<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>medeni hukuk arşivleri - İRİS HUKUK BÜROSU</title>
	<atom:link href="https://www.hukukiris.com/tag/medeni-hukuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.hukukiris.com/tag/medeni-hukuk/</link>
	<description>For Justice..</description>
	<lastBuildDate>Fri, 23 Aug 2024 18:49:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.hukukiris.com/wp-content/uploads/2022/02/cropped-WhatsApp-Image-2022-02-05-at-00.30.53-2-32x32.jpeg</url>
	<title>medeni hukuk arşivleri - İRİS HUKUK BÜROSU</title>
	<link>https://www.hukukiris.com/tag/medeni-hukuk/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>YARGITAY KARARI- TESPİT DAVASI</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/yargitay-karari-tespit-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Aug 2024 18:49:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAHKEME KARARLARI]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[medeni hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tespit Davası Yargıtay 22. HD., E. 2012/!60 K. 2012/3460 T. 6.3.2012 Tespit davası, bir hukuki ilişkinin tespitine yöneliktir. Hukuki ilişkiden amaç, bir kişi ile diğer bir kişi veya eşya arasında somut bir olaydan kaynaklanan ilişkidir. Her türlü ilişki tespit davasının</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/yargitay-karari-tespit-davasi/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">YARGITAY KARARI- TESPİT DAVASI</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/yargitay-karari-tespit-davasi/">YARGITAY KARARI- TESPİT DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-df7e0e92980133b905bb841624ba8f0c">Tespit Davası</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-30ec34f944e29bd7dc79ca6e677a4a4c">Yargıtay 22. HD., E. 2012/!60 K. 2012/3460 T. 6.3.2012</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Tespit davası, bir hukuki ilişkinin tespitine yöneliktir. Hukuki ilişkiden amaç, bir kişi ile diğer bir kişi veya eşya arasında somut bir olaydan kaynaklanan ilişkidir. Her türlü ilişki tespit davasının konusu olabilir. Ancak maddi olayların soyut hukuki ilişkileri tek başlarına tespit davasının konusu olamazlar. Tespit davası bir hukuki ilişkinin saptanmasına yönelik olmakla birlikte diğer davalarda olduğu gibi tespit davasında da hukuki yarar bulunması zorunludur. Tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğunun kabul edilebilmesi için davacının hakkı veya hukuki durumu bir tehlikeyle karşı karşıya bulunması, tehdit nedeniyle hakkının sağlanmasında duraksama meydana gelmesi, tespit isteyenin gecikmesi durumunda zarar görecek olması, tespit talebiyle bu zararın ortadan kaldırılabilmesi gerekir. Ayrıca tespit davasının açılabilmesi için diğer bir koşulda, henüz eda davasının açılabilmesi zamanı gelmemiş olmalıdır. Eğer o anda eda davası açılabilecekse tespit davası açılması için hukuki yararın bulunmadığı kabul edilir.</p>



<p>Somut olayda davacı, işverenin ödeme güçlüğüne düştüğünden bahisle ödenmeyen son üç aylık işçilik alacağının garanti ücret fonundan ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Davacının doğrudan eda davası açmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla davacının eda davası açması mümkündür. Davacı eda davası açarak hakkına kavuşabilir. Bu durumda, eda davası açılması gereken durumda tespit davası açmakta davacının hukuki yararı bulunmadığından, davanın reddedilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.</p>
</blockquote>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/yargitay-karari-tespit-davasi/">YARGITAY KARARI- TESPİT DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEZA HUKUKU VE MEDENİ HUKUK KAPSAMINDA YAZILI RIZA</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/ceza-hukuku-ve-medeni-hukuk-kapsaminda-yazili-riza/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Jun 2024 18:09:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Muhakemesi ve Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza muhakemesi]]></category>
		<category><![CDATA[medeni hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=773</guid>

