Bu hükümle birlikte fail ve diğer suç ortakları arasındaki çatışmadan faydalanılmak istenmiştir.<a href="#_ftn10" id="_ftnref10">[9]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Neticesiz kalmış azmettirme teorik olarak cezalandırılmayacaktır.<a href="#_ftn11" id="_ftnref11">[10]</a> Ancak Kanunda neticesiz kalmış azmettirmenin cezalandırılacağı özel olarak düzenlenmiş suç tipleri bu durumun istisnasını teşkil etmektedir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yardım Etme</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer şeriklik türü de ‘yardım etme’dir. Yardım etme, kanunda tanımlanan tipik hareketi gerçekleştiren kişiye kasten destek olunmasını ifade etmektedir.<a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[11]</a> Ancak kasten işlenebilen suçlara yardım eden olarak katılabilmek mümkündür. Yardım etme, müşterek faillikten fiil üzerinde hakimiyet bulunmaması noktasında ayrılmaktadır.<a href="#_ftn13" id="_ftnref13">[12]</a> Yardım etme gerek Alman hukukunda gerekse Türk hukukunda maddi ve manevi yardım olarak incelenmektedir.<a href="#_ftn14" id="_ftnref14">[13]</a> Manevi yardım, failin suç işleme kararını kuvvetlendirmek ve desteklemektir. Manevi yardım halleri TCK m. 39/2’de sayılmıştır. Buna göre; suç işlemeye teşvik etmek, suç işleme kararını kuvvetlendirmek, fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek, suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek manevi yardım halleridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak ve suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak da maddi yardım halleridir.<a href="#_ftn15" id="_ftnref15">[14]</a> Faillik ve azmettirme kapsamına girmeyen her türlü katkı yardım etme olarak değerlendirilebilir.<a href="#_ftn16" id="_ftnref16">[15]</a></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Bağlılık Kuralı</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Şerikler, kanunda tarif edilen haksızlıkla birebir teması olmayan kişilerdir. Ancak bu kişilerinde mevcut haksızlık nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri gerekmektedir.&nbsp; Şeriklerin meydana gelen haksızlıktan doğan sorumlulukları ancak bağlılık kuralı sayesinde mümkündür. <a href="#_ftn17" id="_ftnref17">[16]</a>Şerik, faille olan şahsi bağlantısı ve bağlılık kuralı nedeniyle sorumluluk altına girmektedir.<a href="#_ftn18" id="_ftnref18">[17]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kişi tarafından işlenebilen bir suçun birden fazla kişinin bir araya gelerek işlemesi durumunda ‘iştirak’ durumu söz konusu olmaktadır. İştirak ve bağlılık kuralı ceza hukuku sorumluluğunu genişletmektedir.<a href="#_ftn19" id="_ftnref19">[18]</a> Bağlılık kuralı uyarınca eğer fail bir suç işlememişse suç ortağından da söz edilemeyecektir.<a href="#_ftn20" id="_ftnref20">[19]</a> Örneğin X kişisi Z’ye Y’nin evini soyması halinde kaçmasına yardım edeceğini taahhüt etmiştir. Z kişisi Y’nin evine doğru giderken vicdanı olarak kendini rahatsız hissetmiş ve evi soymaktan vazgeçmiştir. Z’nin işlemiş olduğu herhangi bir suç mevcut olmadığı için bağlılık kuralı gereği X’in de sorumluluğu doğmayacaktır. Bu örnek aynı zamanda dar anlamda fail anlayışının bir yansıması olarak kabul edilebilir. Zira dar anlamda fail anlayışına göre, suç tanımında yer alan fiili gerçekleştirmeyen kişi fail olarak kabul edilmez.<a href="#_ftn21" id="_ftnref21">[20]</a> Dar fail anlayışının kabul edildiği sistemlerde faillik asli nitelik taşırken şeriklik tali nitelik taşımaktadır.<a href="#_ftn22" id="_ftnref22">[21]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı suç tipleri ancak kanuni tarifte belirtilen kişiler tarafından işlenebilmektedir. Örneğin zimmet, görevi kötüye kullanma gibi suçlar ancak kamu görevlileri fail konumunda olabilir. Bu tür suç tiplerine ‘özgü suçlar’ adı verilmektedir.<a href="#_ftn23" id="_ftnref23">[22]</a> Kanunun aradığı niteliğe sahip olmayan kişiler bu suç tiplerinde ancak şerik olarak sorumlu tutulabilirler. TCK m. 40/2’de de bu husus özel olarak düzenlenmiştir. Özgü suçlar kendi içerisinde gerçek ve görünüşte özgü suçlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Gerçek özgü suçlar, kanunda tanımlanan suçun ancak özel faillik niteliği taşıyan kişi tarafından işlenebilmesidir. Görünüşte özgü suçlarda ise suçun temel şekli herkes tarafından işlenebilirken nitelikli halinin işlenebilmesi özel faillik gerektirmektedir.<a href="#_ftn24" id="_ftnref24">[23]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Suçun kurucu unsurlarından olmayan ancak suçun daha ağır veya daha hafif sayılmasını gerektiren durumlar mevcuttur. Suça etki eden bu nedenler, filli ve şahsi nedenler olarak ikiye ayrılmaktadır.<a href="#_ftn25" id="_ftnref25">[24]</a> TCK m. 61/4’te suça etki eden haller, nitelikli hal olarak isimlendirilmiştir. Suçun temel şeklini değiştirmeyen ancak suçu işleniş şekli, zamanı ve kullanılan araçlar gibi etkenlerin bulunduğu durumlarda suça etki eden fiillerin var olduğu kabul edilir. Şahsi nedenler ise fail veya şerikin şahsından kaynaklanan nedenlerdir.<a href="#_ftn26" id="_ftnref26">[25]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cezanın hafifletilmesini sağlayacak fiili nedenler bütün suç ortakları hakkında uygulanacaktır. Cezanın ağırlaşmasına sebep olan fiili nedenler mevcut olduğunda ise söz konusu nedenler bilinmek şartıyla bütün şeriklere uygulanacaktır.<a href="#_ftn27" id="_ftnref27">[26]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cezayı hafifleten şahsi nedenin bulunması durumunda ancak şahsında bu neden bulunan kişinin bu durumdan faydalanabilmesi gerekmektedir. Cezanın ağırlaşmasına sebep olan şahsi sebepler konusunda öğretide tartışma bulunmaktadır. Kanunda bu konuda bir açıklık bulunduğu yadsınamaz bir gerçekliktir.<a href="#_ftn28" id="_ftnref28">[27]</a> Kanaatimizce, şahsi ağırlatıcı sebepler failde bulunuyorsa ve şerikler bu durumu biliyorsa<a href="#_ftn29" id="_ftnref29">[28]</a>, şahsi nedenin tüm suç ortaklarına uygulanması gerekir. Şeriklerde bulunan şahsi ağırlatıcı neden diğer ortaklara sirayet etmeyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevcut olayımızda, azmettirici olan ve maktul ile arasında altsoy/üstsoy ilişkisi bulunan X’in hukuki durumunun tayini tartışma konusu olmuştur. Yukarıda da detaylıca izah edildiği üzere ağırlaştırıcı nedenlerin sirayeti üzerine öğretide görüş birliği bulunmamaktadır. Yargıtay’ın da bu hususta farklı kararlarına rastlamak mümkündür.<a href="#_ftn30" id="_ftnref30">[29]</a> Nihayetinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu önüne gelen bir olayla kurul, şerik özelinde ağırlaştırıcı neden olmasına rağmen bağlılık kuralı gereği azmettiricinin işlenen fiil ile sorumlu olacağı belirtilmiş ve TCK m. 82/1-a’nın uygulanacağını oy çokluğu ile kabul etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yukarıda da izah ettiğimiz üzere şeriklerde bulunan ağırlaştırıcı nedenlerin faile sirayeti, eğer ağırlaştırıcı neden bilinmiyorsa, kanaatimizce mümkün değildir.<a href="#_ftn31" id="_ftnref31">[30]</a> Mevcut olayımızda da azmettirici ve failler günler öncesinde plan yaparak ilgili suçu işlemişlerdir. Buradan failler hakkında, şerik ile maktul arasındaki altsoy/üstsoy ilişkisini bildikleri sonucuna rahatlıkla varılabilir. Hiç şüphesiz bir kimsenin bir başka kimseyi üstsoyundan birini öldürtmeyi azmettirmesi ile üçüncü bir kişiyi öldürtmek için azmettirmesi aynı haksızlık içeriğine sahip olmayacaktır. Bu haksızlık içeriğinin farklı oluşu dışarıdan üçüncü kimseler tarafından da çok rahatlıkla tayin edilebilir. Bu nedenle faillerin işledikleri fiilin haksızlık içeriğinin üçüncü bir kimseye karşı işleyecekleri fiilden daha fazla olduğunu bildikleri kabul edilip failler hakkında, TCK m. 82/1-d’den hüküm kurulması gerekmektedir. Aynı zamanda azmettirici olan X hakkında da TCK m. 82/1-d’den hüküm kurulmasının daha yerinde olacağı kanaatindeyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Haksız tahrikten faillerin yararlanması mümkün değildir. Zira haksız tahrik, kusur üzerinde etki meydana getirir. Ancak cezaların üzerinde fiili veya şahsi bir neden değildir. Bu sebeple X nezdinde haksız tahrik indirimi mümkün olabilecekken şerikler hakkında haksız tahrik indirimi söz konusu olmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Akbulut B, Bağlılık Kuralı, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2010, 14 (1), 167-214</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demirbaş T, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, Seçkin Yayıncılık, 2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demirel M, Alman Hukukuyla Karşılaştırılmalı Yardım Etme Hareketleri, Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi, 2017, 5 (2), 119-161</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demirel M, Suça İştirakte Bağlılık Kuralı, On İki Levha Yayınları, 2017</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demirel M/Kartal M, Ceza Hukukunda Suça Azmettirme Hareketi: Suça Sevk Etme, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş Tezcan’a Armağan, 2019, 21 (Özel Sayı),457-490</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaymaz S, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanuna Göre İştirak Halinde İşlenen Suçlarda Nitelikli Hallerin Diğer Suç Ortaklarına Geçişi Sorunu, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2012, 16 (2), 117-167</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koca M/Üzülmez İ, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, 2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özbek V Ö/Doğan K/Meraklı S/Bacaksız P/Başbüyük İ, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler,14. Baskı, 2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özen M, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İştirak Kurumuna Bakışı, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2007,70, 239-253</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özgenç İ, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Bası, Seçkin Yayıncılık, 2020</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özgenç İ, Türk Ceza Hukuku Mevzuatı Cilt 1, Seçkin Yayıncılık, 31. Bası, 2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pehlivan A, Bağlılık Kuralı Kapsamında Nitelikli Hallerin Suç Ortaklarına Etkisi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,2023, 8 (2), 573-608</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şahin M E, İştirak Halinde İşlenen Suçlarda Suça Etki Eden Nedenlerin Şeriklere Sirayeti, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2015, 64 (3), 637-686</p>