					<description><![CDATA[<p>CEZA HUKUKU VE MEDENİ HUKUK KAPSAMINDA YAZILI RIZA ÇÖZÜLMESİ GEREKEN HUKUKİ SORUNLAR DEĞERLENDİRME VE GÖRÜŞLERİMİZ Genel Olarak Hukuka aykırılık, belirli emir veya normlara aykırı davranmak suretiyle meydana gelir. Hukuka aykırılık haksızlıkla eş anlamlı değildir.[1] Haksızlık, suç teşkil eden davranışın kendisidir.</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/ceza-hukuku-ve-medeni-hukuk-kapsaminda-yazili-riza/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">CEZA HUKUKU VE MEDENİ HUKUK KAPSAMINDA YAZILI RIZA</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/ceza-hukuku-ve-medeni-hukuk-kapsaminda-yazili-riza/">CEZA HUKUKU VE MEDENİ HUKUK KAPSAMINDA YAZILI RIZA</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9d69c4e07f0e47d3bae9880cb8d32f97"><strong>CEZA HUKUKU VE MEDENİ HUKUK KAPSAMINDA YAZILI RIZA</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6e59e1e8f6c44456262ec847e78bff6f"><strong>ÇÖZÜLMESİ GEREKEN HUKUKİ SORUNLAR</strong></p>



<ol class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-block-list wp-elements-7904a3116a1e84cadb79540b3edf0a16">
<li>İnsan üzerinde deney yapılabilmesi için yazılı rıza olmalıdır. Yazılı rıza olmaksızın deney yapılması TCK m. 90 kapsamında sorumluluğu doğurmaktadır. Sözlü rıza özel hukuk hükümlerine göre sonuç doğurur?</li>
</ol>



<ol class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-block-list wp-elements-8468a282fa253b531cd4f57810ce0c1e">
<li>Ceza hukukunda yer alan yazılı rıza (TCK m. 90) özel hukuk bakımından ispat şartı mı yoksa sıhhat şartı olarak mı değerlendirilmelidir?</li>
</ol>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-30442312012932720137a25061e0dd75"><strong>DEĞERLENDİRME VE GÖRÜŞLERİMİZ</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-66ff6568d7b1b56a0dfbae69fbcae93c">Genel Olarak</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-af985de6fb017bcce584ed0885001e80">Hukuka aykırılık, belirli emir veya normlara aykırı davranmak suretiyle meydana gelir. Hukuka aykırılık haksızlıkla eş anlamlı değildir.<a id="_ftnref1" href="#_ftn1">[1]</a> Haksızlık, suç teşkil eden davranışın kendisidir. Bir fiil tipe uygunsa hukuka aykırı olarak da kabul edilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda dört tane hukuka uygunluk nedeni sayılmıştır. Bunlar; kanun hükmünü yerine getirme (TCK m. 24), meşru savunma (TCK m. 25), hakkın kullanılması (TCK m. 26/1) ve ilgilinin rızasından (TCK m. 26/2) ibarettir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-25aca524f9e10117132fd83edfac4512">Hukuka aykırılık suçun bağımsız bir unsuru olup fiilin tipe uygunluğu ve hukuka uygunluk sebeplerinin var olup olmadığı ayrı bir şekilde değerlendirilmelidir. Bir davranışın ceza hukuku bakımından hukuka aykırı özel hukuk bakımından ise hukuka uygun olması mümkün değildir. Hukuk yeknesaktır ve bir bütün halindedir. Bu nedenle hukuka uygunluk hallerinin de tüm hukuk düzenince kabul edilmesi gerekmektedir.<a id="_ftnref2" href="#_ftn2">[2]</a> Özel hukuk bakımından izin verilen bir hareket ceza hukuku bakımından cezalandırılabilir olamaz. Aksi taktirde ceza hukukunun son çare olması özelliği ile ters düşülecektir.<a id="_ftnref3" href="#_ftn3">[3]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a4e8f42fb2f8162f1cf268ff60656969">İlgilinin Rızası</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9af75f4877acbd0ebbcfeb2470e01db3">TCK m. 26/2’de bir hukuka uygunluk sebebi olarak “<em>ilgilinin rızası</em>”na yer verilmiştir.<a id="_ftnref4" href="#_ftn4">[4]</a> Mağdurun rızasının hukuki niteliği öğretide tartışmalıdır. Hukuki işlem, hukuken bir sonuç ortaya çıkaran irade açıklamasıdır.<a id="_ftnref5" href="#_ftn5">[5]</a> Rıza açıklaması ceza hukuku kapsamında bir etki doğurmadığı zaman önemsiz bir beyan açıklamasıdır. Rıza etki doğurduğu hallerde ise hukuki bir işlemdir.<a id="_ftnref6" href="#_ftn6">[6]</a> Rızanın fiili hukuka uygun hale getirebilmesi için birtakım şartların bir arada bulunması gerekmektedir. Bu şartlar; rızaya ehliyet, rıza açıklaması ve rızanın konusundan ibarettir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d018c77af31d5b37627fe46f7228e249">Rızaya Ehliyet</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4f104a58b8d6a7977cb913538a43d569">Rıza açıklamasının hukuken geçerli olabilmesi için öncelikle rızayı açıklayan kişinin bu açıklamayı yapmaya ehil olması gerekmektedir.