<p class="wp-block-paragraph">Temiz B S, İştirak Hükümleri Açısından Bağlılık Kuralı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016, 65 (4), 2487-2512</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tokdemir S, Ceza Hukukunda Zincirleme Azmettirmeye Teşebbüs, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2023, 1 (1), 23-74</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil E, Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi, 2015, 3 (2), 95-101</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KARARLAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">YCGK, E. 2012/1321, K. 2013/283, T. 4.6.2013</p>



<p class="wp-block-paragraph">YCGK, E. 2013/355, K. 2013/456, T. 19.11.2013</p>



<p class="wp-block-paragraph">YCGK, E. 2015/606, K. 2016/324, T. 27.9.2016</p>



<p class="wp-block-paragraph">YCGK, E. 2014/727, K. 2018/99, T. 13.3.2018</p>



<p class="wp-block-paragraph">YCGK, E. 2018/271, K. 2022/227, T. 31.3.2022</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">*</a>Avukat, Ankara Barosu, Ankara, Türkiye, e-posta: ahmet-142@hotmail.com</p>



<p class="wp-block-paragraph">ORCID: 0000-0001-7616-3277</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[1]</a> İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Bası, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 536</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[2]</a> Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2023, s. 539</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[3]</a> Mahmut Koca/İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, Ankara, 2023, s. 454; Veli Özer Özbek/Koray Doğan/Serkan Meraklı/Pınar Bacaksız/İsa Başbüyük, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler,14. Baskı, Ankara, 2023, s. 540-541; “…müşterek faillik için &#8220;failler arasında birlikte suç işleme kararı olması&#8221; ve &#8220;suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulması&#8221; şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.” YCGK, E. 2012/1321, K. 2013/283, T. 4.6.2013</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[4]</a> Mustafa Özen, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İştirak Kurumuna Bakışı, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2007,70, 239-253, s. 245</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[5]</a> Özgenç, 539</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[6]</a> Özbek/Doğan/Meraklı/Bacaksız/Başbüyük, 544</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[7]</a> Özgenç, 539</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[8]</a> Suç işleme kararını önceden vermiş bir kişiyi azmettirmeden söz edilemez. Muhammed Demirel/Melik Kartal, Ceza Hukukunda Suça Azmettirme Hareketi: Suça Sevk Etme, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş Tezcan’a Armağan, 2019, 21 (Özel Sayı),457-490, s. 463; Azmettirmeye teşebbüs söz konusudur. Özgenç, 573; Azmettirme başlı başına bir haksız fiil olduğu için cezalandırılmalıdır. Sercan Tokdemir, Ceza Hukukunda Zincirleme Azmettirmeye Teşebbüs, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2023, 1 (1), 23-74, s. 36; “…Azmettirme, belli bir suçu işleme hususunda henüz bir fikri olmayan kişide, bir başkası tarafından suç işleme kararının oluşmasının sağlanmasıdır. Eğer kişi daha önce suçu işlemeye karar vermiş ise, bu takdirde azmettirme olmayacak, artık manevi yardım olabilecektir. Azmettirenin kasten hareket etmesi gerekmekte olup bu kastın, failde belli bir suçu işleme hususunda karar oluşturmayı, suçun bu kişi tarafından işlenmesi hususunu ve azmettirilen suçun kanuni tanımındaki unsurlarını kapsaması zorunludur. Ancak eylemin yer ve zamanının veya eylemin işleniş tarzına ilişkin ayrıntıların belirlenmesine gerek yoktur.” YCGK, E. 2013/355, K. 2013/456, T. 19.11.2013</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[9]</a> Özbek/Doğan/Meraklı/Bacaksız/Başbüyük, 547</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[10]</a> Özgenç, 575; “…Yerel mahkemece, delillerin değerlendirilmesine ilişkin gerekçe kısmında; sanığın, kasten öldürme suçunun kendisi tarafından işlendiğine ilişkin delillerin toplanmadığı aşamada, olay hakkında en ince ayrıntısına kadar bilgi vermesinin nedeninin yaşadığı pişmanlık olduğu, TCK&#8217;nun 38/3. maddesinden yararlanmak için bu şekilde ifade verdiğinin kabul edilemeyeceğinin belirtilmesine, yine sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK&#8217;nun 38/3. maddesi gereğince indirim yapılmasına ilişkin olarak da; suça azmettirenin belli olmadığı bir aşamada beyanları ile azmettirenin kim olduğunun ortaya çıkmasını sağladığının dayanak gösterilmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla sabıkası olmayan, fiilden sonra maktul &#8230;&#8217;ı öldürdüğüne ilişkin hakkında somut bir delil bulunmadığı aşamada olayı ayrıntılı biçimde anlatarak kendi suçu ile birlikte diğer sanık &#8230;&#8217;nin suçunu ortaya çıkaran, yargılama aşamasında da aynı tutumunu devam ettiren ve herhangi bir olumsuz davranışı da dosyaya yansımayan ve bu nedenle hakkında TCK&#8217;nun 62. maddesinin uygulanması gereken sanık hakkında, yerel mahkemece; “&#8230;tüm delil ve bulgulardan zaten olayın tamamıyla aydınlık kazandığı, sanık &#8230;&#8217;un cezai indirimden yararlanma düşüncesiyle yargılama sırasında bu davranışları sergilediği, soruşturma evresinden yargılamanın sonucuna kadar olan tutum ve davranışları dikkate alındığında ve sanık &#8230;&#8217;ın olay öncesinde &#8230;.&#8217;nun kendilerine &#8216;bir olay olursa siz vurursunuz, ben size cezaevinde bakarım&#8217; dediğini ifade etmesi de nazara alındığında, cinayet işleme konusunda önceden var olan iradesini ortaya koyduğu, sanığın suç işleme hususundaki eğilimi, bulunduğu sosyal konumu, olayla ilgisi olmayan masum bir insanı silahla sebepsiz yere öldürmüş olması, maktulü öldürmesi için verilen talimat doğrultusunda, &#8230;.ile birlikte hareket ederek maktulü tenha bir yere götürmesi ve her an bir insan öldürmede kullanılabilecek ruhsatsız tabancanın bulundurulması, sanığın maktulü öldürme konusundaki kararlılığı, soğukkanlılıkla eylemi gerçekleştirip evine gitmesi ve silahı saklaması, yanında çalıştığı kişi için tetikçilik yapması, sanığın tereddüt etmeden eylemini sonuçlandırması, suç işlenmesinin önlenmesi ve ceza adaletinin tam ve eksiksiz olarak sağlanması, sanığın pişman olduğu yönünde dosyaya yansıyan bir durumunun olmadığının gözlenmesi, hak ve nesafet kuralları ve sanığın duruşmadaki hali de dikkate alınarak” şeklinde dosya kapsamı ile örtüşmeyen, çelişki içeren ve yeterli olmayan gerekçeyle TCK&#8217;nun 62. maddesinin uygulanmaması isabetli değildir.” YCGK, E. 2015/606, K. 2016/324, T. 27.9.2016</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref12" id="_ftn12">[11]</a> Özgenç, 577</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref13" id="_ftn13">[12]</a> Özbek/Doğan/Meraklı/Bacaksız/Başbüyük, 551; Koca/Üzülmez, 507; “…Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira &#8220;yardım&nbsp;etme&#8221; yi&nbsp;müşterek&nbsp;faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır” YCGK, E. 2014/727, K. 2018/99, T. 13.3.2018</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref14" id="_ftn14">[13]</a>Muhammed Demirel, Alman Hukukuyla Karşılaştırılmalı Yardım Etme Hareketleri, Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi, 2017, 5 (2), 119-161, s. 122</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref15" id="_ftn15">[14]</a> Koca/Üzülmez, 509; Özgenç, 578</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref16" id="_ftn16">[15]</a> Koca/Üzülmez, 507; “…Hakkında tasarlayarak kasten öldürme suçundan verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen &#8230;’in, 29.06.2011 tarihinde amcasının oğlu &#8230; &#8230;’i kasten öldüren maktulü öldüreceğini, olaydan yaklaşık bir yıl kadar önce yakın akrabalarına ve arkadaşlarına söylemesi, &#8230; &#8230;’in ölüm haberini yayınlayan bir yerel haber sitesinin okuyucu yorumları bölümüne, 24.11.2011 tarihinde maktulü öldürme niyet ve kararını hiçbir sakınca görmeksizin açıkça yazarak dışa vurması, olaydan önce bu suçu işlemek maksadıyla tabanca tedarik&nbsp;etmesi, maktulü öldürme fikrini başkalarının uyandırmasına gerek kalmadan, suç işleme kararını tek başına alması ve olay günü maktulü tasarlamak suretiyle kasten öldürmesi hususları ile azmettirmeden bahsedebilmek için, belli bir suç işleme hususunda henüz bir düşüncesi olmayan kişide, bir başkası tarafından suç işleme kararının oluşmasının sağlanmasının gerekmesi, kişi daha önceden suçu işlemeye karar vermiş ise, bu takdirde azmettirmenin değil, artık TCK’nın 39/2. maddesi kapsamında manevi&nbsp;yardımın söz konusu olacağına ilişkin yerleşik içtihat hükmü birlikte değerlendirildiğinde; sanıklar &#8230;, &#8230; ve &#8230;’in, olaydan aylar önce maktulü öldürme kararını tek başına alarak bu suç kararında sebat ve ısrar eden inceleme dışı sanık &#8230;’e, maktulün kaldığı cezaevinden diş tedavisi için sevk edileceği hastane ve sevkin yapılacağı gün ve saati, infaz koruma başmemuru &#8230;&#8217;a maddi menfaat temin&nbsp;etmek suretiyle öğrenip kendisine bildirilmesi şeklinde gelişen eylemlerinin, Kanun’da suç işleme kararını kuvvetlendirme, fiilin işlenmesinden sonra&nbsp;yardımda bulunacağını vaat&nbsp;etme, suçun nasıl işleneceği hususunda yol gösterme, suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında&nbsp;yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırma şeklindeki seçimlik hareketleri de içeren suça&nbsp;yardım&nbsp;kapsamında kaldığının kabulü gerekmektedir.” YCGK, E. 2018/271, K. 2022/227, T. 31.3.2022</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref17" id="_ftn17">[16]</a> TCK m. 40 gerekçesi şu şekildedir; “Bağlılık kuralı, suç ortaklarından bazılarında faillik için aranan şartların bulunmaması halinde, bu kişilerin işlenen suçtan sorumluluğunu sağlamaktadır. Böylece; suçun işlenişinde hakimiyet kuramadığı veya özel faillik niteliğini taşımadığı için fail olarak sorumlu tutulamayan bir suç ortağı, bağlılık kuralı sayesinde, gerçekleşen suçtan sorumlu tutulabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bağlılık kuralının gereği olarak diğer suç ortaklarının azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilmesi için, failin işlediği fiilin kasten işlenmesi ve hukuka aykırı olması gerekir ve yeterlidir. Failin bu fiil nedeniyle ayrıca kusurlu olmasına gerek yoktur. Yine, cezayı hafifleten veya ortadan kaldıran kişisel nedenler, ancak ilgili suç ortağı açısından hukuki sonuç doğururlar.” İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Mevzuatı Cilt 1, Seçkin Yayıncılık, 31. Bası, Ankara, 2023, s. 194</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref18" id="_ftn18">[17]</a> Özgenç, 586</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref19" id="_ftn19">[18]</a> Seydi Kaymaz, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanuna Göre İştirak Halinde İşlenen Suçlarda Nitelikli Hallerin Diğer Suç Ortaklarına Geçişi Sorunu, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2012, 16 (2), 117-167, s. 121</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref20" id="_ftn20">[19]</a> Ali Pehlivan, Bağlılık Kuralı Kapsamında Nitelikli Hallerin Suç Ortaklarına Etkisi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,2023, 8 (2), 573-608, s. 580</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref21" id="_ftn21">[20]</a> Pehlivan, 580</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref22" id="_ftn22">[21]</a> Berrin Akbulut, Bağlılık Kuralı, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2010, 14 (1), 167-214, s. 176</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref23" id="_ftn23">[22]</a> TCK m. 40’ın gerekçesi; “Özel faillik niteliğinin arandığı suçlarda, ancak bu niteliğe sahip olan kişiler fail olabilir. Örneğin zimmet suçunun faili ancak kamu görevlisi olabilir. Özel faillik niteliğini taşımayan kişiler, özgü suça iştirak etmeleri halinde, ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu olur. Sadece özel faillik niteliğine sahip olmak, özgü suçun faili olarak sorumluluk için yeterli olmayabilir. Bunun için, özel faillik niteliğinin yanı sıra, ayrıca fiil üzerinde hakimiyet kurulması gerekir. Örneğin resmi belgede sahtecilik suçunun işlenişine iştirak eden kamu görevlisi kişileri, bu suçun nitelikli şekli açısından müşterek fail olarak sorumlu tutulabilmeleri için, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, ayrıca belgede sahtecilik fiili üzerinde ortak hakimiyet kurmaları gerekir. Azmettiren veya yardım eden olarak sorumluluk için, suçun tamamlanmış veya en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir. Bu sonuç, bağlılık kuralının niceliksel etkisinden çıkarılmaktadır.” Özgenç, mevzuat, 194</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref24" id="_ftn24">[23]</a> Akbulut, 184</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref25" id="_ftn25">[24]</a> Meral Ekici Şahin, İştirak Halinde İşlenen Suçlarda Suça Etki Eden Nedenlerin Şeriklere Sirayeti, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2015, 64 (3), 637-686, s. 652; TCK m. 40 gerekçesinde bu ayrım eleştirilmektedir. Şöyle ki; “Hükümet Tasarısında, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda olduğu gibi, “kişisel ağırlatıcı nedenlerin” ve “fiili ağırlatıcı nedenlerin şeriklere uygulanması” hükümlerine yer verilmiştir. Bu hükümler, bağlılık kuralının henüz bilinmediği 19. Yüzyıl ceza hukuku düşüncesinin ürünü olarak kanuna konmuştur. Bağlılık kuralına metinde yer verildikten sonra, bu hükümlerin korunmasına gerek kalmamıştır. Kaldı ki, “ağırlatıcı neden”lerin kişisel veya fiili olarak ayrıma tabi tutulması bilimsel olmadığı için, uygulamada duraksamalara ve çelişkili kararlara neden olmaktadır. Belirtilen nedenlerle, Hükümet Tasarısının 43. ve 44. Maddeleri hükümleri metinden çıkarılmıştır.” Özgenç, mevzuat, 195</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref26" id="_ftn26">[25]</a> Şahin, 654</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref27" id="_ftn27">[26]</a> Şahin, 667</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref28" id="_ftn28">[27]</a> Aksi görüş için bkz. Muhammed Demirel, Suça İştirakte Bağlılık Kuralı, On İki Levha Yayınları, İstanbul, 2017, s. 515</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref29" id="_ftn29">[28]</a> Bilgehan Savaşçı Temiz, İştirak Hükümleri Açısından Bağlılık Kuralı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016, 65 (4), 2487-2512, s. 2510</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref30" id="_ftn30">[29]</a> Yargıtay 1. Ceza Dairesi bir kararında; “ Sanık Mehmet Cabbar’ın, kızı Ebru’yu öldürmesi için sanık Şehmuz’u azmettirdiği, sanık Şehmuz’un bıçakla Ebru’ya vurarak öldürmeye teşebbüs ettiği olayda, sanık Şehmuz ile mağdure arasında akrabalık bağı bulunmadığı 5237 sayılı TCK’nın 40/2 madde hükmüne göre TCK 82/1-d maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeksizin, TCK 81 maddesinin uygulanması gerektiğinden hükmün bozulmasına. Sanık Mehmet Cabbar TCK 82/1-d ve 35 maddeleri gereğince cezalandırılmıştır.” Yargıtay 1. CD, E.2007/9263, K. 2008/6219, T. 23.8.2008; Karar için bkz. Eyüp Yeşil, Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi, 2015, 3 (2), 95-101, s. 100</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay bir başka kararında aksi yönde karar vermiştir. Karar gerekçesi şu şekildedir; “Sanık Faysal’ın babaannesini öldürmeye azmettirme, sanık Kemal’in babaannesini öldürme, sanıklar Ömer ve Serkan’ın bu suça yardım suçlarından kurulan hükümlerde; sanıkların eylemi olay tarihinden haftalar önce kararlaştırdıkları, yaptıkları planı sebat ve ısrarla uygulamaya koydukları, tasarlanan eylem ile icrası arasında geçen sürede kararlarından vazgeçmedikleri anlaşılmakla, suç vasfında kazanılmış hak olmayacağı da gözetilerek, eylemlerine uyan “5237 sayılı TCK.nun 82/1-d” maddesine aynı maddenin “a” bendinin de eklenmesine karar verilmesi suretiyle” hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.” Yargıtay 1. CD, E. 2009/6225, K. 2009/6198, T. 21.10.2009; Karar için bkz. Kaymaz, 144</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn31" href="#_ftnref31">[30]</a> Bkz. Bağlılık kuralı, 5</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Yazar: Av. Ahmet Can DULDA (LL.M.)</p>
</div></div>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/682-2/">SUÇUN NİTELİKLİ HALİNİN BAĞLILIK KURALI KAPSAMINDA AZMETTİRENE SİRAYETİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARI İNCELEMESİ: YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2022/42, K. 2022/574 SAYILI KARARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK BORÇLAR KANUNU VE İCRA İFLAS KANUNU UYARINCA KİRALANANIN TAHLİYESİ</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/turk-borclar-kanunu-ve-icra-iflas-kanunu-uyarinca-kiralananin-tahliyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 20:17:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Borçlar Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[borçlar hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kira sözleşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=676</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Borçlar Kanunu ve İcra İflas Kanunu Uyarınca Kiralananın Tahliyesi Bugün ele aldığımız yazımızda, güncel kanunlarımız olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 2004 İcra İflas Kanunu’na göre, kiracı tarafından kiralanan taşınmazın hangi hallerde ve nasıl şartlarda tahliye edileceğine ilişkin</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/turk-borclar-kanunu-ve-icra-iflas-kanunu-uyarinca-kiralananin-tahliyesi/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">TÜRK BORÇLAR KANUNU VE İCRA İFLAS KANUNU UYARINCA KİRALANANIN TAHLİYESİ</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/turk-borclar-kanunu-ve-icra-iflas-kanunu-uyarinca-kiralananin-tahliyesi/">TÜRK BORÇLAR KANUNU VE İCRA İFLAS KANUNU UYARINCA KİRALANANIN TAHLİYESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-link-color wp-elements-5a0f7c90d824f4904cd0b3c2522a6e28 wp-block-paragraph" style="color:#067fff">Türk Borçlar Kanunu ve İcra İflas Kanunu Uyarınca Kiralananın Tahliyesi</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ec60a67dcc391be20c62483b59b5003f wp-block-paragraph">Bugün ele aldığımız yazımızda, güncel kanunlarımız olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 2004 İcra İflas Kanunu’na göre, kiracı tarafından kiralanan taşınmazın hangi hallerde ve nasıl şartlarda tahliye edileceğine ilişkin hukuki bilgilendirme yapılacaktır. Keyifli okumalar diliyoruz.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-b19dfa57f14d72757d96cac7cad1dffd wp-block-paragraph">Öncelikle; kira sözleşmesi, kiracı,&nbsp; kiraya veren, malik gibi kira hukukuna ilişkin sıfatların nasıl kazanıldığına dair bilgilendirme yapılması gerekmektedir. Kira sözleşmelerine ilişkin hükümler TBK madde 299-356 arasında düzenlenmiştir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-93785673acebb6e4bdfcca50c2a50b19 wp-block-paragraph"><strong><em><u>1-) Kira Sözleşmesi:</u></em></strong> Kira sözleşmesine ilişkin tanım, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda açıkça dile getirilmiştir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f9019db4b7f05f3439423633590c319d wp-block-paragraph">A. Tanımı</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a3259bea8b56727c2bbe5eb7577adba8 wp-block-paragraph"><strong><em><u>MADDE 299- Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.</u></em></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-59bf5c1c825cc3e20254b7e476296ecb wp-block-paragraph"><strong><em><u>2-) Kiracı:</u></em></strong> Türk Borçlar Kanunu’nun 299. maddesi kapsamında, bir şeyin kullanılmasını veya kullanmakla birlikte ondan yararlanılmasına dair hakkın belirli bir ücret karşılığında devredildiği gerçek veya tüzel kişiye kiracı denilmektedir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-613afd1a51466dc5b29c65e7315a360a wp-block-paragraph"><em><u>3-) Kiraya Veren:</u></em> Türk Borçlar Kanunu’nun 299. maddesi kapsamında bir şeyin kullanılmasını veya kullanmakla birlikte ondan yararlanılmasına dair hakkını kiracıya belirli bir ücret karşılığında devreden gerçek veya tüzel kişiye kiracı denilmektedir. Burada sürekli olarak karıştırılan bir husus ise kiraya veren ile malik sıfatının her durumda aynı kişide birleşmeyeceğidir. Nitekim kiraya veren, kira sözleşmesini kiracı ile birlikte yapan gerçek veya tüzel kişi olup her zaman malik sıfatına haiz değildir. Zira kiraya veren, malın malikinin vekili, temsilcisi, vasisi, velisi veya başkaca herhangi bir gerçek veya tüzel kişi olabileceği gibi, kiraya veren salt sözleşmeyi kiracı ile birlikte imzalayan gerçek veya tüzel kişiden ibarettir. Uygulamada çoğunlukla malik ile kiraya veren aynı kişi olmakla birlikte istisnai olarak kiraya veren ve malik sıfatı birbirinden ayrılabilmektedir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1d1619576b87e715be53df7a3b66c4d4 wp-block-paragraph"><strong><em><u>4-) Malik:</u></em></strong> Türk Borçlar Kanunu’nun 299. maddesi kapsamında bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılması hakkını kiracıya bırakan kişinin kiraya veren olduğunu belirtmiştik. Tam burada malik sıfatı önem kazanmaktadır. Devredilen hakkın konusu olan taşınırın veya taşınmazın resmi mercilerce sabit olan yasal sahibine ise malik denmektedir. Örneğin, kiraya verilen meskenin tapudaki yasal sahibine malik denmektedir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-7cf3fa416e33aa6de591f2e65b5df421 wp-block-paragraph">Kira sözleşmesinin tanımı ve kira sözleşmesinin tarafları yukarıda izah edilmeye çalışılmıştır. Aşağıda ise kiralayanın kiracıyı tahliye sebepleri ayrıntılı bir şekilde açıklanacaktır:</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-53489bda580c89d2b4e599fb4e030d2d wp-block-paragraph"><strong><em><u>A-) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’ndan kaynaklanan Tahliye Sebepleri:</u></em></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c62883873ee3e39d2529d72be566a5fe wp-block-paragraph"><strong><u>A.1-) Türk Borçlar Kanunu madde 315 ve 352. maddelere dayanan sebeplerle kiracının tahliyesi:</u></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-31f0977492b2e50f91079c3894b466aa wp-block-paragraph">-Kiracı, kira bedelini ve kiraya verilene ilişkin yan giderleri (aidat vb.) düzenli ödemekle yükümlüdür. &nbsp;Bu giderler, kanuna göre kiracının temel borcudur. İşbu giderleri ödememesi durumunda kiraya verenin tahliye talebinde bulunabileceği birden fazla dava türleri bulunmaktadır:</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c62fb888e9c43880a030a5f56189bf5c wp-block-paragraph"><strong><u>A.1.1-) TBK madde 315 kapsamında kiracının temerrüdü sebebiyle tahliye davası:</u></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e4ad4a65c7efddf7aef0e9ef7a15411d wp-block-paragraph">-Türk Borçlar Kanunu madde 315 kapsamında kiracının, kira borcunu zamanında ödememesi durumunda kiraya veren, yazılı bir ihtar ile kiracıya süre tanıyarak kira borcunun ödenmesini talep edebilir. Bahsedilen süre, konut ve çatılı iş yeri kiralarında 30 gün iken, diğer kira sözleşmeleri için 10 gündür. Kiraya veren tarafından tanınan sürenin sonunda, kiracı tarafından bir ödeme gerçekleştirilmez ise, kiraya veren Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açabilecektir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-081f76b0532390ec0041e835a4b6686b wp-block-paragraph"><strong><u>A.1.2-) TBK madde 352 kapsamında kiraya veren tarafından iki haklı ihtar çekilmesi ve tahliye davası açılması suretiyle kiracının tahliyesi:</u></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ef4697f24adc2ebc5dfa07104cccb2cf wp-block-paragraph">-Kiraya veren, aynı kira dönemi içerisinde iki farklı dönemde kirasını geciktiren kiracıya iki yazılı ihtarda bulunarak kiracının tahliyesini talep edebilir. Burada kaçırılmaması gereken husus, kiracıya yapılacak ihtarın, hak kaybına sebebiyet vermemesi açısından anılan ihtarların noter aracılığıyla tanzim edilerek tebliğ edilmesidir. Bir diğer önemli husus ise, kiracının aynı kira döneminde iki defa kira bedelini ödememesidir. Zira örneğin, sözleşmesi 2023 Mart ayında yenilenen kiracının aynı yıla ait olan 2024 Nisan ve 2024 Haziran aylarının kirasını ödemede temerrüde düşmesi halinde iki adet ihtar çekilerek akabinde tahliye davası açılabilecek iken, aynı örnekten gidilecek olursa örneğin, 2023 Şubat ve 2023 Mayıs aylarının kirasını ödemede temerrüde düşmesi durumunda iki adet haklı ihtar tanzim edilerek tebliğ edilmesinde dahi anılan tahliye davası açılamayacaktır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ad096a70edecc70d7ae81f8b0dd32614 wp-block-paragraph"><strong><u>A.2-) Türk Borçlar Kanunu 350 ve devamı maddelerinde belirtilen kiraya verenin ihtiyacı sebebiyle kiracının tahliyesi:</u></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-72b4b21be5b336a56a09891c8e1c84e5 wp-block-paragraph">-Kiraya veren; kendisinin, eşinin, alt soyunun, üst soyunun veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut ihtiyacı var ise, süresi belirli sözleşmelerde kira sözleşmesinin sona ermesinden itibaren, belirsiz süreli sözleşmelerde ise Türk Borçlar Kanunundaki sözleşme fesih sürelerine riayet edilmek şartı ile belirlenen tarihten 1 ay içerisinde ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2dfaf0db691920ff94471f858375d682 wp-block-paragraph">Dikkat edilmesi gereken ve bu dava türüne özgü belirli şartlar bulunmaktadır:</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-36188ea02876bbc8a3c155eb63b28d9b wp-block-paragraph">*Kiraya verenin başkaca bir yerde boşta olan herhangi bir evi var ise ihtiyacın zorunlu olmadığı değerlendirilmektedir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-70f6a9ec0c36ae438c4678923221f708 wp-block-paragraph">*İhtiyacın kısa süreli değil, sürekli ve kestirilemeyecek kadar uzun bir süre olması gerekmektedir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e1c306e3824739634e1e86a46990ede3 wp-block-paragraph">*Şayet kiraya veren, kiracının tahliyesinden itibaren 3 yıl içerisinde evi başkaca herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye kiraya verir ve bu husus tespit edilir ise kiracının uğramış olduğu zararları tazmin etmekle yükümlüdür.