<a href="#_ftn7" id="_ftnref7">[7]</a> Ehil kişi gerçek veya tüzel kişi olabilir. Devlet ve kamu tüzel kişilikleri özel hukuk alanındaki yararları hususunda rızaya ehildirler.<a href="#_ftn8" id="_ftnref8">[8]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-36f8f55234cbafc5cde75a8ac666790a">Fiil neticesinde birden fazla mağdurun olması durumunda her birinin ayrı ayrı rıza açıklamasında bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde fiilin hukuka uygunluğundan söz edilemez.<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[9]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-35aff9807101545c0ef9bfd5736cefcf">Temsilci tarafından açıklanan rızanın geçerliliği hususu öğretide tartışmalıdır. Dönmezer/Erman’a göre, rıza kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır bu nedenle başkasının açıkladığı bir rıza hukuken geçerli değildir.<a id="_ftnref10" href="#_ftn10">[10]</a> Kanuni temsilci ise tıbbi müdahaleler ve malvarlığına ilişkin bazı hallerle sınırlı olarak rıza açıklamasında bulunabilir.<a id="_ftnref11" href="#_ftn11">[11]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-37f7a774e0964fee1f94cb05261b7921"><strong>Rıza Açıklaması</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-000209d4163285df002a2932e5e650fe">Ceza hukuku bağlamında rızanın açıklanma şeklinin bir önemi bulunmamaktadır. Rıza beyanı açık olabileceği gibi zımni de olabilir ayrıca yazılı ya da sözlü olarak da rıza açıklamasında bulunulabilir.<a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[12]</a> Rıza açıklamasının şaka, hata ya da latife beyanlarla sakatlanmamış olması gerekir. Aksi takdirde rıza açıklaması yok sayılır. Medeni hukukta sakatlanan rıza açıklaması fesih nedeniyken ceza hukuku bağlamında batıl sayılmaktadır.<a href="#_ftn13" id="_ftnref13">[13]</a> Ayrıca rızanın fiilin işlenmesinden önce veya en geç işlendiği sırada mevcut olması gerekmektedir.<a href="#_ftn14" id="_ftnref14">[14]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8350a00fbb3acb1d1d815b374abf94e2"><strong>Rızanın Konusu</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e9d9fa779aeda34dcd10a3d0077fc13f">Rıza açıklamasının hukuken geçerli olabilmesi için rıza, adaba ve ahlaka aykırı olmamalı ve kişinin üzerinde tasarruf yetkisine sahip olduğu bir konuda olmalıdır.<a href="#_ftn15" id="_ftnref15">[15]</a> Rıza hangi konuda verilmişse işlenen suçun konusunun da rıza sınırları içinde olması gerekmektedir.<a href="#_ftn16" id="_ftnref16">[16]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-96e16f5810b803cfe1595de87ff1e0e9">Mağdurun üzerinde mutlak bir şekilde tasarrufta bulunacağı bir hak yoksa rızanın varlığı herhangi bir sonuç doğurmaz.<a href="#_ftn17" id="_ftnref17">[17]</a> Örneğin bireylerin “yaşam hakları” üzerinde mutlak bir tasarrufları bulunmamaktadır. Bu hususta değinilmesi gereken önemli bir husus TCK m. 90’da düzenlenen “İnsan üzerinde deney” suçudur.<a href="#_ftn18" id="_ftnref18">[18]</a> TCK m. 90 uyarınca insan üzerinde yapılan deneyin ceza sorumluluğu doğurmaması için birtakım şartlar aranmıştır. Buna göre ceza sorumluluğunun doğmaması için;</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-93c48e342d23769465e607d3df5a8301"><em>a) Deneyle ilgili olarak yetkili kurul veya makamlardan gerekli iznin alınmış olması,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-83b53c823e844879cbc81fb3d2acb3ba"><em>&nbsp;b) Deneyin öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8219d679c7d37d724ea4254a986d6035"><em>&nbsp;c) İnsan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-febdbce9d97d8bd2771fecf21d939fe2"><em>d) Deneyin, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e1e60d5d4e51a468dc525c5808e49dbf"><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; e) Deney sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6a5f2638084a0f83761aa9aaa8d45fe5"><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;f) Deneyle varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6d8ea2faca6271aa2796bbcd2688d953"><em>g) Deneyin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak açıklanan rızanın yazılı olması ve herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-5cfa83222fb8281fd96a299382656bf1">gerekmektedir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-bd4b9e6f269c36b6bfe7017c74b86095">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Görüldüğü üzere mağdurun rızası tek başına fiili hukuka uygun hale getirmemektedir.