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8aeaa58ab73074efaea19b9d6d16f8c7 wp-block-paragraph"><strong><u>A.3-) Türk Borçlar Kanunu madde 350/2 kapsamında inşaat veya tadilat nedeniyle kiracının tahliyesi:</u></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-7fc44be7ecfcb4dcf4d21a9cafbae457 wp-block-paragraph">-Kiraya veren, kiraya verilen taşınmazda yeniden inşa veya imar çalışmaları sebebiyle kiracının mecurdan tahliyesini düzenlemektedir. İlgili maddenin lafzına bakılacak olursa; kiraya veren kiralanın yeniden inşası, imarı, esaslı tadilatı, kiralananın genişletilmesi veya esaslı değişiklik yapılmasını gerektiren hallerde, mecurun kullanılamaz hale geleceğinden bahisle kiralananın edilmesini talep edebilir. Burada süreler noktasında ise A.2 maddesinde açıklanan sürelere riayet edilerek, kiraya veren kiracının tahliyesini talep edebilmektedir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4afd48cfa167efd23f4a73e79634048c wp-block-paragraph"><strong><u>A.4-) Türk Borçlar Kanunu madde 347 kapsamında kira sözleşmesinin 10 yıllık uzama süresinin sonunda sona ermesine binaen kiracının tahliyesi:</u></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2eea77573b19f86a99011f86c59c6234 wp-block-paragraph">-Kiraya veren ile kiracı arasında yapılan kira sözleşmesinin 10 yılı doldurması neticesinde sözleşme tarafların bildirimi yolu ile sona erebilmektedir. İlgili kanun maddesi kapsamında kira sözleşmesinin on yıllık uzama süresinin sonunda en az 3 ay önceden bildirimde bulunmak koşuluyla kiraya veren tarafından başkaca herhangi bir sebep gösterilmeksizin sonlandırılabileceği belirtilmektedir. Kanun maddesi kapsamında kiraya verenin mülkiyet hakkı açıkça korunmuştur.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ac1d95e75891a040b2544d50f785ab5e wp-block-paragraph">İlgili kanın maddesinin 2.fıkrasına göre belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman fesih bildiriminde bulunabilecek iken, kiraya veren kiranın başlangıcından 10 yıl geçtikten sonra bildirim yoluyla sözleşmeyi sona erdirebilir. Kiraya verenin bildirimine müteakiben kiracı tarafından mecurun tahliyesi sağlanmaz ise, kiraya veren tahliye davası açabilmektedir. Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6b331ffaf9e336e4f6825bd802a954d1 wp-block-paragraph"><strong><em><u>B-) 2004 Sayılı İcra İflas Kanunundan Kaynaklanan Kiracının Tahliye Sebepleri:</u></em></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-894b1149ff5e12a4de303e0b93832d6c wp-block-paragraph"><strong><u>B.1-) İİK madde 262 kapsamında Örnek No:13 talepli icra takibi başlatılarak kiracının tahliyesi:</u></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-339da920fc92d282f5f996c14c748aa8 wp-block-paragraph">-Kiracı, yükümlüsü olduğu kira bedelini ödemede temerrüde düşmesi durumunda kiraya veren tarafça icra dairelerinde Örnek No:13 istemli ödeme emri talebinde bulunabilir. Burada icra dairesince yapılacak ödeme emrinin tebliğinden itibaren kiracı, 7 gün içerisinde ilgili borcun kendisine ait olmadığına dair itirazda bulunabileceği gibi, tebliğden itibaren 30 gün içerisinde icra dosyasına ödeme de yapabilir. Kiracı tarafından ödeme emrine itiraz edilmesi durumunda alacağın tahsili ve kiracının tahliyesi talepli dava açılabilecektir. Kiracı tarafından 30 gün içerisinde icra dosyasına ödeme yapılması durumunda ise, kiraya veren, kiracıya karşı tahliye davası açamayacaktır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-823c8bf5da28d21979b90111a1f67c7b wp-block-paragraph"><strong><u>B.2-) İİK madde 272-275 maddesi kapsamında Kira süresinin bitmesi sebebiyle kiracının ilamsız tahliyesi:</u></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-bfecd46fb7470c4d87c3e6ab5ac1aa09 wp-block-paragraph">-Kiraya veren ile kiracı arasında yazılı olarak tanzim edilen kira sözleşmesinin süresinin bitmesi sebebiyle ilamsız tahliye kapsamında, kiraya veren sözleşme süresinin bitiminden itibaren 1 ay içinde ilamsız tahliye talebinde bulunabilir. Burada önemli olan husus, kira sözleşmesinin mutlaka yazılı olarak yapılması ve sözleşmenin süreli olmasıdır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-fc3285bf0f0c0f35142fbfe98b995853 wp-block-paragraph"><strong><u>B.3-) Yazılı Tahliye Taahhüdü Nedeniyle Kiracının Tahliyesi:</u></strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-cf907530f430208ea4858cc0da9b8218 wp-block-paragraph">-Kiraya veren, kiracıdan yazılı bir tahliye taahhüdü almış ise, bu tahliye taahhüdüne dayanarak, taahhütte yazılı olarak bulunan tahliye tarihinin bitiminden itibaren 1 ay içinde ilamsız tahliye takibinde bulunabilir. Burada belirli şartların varlığı mutlaka sağlanmalıdır. Aksi takdirde tahliye taahhüdü geçerliliğini kaybedecek ve dolayısıyla tahliye talep edilemeyecektir:</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8b19c5aa0c24ccdc7e1604a4f31a8ff8 wp-block-paragraph">*Tahliye taahhüdü mutlaka yazılı olarak yapılmalıdır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-38d2c1c1d1adb3440122916704cf8ee6 wp-block-paragraph">*Kiralananın belirli bir tarihte boşaltılacağına dair ibare yer almalıdır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-704ab0d88510af4550f9f382416eabf0 wp-block-paragraph">*Tahliye taahhüdü şarta bağlı olamaz.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ecd36c1a920fe6cd2dc5d27cc732d2f5 wp-block-paragraph">*Tahliye taahhüdü, tahliye tarihinden itibaren 1 ay içinde icraya verilerek tahliye talep edilmelidir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-49beb0a1cc095528a0370929963d9f5e wp-block-paragraph">*Kira sözleşmesinin tanzim edildiği ve imzalandığı tarih ile tahliye taahhüdünün imzalandığı tarih aynı olmamalıdır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ce561e508b51084f4f12bc065a37b53b wp-block-paragraph">Kiraya veren tarafından icraya verilen tahliye taahhüdüne kiracı 7 gün içinde itiraz edebilir veya 30 gün içerisinde mecuru tahliye edebilir. Kiracı tarafından tahliye taahhüdüne itiraz edilmesi durumunda ise birden fazla seçenek bulunmaktadır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-eb8c13f4d7504f6045225f1c764b41df wp-block-paragraph">Yazımıza göstermiş olduğunuz ilgi ve alaka için teşekkürlerimizi sunarız. Kira hukukunun kendi içinde birden fazla dinamik barındırdığını ve kira sözleşmesinin imzalanmasından taşınmazın tahliyesine kadar birden fazla dava türü ve seçeneği olduğunu hatırlatmakta fayda görüyoruz. Dolayısıyla günümüz şartları ve ülkemizin içinde olduğu ekonomik dar boğazın da etkisi ile özellikle tahliye davalarında bir patlama yaşanmaktadır. Mutlaka konunun uzmanları olan avukatlardan yardım almanızı şiddetle öneriyoruz. Konusunda uzman ekibimizle, sitemizde bulunan link ve iletişim adreslerinden ulaşarak hukuki hizmet almanız, ileriye dönük maddi ve manevi kayıplarınızın önüne geçmek açısından son derece isabetli bir adım olacaktır. İris Hukuk ailesi olarak güzel, neşeli ve sağlıklı günler diliyoruz.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-5acd08807ad4d86fb5fa09786b0404ac wp-block-paragraph">Yazar: Av. Egemen GÖKMEN</p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/turk-borclar-kanunu-ve-icra-iflas-kanunu-uyarinca-kiralananin-tahliyesi/">TÜRK BORÇLAR KANUNU VE İCRA İFLAS KANUNU UYARINCA KİRALANANIN TAHLİYESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÖZGÜRLÜĞÜ BAĞLAYICI CEZA İLAMLARININ İNFAZI VE MÜDDETNAME</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/ozgurlugu-baglayici-ceza-ilamlarinin-infazi-ve-muddetname/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 16:55:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Muhakemesi ve Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza muhakemesi]]></category>
		<category><![CDATA[infaz hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza İlamlarının İnfazı ve Müddetname Hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkumiyet kararları, mahkemece, hangi hükümlü ve hangi cezanın infazına ilişkin olduğu açıkça belirtilmek suretiyle Cumhuriyet Başsavcılığına verilir (CGTİHK m. 20/1). Hükümlüler hakkındaki infaz, hapis cezasının kesinleşmesi ile başlar ve</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/ozgurlugu-baglayici-ceza-ilamlarinin-infazi-ve-muddetname/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">ÖZGÜRLÜĞÜ BAĞLAYICI CEZA İLAMLARININ İNFAZI VE MÜDDETNAME</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/ozgurlugu-baglayici-ceza-ilamlarinin-infazi-ve-muddetname/">ÖZGÜRLÜĞÜ BAĞLAYICI CEZA İLAMLARININ İNFAZI VE MÜDDETNAME</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color wp-block-paragraph" style="color:#067fff">Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza İlamlarının İnfazı ve Müddetname</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkumiyet kararları, mahkemece, hangi hükümlü ve hangi cezanın infazına ilişkin olduğu açıkça belirtilmek suretiyle Cumhuriyet Başsavcılığına verilir (CGTİHK m. 20/1). Hükümlüler hakkındaki infaz, hapis cezasının kesinleşmesi ile başlar ve hakederek tahliye tarihi ile biter. Adli para cezalarında ise, para cezasının tamamen ödendiği tarih itibarıyla sona erer.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">1-İnfaz için kendiliğinden başvurma</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Hükümlü, başka bir suçtan tutuklu ya da hükümlü olarak tutukevinde veya cezaevinde değilse cezasının kesinleşmesini takiben cezasının infazı için bulunduğu yer Cumhuriyet savcısını başvurmalıdır.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">2- Davetiye ile celp</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Cumhuriyet savcılığınca infaz defterine kaydedilen ilamdaki cezanın süresi gözetilerek hükümlü hakkında çağrı kağıdı çıkarılır. Çağrı kağıdı, hükümde gösterilen adrese tebliğ edilir. Hükümlü, adres değişikliklerini mahkemeye veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle yükümlüdür. Aksi halde hükümde gösterilen adreste yapılan tebligat geçerlidir (CGTİHK m. 20/2, 3).</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">3- Yakalama emri</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kağıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa, Cumhuriyet Savcısı yakalama emri çıkarır (CGTİHK m. 19/1).</p>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkartılır (CGTİHK m. 19/2).</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>Adli para cezasından çevrilen hapis infazında hükümlüye öncelikle çağrı kağıdı gönderilir (CGTİHK m. 19/3).</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>Hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanabilmesi amacıyla gerektiğinde konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun 119&#8217;uncu maddesi hükümleri uygulanır. Hakim tarafından verilecek arama kararları sulh ceza hakimi tarafından verilir (CGTİHK m. 19/4; 14/4/2020 tarih ve 7242 sayılı Kanun m. 21 ile ek).<br>Cumhuriyet Başsavcılığınca infaz defterine kaydedilen ilamdaki cezanın süresi gözetilerek hükümlü hakkında yakalama emri de çıkarılabilir (CGTİHK m. 20/2).</p></blockquote></figure>



<p class="has-text-color wp-block-paragraph" style="color:#067fff">Müddetname</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Hükümlünün ceza infaz kurumuna tesliminde kendisine ilamı infaz eden Cumhuriyet başsavcılığı tarafından infaz defteri numarası, ceza infaz kurumuna alındığı ve salıverileceği tarihi, ceza süresini ve cezanın hangi mahkeme ve hükme ilişkin olduğunu ihtiva eden belge verilir. Hükümlünün ceza infaz kurumuna kabulünde de belgenin bir örneği kurum idaresine gönderilir (CGTİHK m. 20/4). İşbu belgeye müddetname denir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Yazar: Av. Ahmet Can DULDA (LL.M.)</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/ozgurlugu-baglayici-ceza-ilamlarinin-infazi-ve-muddetname/">ÖZGÜRLÜĞÜ BAĞLAYICI CEZA İLAMLARININ İNFAZI VE MÜDDETNAME</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNFAZIN ERTELENMESİ</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/infazin-ertelenmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 15:21:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Muhakemesi ve Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza muhakemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=656</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnfazın Ertelenmesi Sanık hakkındaki hüküm kesinleşmedikçe infaz olunamaz. Mahkeme, kesinleşen ve yerine getirilmesini onayladığı cezaya ilişkin hükmü Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Cezanın infazı Cumhuriyet savcısı tarafından izlenir. Bazı durumlarda cezanın infazının ertelenmesi gerekebilir. Kanununda &#8220;hastalık nedeniyle ertelenme&#8221; ve &#8220;hükümlünün istemiyle infazın</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/infazin-ertelenmesi/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">İNFAZIN ERTELENMESİ</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/infazin-ertelenmesi/">İNFAZIN ERTELENMESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color wp-block-paragraph" style="color:#067fff">İnfazın Ertelenmesi</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Sanık hakkındaki hüküm kesinleşmedikçe infaz olunamaz. Mahkeme, kesinleşen ve yerine getirilmesini onayladığı cezaya ilişkin hükmü Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Cezanın infazı Cumhuriyet savcısı tarafından izlenir. </p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Bazı durumlarda cezanın infazının ertelenmesi gerekebilir. Kanununda &#8220;hastalık nedeniyle ertelenme&#8221; ve &#8220;hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi&#8221; durumları düzenlenmiştir. Sırasıyla incelemek gerekirse;</p>