<a href="#_ftn19" id="_ftnref19">[19]</a> Rıza açıklaması normal şartlarda açık veya zımni, sözlü ya da yazılı olabilirken TCK m. 90 uyarınca kanun koyucu rıza açıklamasının yazılı yapılması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca ilgilinin yeteri kadar aydınlatılmış olması da gerekmektedir.<a href="#_ftn20" id="_ftnref20">[20]</a> Kanun koyucu suçun ağırlığı nedeniyle bu tür özel şartları getirmiştir.<a href="#_ftn21" id="_ftnref21">[21]</a> Suçun düzenlendiği madde formülasyonundan geçerli bir rızanın suçun maddi unsurlarından olduğu anlaşılmaktadır.<a href="#_ftn22" id="_ftnref22">[22]</a> Bu nedenle deneyi gerçekleştiren kişi ilgilinin rızası konusunda bir hataya düşmüşse, TCK m. 30/1 uyarınca değerlendirme yapmak gerekecektir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4fc7327681c0676701f9132d6f27edc9">Yukarıda izah edilen hususlar çerçevesinde cevaplanması gereken sorular hakkında değerlendirmelerimiz;</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-59247ee3f3a993efb9bb9bdcbb8258d8">Yukarıda da detaylıca izah edildiği üzere “ilgilinin rızası”nın şekli hususunda genel bir sınırlama bulunmamaktadır. İlgili kişi tarafından verilecek rıza yazılı veya sözlü olarak yapılabilir. Ayrıca rızanın açık veya zımni olarak verilmesi de mümkündür. Ancak kanun koyucu bazı suç tiplerine atfettiği önem neticesinde ceza kanunda rıza hususunda özel şartlar getirdiği görülmektedir. TCK m. 90’da düzenlenen suç tipinde olduğu gibi rızanın genel özelliklerine istisna getirilmiş ve rızanın yazılı olması şartı aranmıştır. Bu durum kanun koyucunun insan yaşam ve onuruna atfettiği önemin Kanuna bir yansımasıdır. Bu nedenle mağdurun yazılı ve geçerli rızasının bulunması suçun maddi unsurlarından kabul edilmektedir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c25a25b995876d53c4985743312c73c7">Kanun koyucu, üzerinde deney yapılacak kişinin yazılı rızasını yeterli görmemiş ayrıca bu rıza hususunda kişinin yeterince aydınlatılmış olması şartını koymuştur. Yani kişi üzerinde yapılacak deney öncesinde araştırmacı tarafından uygulama ile ilgili yeterince bilgilendirilmesi gerekmektedir. Hasta Hakları Yönetmeliğinin 2. maddesi gereği yapılan aydınlatma sonrası kişinin onayının alınması aydınlatılmış onam olarak ifade edilmiştir. Yönetmeliğin 15. Maddesinde aydınlatmanın müdahalenin kim tarafından yapılacağı, muhtemel risk ve potansiyel faydaları, komplikasyonlar, kullanılacak ilaçlar ile ilgili öneriler, tedavinin reddi durumunda ortaya çıkabilecek riskler gibi konularda hastanın aydınlatılması gerektiği belirtilmiştir. Tıbbi uygulamalarda risk ve tehlikeler ortaya çıkmadığı sürece gönüllünün ne gibi olası sonuçlarla karşılaşacağı belirsizdir.<a href="#_ftn23" id="_ftnref23">[23]</a> Bu nedenle gönüllü nasıl bir deneye tabi tutulacağını açık bir şekilde bilerek rıza vermelidir.<a href="#_ftn24" id="_ftnref24">[24]</a> Aydınlatmanın yazılı veya sözlü olmasının bir önemi bulunmamaktadır.<a href="#_ftn25" id="_ftnref25">[25]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3dba09ca7440dc37a952cdee4319c651">Ezcümle bir kişi üzerinde deney yapılması için araştırmacılara sözlü rıza göstermiş ancak yazılı bir rıza göstermemişse, araştırmacıların TCK m. 90 bağlamında sorumluluklarının değerlendirilmesi söz konusu olacaktır. Araştırmacıların ilgili hususta sözlü beyanın yeterli olduğunu düşündükleri ve bu hususta kaçınılmaz bir hatanın var olması TCK m. 30/1 bağlamında değerlendirilmelidir. Ayrıca belirtmekte fayda görüyoruz ki her ne kadar yazılı rıza olsa da üzerinde deney yapılacak kişinin yeterince aydınlatılmamış olması durumu araştırmacıların sorumluluğunu kaldırmayacaktır. Zira her ne kadar yazılı şekile riayet edilmiş bir rıza söz konusu olsa da içerik bakımından geçerlilik şartları mevcut değildir. Bu nedenle ilgili kişilerin sorumluluğu devam edecektir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e58c3a3679d5408eaa4d45e89228c055">Özel hukuk bakımından ise birkaç durumun değerlendirilmesi gerekmektedir. Özel hukukta üzerinde deney yapılan kişiler, gerekli aydınlatma içeriğine sahip yazılı bir rıza vermiş olmaları durumunda tazminat almaları söz konusu olmayacaktır.