<p class="has-text-color wp-block-paragraph" style="color:#067fff">Hastalık Nedeniyle İnfazı Ertelenmesi (CGTİHK m. 16, m.16/A)</p>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>Madde 16- (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve<br>hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda<br>koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.<br>(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara<br>ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı,<br>mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı<br>iyileşinceye kadar geri bırakılır.<br>(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca<br>düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık<br>kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer<br>Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı<br>yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun<br>geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili<br>Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren<br>Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı<br>yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı<br>takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir.<br>İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri<br>bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet<br>Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı<br>yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı<br>yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet<br>Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.<br>(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay<br>geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine<br>verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.<br>(5) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe<br>kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları<br>nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin<br>cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için<br>düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.<br>(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik<br>nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum<br>güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun<br>cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.<br>Madde 16/A- (Ek: 28/3/2023-7445/23 md.)<br>(1) İnfazına başlanmış olsa bile, toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına<br>mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen kadın<br>hükümlünün, engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan on<br>sekiz yaşını doldurmamış çocuğunun bulunması ve toplum güvenliği bakımından ağır ve <br>somut tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi hâlinde, cezasının infazı Cumhuriyet<br>Başsavcılığınca bir yıla kadar ertelenebilir. Erteleme süresi her defasında altı ayı geçmemek<br>üzere en çok dört kez uzatılabilir. Erteleme süresi içinde zamanaşımı işlemez. Çocuğun<br>engellilik nedeniyle bakıma muhtaç olma veya ağır hastalık hâli, 16 ncı maddenin üçüncü<br>fıkrasına göre belirlenir. Erteleme süresi içinde; hükümlünün ertelemenin amacına veya<br>yükümlülüklere aykırı davrandığının denetimli serbestlik müdürlüğü veya kolluk birimlerince<br>tespit edilmesi, hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması veya<br>çocuğun iyileşmesi hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak ceza derhâl infaz olunur. Hükümlü,<br>Cumhuriyet savcısı tarafından erteleme süresi içinde;<br>a) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek,<br>b) Belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak,<br>c) Ekonomik durumu göz önünde bulundurularak belirlenen güvence miktarını<br>yatırmak,<br>yükümlülüklerinden en az birine tâbi tutulur. Hükümlü hakkında ayrıca Cumhuriyet<br>savcısı tarafından yurt dışına çıkamama yükümlülüğü konulur.</p></blockquote></figure>