<a href="#_ftn26" id="_ftnref26">[26]</a>&nbsp; Hasta Hakları Yönetmeliğinin 34. maddesinde tıbbi araştırmalarda yazılı rıza alınması gerektiği belirtilmiştir. Kanaatimizce yazılı bir şekilde alınmamış rızanın TCK m. 90 uyarınca&nbsp; ceza sorumluluğunu doğurduğu hususunda kuşku yoktur. Her ne kadar rıza gerekli aydınlatma içeriğine sahip olsa bile yazılı şekil şartı sağlanmamışsa ilgili rıza özel hukuk bakımından kesin hükümsüzdür.<a href="#_ftn27" id="_ftnref27">[27]</a> Bu durum ancak tazminattan indirim sebebi oluşturacaktır.<a href="#_ftn28" id="_ftnref28">[28]</a></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4566ed9075b330ac9a605bb708719b43"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c18d2599379ee0ef7d0072b074cdba53">Açıkgöz P Ö, Klinik Araştırmalarda Aydınlatılmış Onam, Doktora Tezi, 2022.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2da5d0df774b511bda00121479e1b3e3">Demirbaş T, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, Seçkin Yayıncılık, 2021.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1121955e093f6a0595cdac6aa39c25f4">Dönmezer S/Erman S, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku Cilt II, 15. Tıpkı Bası, Der Yayınları, 2021.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-efed1dafdb9377810793856607721dcd">Kahraman Z, Medeni Hukuk Bakımından Tıbbi Müdahaleye Hastanın Rızası, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016, 7 (1), 479-510.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-46ec7a3b1bb0d1f6f0fd52b2774eb5ba">Kahveci Z K, Geçersiz Rızanın Haksız Fiilden Doğan Tazminat Sorumluluğu Üzerine Etkisi, Fıdes Law Revıew, 2021, 4 (3), 47-68.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-ef5d58d430ae05ef07eedca17c08972a">Koca M/Üzülmez İ, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 9. Baskı, Adalet Yayınevi, 2023.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-351a427bbf224ec9f414c58b09a4cf91">Özbek V Ö/Doğan K/Bacaksız P, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Baskı, Seçkin Yayıncılık, 2020.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-3de9bf1ecef7c8c49e15ce795553e0ea">Özgenç İ, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Bası, Seçkin Yayıncılık, 2020.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-6b9ae3600d9cd1feb64425bce34c2f80">Özgenç İ, Türk Ceza Hukuku Mevzuatı Cilt 1, 31. Bası, Seçkin Yayıncılık, 2023.</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4b884ce5399cb825737e7a69bf37034e"><strong>KARARLAR</strong></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8f7192dc0287e1a111693b27280d6bb0">Danıştay 15. D., E. 2014/925 K. 2018/5645 T. 6.6.2018</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-11605b9753ef48cd8dfdaf4a196881e3">Yargıtay 16. CD., E. 2016/5731 K. 2016/4926 T. 28.9.2016</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2cf96fb3b57e8a6405d26bfc16d317f0">Yargıtay CGK., E. 2015/10 K. 2015/510 T. 15.12.2015</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a8b23482f49f3558ea68f986b7e0cee5">Yargıtay 14. CD., E. 2015/8435 K. 2015/11180 T. 1.12.2015</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4f2d073c90f2bcd55ff3aad7c600170b">Yargıtay 12. CD., E. 2015/1045 K. 2015/19014 T. 7.12.2015</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8d4716b863db4d7de72c9f19257a46db">Yargıtay HGK., E. 2020/592 K. 2022/356 T. 22.3.2022</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-4b2ac4883ec24f69ba4520605fbc61b8"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Veli Özer Özbek/Koray Doğan/Pınar Bacaksız, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 277</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-058bb136d3e33ac7f861f929c13c1b91"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> Özbek/Doğan/Bacaksız, 