<p class="has-text-color wp-block-paragraph" style="color:#067fff">Hükümlünün İstemiyle İnfazın Ertelenmesi (CGTİHK m. 17)</p>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>Madde 17 – (Değişik: 24/1/2013-6411/4 md.)<br>(1) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az<br>süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, Cumhuriyet<br>Başsavcılığınca ertelenebilir.<br>(2) Erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir.<br>(3) Erteleme süresi içinde, hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu<br>davası açılması hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak ceza derhal infaz olunur.<br>(4) Birinci fıkrada belirtilen hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile,<br>hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu<br>kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin<br>yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi veya<br>hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç<br>olmaları ya da hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok<br>ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerle hapis cezasının<br>infazına ara verilebilir. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamaz.6<br>(5) Erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir.<br>(6) Bu madde hükümleri;<br>a) Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa<br>karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar,<br>b) Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler,<br>c) Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar,<br>hakkında uygulanmaz.</p></blockquote></figure>



<p class="has-text-color wp-block-paragraph" style="color:#067fff">Mahkemece İnfazın Ertelenmesi veya Durdurulması (CGTİHK m. 17/A)</p>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>Madde 17/A- (Ek:17/10/2019-7188/32 md.)<br>(1) Birlikte işlenmiş olup da 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi<br>Kanununun 280 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 306 ncı maddesinin uygulanma olanağının<br>bulunduğu hâllerde, hükmü veren ilk derece mahkemesinden infazın ertelenmesine veya<br>durdurulmasına ilişkin karar verilmesi istenebilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı<br>ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmesi istenebilir. Karar, duruşma açılmaksızın<br>verilir ve bu karara karşı itiraz yoluna gidilebilir. Erteleme veya durdurma talebinin kabulü,<br>güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir.<br>Hakkınızdaki hüküm kesinleştikten sonra cezanın infazı aşamasına geçilecektir. Kesileşen cezanın infazını ertelemek için infazın gerçekleştiği yerdeki Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurmanız gerekmektedir. Hükümlünün sağlık nedenleri dışındaki infaz erteleme taleplerinde bazı hususlara dikkat etmesinde fayda vardır. Zira eğer hükümlü; <br>a) Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa<br>karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar,<br>b) Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler,<br>c) Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm edilenlerden biriyse cezanın infazını kendi talebiyle erteletemeyecektir.<br>Örnek Dilekçe</p></blockquote></figure>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">                                                            </p>



<p class="has-text-color wp-block-paragraph" style="color:#067fff">Örnek Dilekçe</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">                                                            &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">İNFAZIN ERTELENMESİNİ İSTEYEN SANIK:</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">MÜDAFİİ:</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">KONU: İnfazın ertelenmesi talebimizden ibarettir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">                                                                                AÇIKLAMALAR</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Müvekkil&#8230;&#8230;&#8230;, &#8230;&#8230;.. Asliye Mahkemesinin &#8230;..esas, &#8230;&#8230;&#8230; karar sayılı dosyası uyarınca &#8230;&#8230;. hapis cezasına mahkum edilmiştir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Müvekkil &#8230;&#8230;.. hakkında hükmedilen cezanın infazını erteleme talebinde bulunma zarureti vuku bulmuştur. Zira müvekkil, ithalat ve ihracat yapan bir şirketin başındadır ve bu şirketin devir işlemlerini sağlamak zorundadır. Bu sebeple; 1 aylık bir infaz ertelemenin müvekkile tanınmasını, gerekirse savcılığınızca belirlenecek teminata hükmedilerek bu ertelemenin sağlanmasını vekaleten talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">HUKUKİ NEDENLER: 5275 S. K. M. 4,5,17</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">NETİCE VE TALEP: Yukarıda açıklanan nedenlerle ceza infazının ertelenmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">                                                                                                                                                                SANIK MÜDAFİ</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Yazar: Av. Ahmet Can DULDA (LLM)</p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/infazin-ertelenmesi/">İNFAZIN ERTELENMESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAPİS CEZASININ ERTELENMESİ</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/hapis-cezasinin-ertelenmesi/</link>
					<comments>https://www.hukukiris.com/hapis-cezasinin-ertelenmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jun 2023 21:47:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Muhakemesi ve Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza muhakemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=647</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hapis Cezasının Ertelenmesi Hapis cezası, bir suçun işlenmesi durumunda mahkeme tarafından verilen cezalardan biridir. Ancak, Türk hukukunda hapis cezası, bazı durumlarda belirli koşullar altında ertelenebilir. Hapis cezasının ertelenmesi, mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilen bir hüküm olup, ceza infazının belirli bir</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/hapis-cezasinin-ertelenmesi/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">HAPİS CEZASININ ERTELENMESİ</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/hapis-cezasinin-ertelenmesi/">HAPİS CEZASININ ERTELENMESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color wp-block-paragraph" style="color:#067fff">Hapis Cezasının Ertelenmesi</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Hapis cezası, bir suçun işlenmesi durumunda mahkeme tarafından verilen cezalardan biridir. Ancak, Türk hukukunda hapis cezası, bazı durumlarda belirli koşullar altında ertelenebilir. Hapis cezasının ertelenmesi, mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilen bir hüküm olup, ceza infazının belirli bir süre ertelenmesini ifade eder.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Türk Ceza Kanunu&#8217;na göre, hapis cezasının ertelenmesi hakkı, belirli şartlar altında ve mahkemenin takdirine bağlı olarak uygulanır. </p>



<figure class="wp-block-pullquote"><blockquote><p>&#8220;(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;<br>a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,<br>b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir.<br>(2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir.<br>Koşulun yerine getirilmesi halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal<br>salıverilir.<br>(3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz.<br>(4) Denetim süresi içinde;<br>a) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına<br>devam etmesine,<br>b) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,<br>c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine,<br>mahkemece karar verilebilir.<br>(5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek infaz hâkimine verir.<br>(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak,<br>denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden<br>geçirilmesine de karar verebilir.<br>(7) Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilir.<br>(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır (TCK m. 51).&#8221;</p></blockquote></figure>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Cezanın ertelenmesi durumunda, hükümlü belirli bir denetim sürecine tabi tutulur. Mahkeme, cezanın ertelenmesine karar verdiğinde, hükümlüye belirli bir süreliğine denetimli serbestlik uygulanır. Bu süre boyunca hükümlü, belli şartlara uymak ve suç işlememek gibi yükümlülüklerle karşı karşıya kalır. Eğer hükümlü bu şartları ihlal eder veya erteleme süresi boyunca yeni bir suç işlerse, ceza infazı gerçekleştirilir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Hapis cezasının ertelenmesi, hükümlünün yeniden topluma kazandırılması ve rehabilite edilmesi amacı taşır. Ancak, erteleme kararı, hükümlünün suç işleme potansiyeli ve toplum güvenliği arasında bir denge kurmayı gerektirir. Bu nedenle, mahkeme ceza erteleme taleplerini dikkatlice değerlendirir ve adaletin sağlanması açısından önemli bir rol oynar.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Sonuç olarak, Türk hukukunda hapis cezasının ertelenmesi, belirli koşulların yerine getirilmesi ve mahkemenin takdirine bağlı olarak gerçekleşir. Ceza erteleme kararı, hükümlünün topluma uyum sağlama ve suç işlememe iradesini göstermesine bağlıdır. Bu sayede, hükümlünün rehabilite edilmesi ve yeniden topluma kazandırılması hedeflenir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Yazar &amp; Düzenleyen: ChatGPT &amp; Av. Ahmet Can DULDA</p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/hapis-cezasinin-ertelenmesi/">HAPİS CEZASININ ERTELENMESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hukukiris.com/hapis-cezasinin-ertelenmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NAFAKA ÇEŞİTLERİ</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/nafaka-cesitleri/</link>
					<comments>https://www.hukukiris.com/nafaka-cesitleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jun 2023 20:04:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma davası]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka çeşitleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nafaka Çeşitleri Nafaka, bir kişinin maddi veya manevi ihtiyaçlarını karşılamak için diğer bir kişiye ödenen bir tür maddi destektir. Türk hukukunda nafaka, Medeni Kanun ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine dayanarak düzenlenmiştir. Nafaka çeşitleri, ihtiyaç sahibinin durumuna ve nafaka ödemekle yükümlü</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/nafaka-cesitleri/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">NAFAKA ÇEŞİTLERİ</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/nafaka-cesitleri/">NAFAKA ÇEŞİTLERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color wp-block-paragraph" style="color:#067fff">Nafaka Çeşitleri</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Nafaka, bir kişinin maddi veya manevi ihtiyaçlarını karşılamak için diğer bir kişiye ödenen bir tür maddi destektir. Türk hukukunda nafaka, Medeni Kanun ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine dayanarak düzenlenmiştir. Nafaka çeşitleri, ihtiyaç sahibinin durumuna ve nafaka ödemekle yükümlü olan kişinin ilişkisine göre farklılık gösterebilir. İşte Türk hukukunda nafaka çeşitleri:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Yoksulluk Nafakası: Yoksulluk nafakası, boşanma veya ayrılık durumunda, ekonomik durumu zayıf olan eşe veya eski eşe ödenen bir nafaka türüdür. Bu nafaka, ihtiyaç sahibinin geçimini sağlaması için gerekli olan temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ödenir. Nafaka miktarı, ihtiyaç sahibinin gelir durumu, eğitim düzeyi, yaşam standartları gibi faktörlere bağlı olarak belirlenebilir.</p>
</blockquote>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak<br>koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.<br>Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m.175).</p></blockquote></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Tedbir Nafakası: Tedbir nafakası, boşanma sürecinde veya boşanma davası sırasında, ihtiyaç sahibinin korunması için geçici olarak ödenen bir nafaka çeşididir. Tedbir nafakası, boşanma davası süresince gelir veya ihtiyaç durumuna göre belirlenir ve daha sonra kesinleşen nafaka kararına bağlı olarak devam edebilir veya sona erebilir.</p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">İştirak Nafakası: İştirak nafakası, boşanma veya ayrılık durumunda çocukların bakımı ve eğitimi için ödenen bir nafakadır. Bu nafaka, çocuğun ihtiyaçlarına ve yaşına göre belirlenir. Ebeveynler arasındaki velayet durumuna ve ekonomik durumlarına göre nafaka miktarı ve ödeme şekli belirlenebilir.</p>
</blockquote>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow" style="flex-basis:100%">
<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Yukarıda belirtilen nafaka çeşitleri Türk hukukunda genel olarak kabul gören ve uygulanan çeşitlerdir. Ancak her nafaka durumu, bireysel koşullara, mahkeme kararlarına  göre farklılık gösterebilir. Nafaka miktarı ve süresi, tarafların gelir durumları, yaşam standartları, çocukların ihtiyaçları gibi faktörlere bağlı olarak belirlenir.</p>
</div>
</div>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Sonuç olarak, Türk hukukunda nafaka çeşitleri ihtiyaç sahibinin durumuna ve nafaka ödemekle yükümlü olan kişinin ilişkisine göre değişebilir. Nafaka, maddi destek sağlamak ve ihtiyaç sahibinin yaşam standartlarını korumak amacıyla ödenir. Nafaka miktarı ve süresi, her durumda adil ve makul bir şekilde belirlenmelidir ve mahkemeler tarafından titizlikle incelenmelidir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Nafaka talepleriniz için profesyonel yardım almanızı tavsiye ederiz.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Yazar &amp; Düzenleyen: ChatGPT &amp; Av. Ahmet Can DULDA</p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/nafaka-cesitleri/">NAFAKA ÇEŞİTLERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hukukiris.com/nafaka-cesitleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/koruma-tedbirleri-nedeniyle-tazminat-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jun 2023 21:56:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Muhakemesi ve Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza muhakemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davası Ceza Muhakemesi Kanununda sayılan koruma tedbirleri şunlardan ibarettir; yakalama, gözaltı, tutuklama, adli kontrol, arama, elkoyma, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim denetlenmesi, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme. Hakkında haksız koruma uygulanan kişiler devletten tazminat talep</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/koruma-tedbirleri-nedeniyle-tazminat-davasi/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/koruma-tedbirleri-nedeniyle-tazminat-davasi/">KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color wp-block-paragraph" style="color:#067fff">Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davası</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Ceza Muhakemesi Kanununda sayılan koruma tedbirleri şunlardan ibarettir; yakalama, gözaltı, tutuklama, adli kontrol, arama, elkoyma, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim denetlenmesi, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme.</p>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Hakkında haksız koruma uygulanan kişiler devletten tazminat talep edebilmektedir. Ancak yukarıda sayılan tüm koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istenememektedir. Kanun koyucu, sınırlı hallerde tazminat istenebileceğini hükme bağlamıştır. Buna göre CMK&#8217;nın 141. maddesinde;</p>



<figure class="wp-block-pullquote"><blockquote><p>&#8220;(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;<br>a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun<br>devamına karar verilen,<br>b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,<br>c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği<br>yerine getirilmeden tutuklanan,<br>d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna<br>çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,<br>e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında<br>kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,<br>f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden<br>fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması<br>nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,<br>g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla<br>veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,<br>h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,<br>i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,<br>j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan<br>veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri<br>amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,<br>k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda<br>öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,<br>Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.<br>(2) Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye<br>tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.<br>(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması<br>veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil<br>olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler<br>nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.<br>(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin<br>gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet<br>savcılarına bir yıl içinde rücu eder (CMK m. 141).&#8221;</p></blockquote></figure>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">hükümleri havidir. CMK m. 142&#8217;de ise tazminat isteminin koşullarına yer verilmiştir.</p>



<figure class="wp-block-pullquote"><blockquote><p>&#8220;(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren<br>üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat<br>isteminde bulunulabilir.<br>(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır<br>ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi<br>yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.<br>(3) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı<br>işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir.<br>(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir<br>ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği<br>tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.<br>(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki<br>belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek,<br>varsa beyan ve itirazlarını onbeş gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister.<br>(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel<br>prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her<br>türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.<br><br>(7) (Değişik: 25/5/2005 &#8211; 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir.<br>İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse,<br>yokluklarında karar verilebilir.<br>(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf<br>yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.<br>(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.)<br>Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî<br>avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip<br>edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar<br>için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.<br>(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.)<br>Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan<br>icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet<br>ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına,<br>bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme<br>yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur (CMK m. 142).&#8221;</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote"><blockquote><p>&#8220;(1) Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı sonradan kaldırılarak,<br>hakkında kamu davası açılan ve mahkûm edilenlerle, yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle<br>beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilenlere ödenmiş tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin<br>kısmı, Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla kamu<br>alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır. Bu karara itiraz<br>edilebilir.<br>(2) (Mülga: 18/6/2014 &#8211; 6545/103 md.)<br>(3) İftira konusunu oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ve<br>tutuklama halinde; Devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye de rücu eder (CMK m. 143).&#8221;</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote"><blockquote><p>&#8220;(1) Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden aşağıda<br>belirtilenler tazminat isteyemezler:<br>a) (Mülga: 11/4/2013-6459/18 md.)<br>b) Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler<br>getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler.<br>c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında<br>kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici<br>olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.<br>d) Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer<br>olmadığına karar verilenler.<br>e) Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını<br>bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar (CMK m.144).&#8221;</p></blockquote></figure>



<p class="has-white-color has-text-color wp-block-paragraph">Yazar &amp; Düzenleyen: Av. Ahmet Can DULDA</p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/koruma-tedbirleri-nedeniyle-tazminat-davasi/">KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