278</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-30dbc1f06f9cbf5b293753b909821d2d"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> Özbek/Doğan/Bacaksız, 278</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8ad36702aae1c424d90102bdfe337fe2"><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[4]</a> Madde gerekçesinde şu ifadelere yer verilmiştir; “ <em>Maddenin ikinci fıkrasında ilgilinin rızası hukuka uygunluk nedeni düzenlenmiştir. Söz konusu hukuka uygunluk nedeninin varlığı için, rızanın kişinin üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabileceği bir hakka ilişkin olması gerekir. Keza, kişinin bu hakla ilgili olarak rıza açıklamaya ehil olması gerekir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2897005b6b183efb3fededf36b516b19"><em>Madde metnindeki “mağdurun rızası” ibaresi “ilgilinin rızası”&nbsp; veya “kişinin rızası” olarak değiştirilmiştir. Ceza sorumluluğunun kaldıran bir sebep olarak rıza, suçun oluşumu açısından fiilin işlenmesinden önce ve en geç işlendiği sırada açıklandığında etkili olur. Bu durumda herhangi bir mağduriyet söz konusu olmadığı için, “mağdur” yerine “ilgili” veya “kişi” kelimesi tercih edilmiştir.”</em> İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Mevzuatı Cilt 1, 31. Bası, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2023, s. 176</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-9d23accfbc53508449dd38191ea18b17"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2021, s. 347</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-588ba227d2e89829bc79f81743fec25b"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> Sulhi Dönmezer/Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku Cilt II, 15. Tıpkı Bası, Der Yayınları, İstanbul, 2021, s. 305</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c3ee82625a0aef4b9b199e6217e7b62b"><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[7]</a> Demirbaş, 347; “<em>4721 sayılı TMK&#8217;nın 10. maddesi gereğince “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır”. 11. maddede ise erginlik yaşı 18 olarak kabul edilmiştir. 15 yaşını bitiren çocuk kendi isteği, velisinin rızası ve mahkeme kararı ile ergin kılınabilir. Görüldüğü üzere Medeni Hukukumuzda ergin kılınmak için 15 yaşın bitirilmesi kriter alınmıştır. Ceza Hukukunda ise kişinin şahsına sıkı sıkıya bağlı haklar yönünden rıza açıklamada 15 yaşın esas alındığı anlaşılmaktadır. Nitekim hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilen ilgilinin rızasına ilişkin TCK&#8217;nın 26/2 maddesindeki düzenlemede, geçerli bir rızanın varlığının kabulü için;</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c373e711b02c5b0c2b89efd942135842"><em>a-Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edeceği bir hakka ilişkin olmalı,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2aec4e1956c5fe2485e0df2215c53d5a"><em>b-Kişi rıza açıklamaya ehliyeti bulunmalı,</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-493560f5ac61ed83a9bb46acc7e59f41"><em>c-Rızanın fiilden önce, en azından fiilin işlendiği sırada açıklanmalıdır. Şartlarına tabi tutulmuştur.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-cc2026406a24885563e3c5dc2fc68021"><em>Hürriyeti tahdit suçunda ilgilinin rızasının hukuki değer ifade edebilmesi için, üzerinde tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olması, rıza açıklayanın olayları algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmiş olmasının yanında, 15 yaşını bitirmiş bulunması ve fiilden önce en azından fiilin işlendiği sırada rızayı açıklaması gereklidir. Aksi takdirde geçerli bir rızanın varlığından söz etmek olanaklı değildir. Bu durumda 15 yaşım bitirmeyen kişinin cebir, şiddet, tehdit ya da hile kullanmaksızın hukuka aykırı şekilde hürriyetinin sınırlanması halinde hürriyeti tahdit suçunun basit şekli oluşacaktır&#8230; hukuki değer ifade etmeyecektir.</em>” Yargıtay 16. CD., E. 2016/5731 K. 2016/4926 T. 28.9.2016 (https://www.lexpera.com.tr/ictihat)</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-65e52125a527ab0f2a66e9ceccb45f0f"><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[8]</a> Dönmezer/Erman, 306</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-2e46e60c001dd6dd605160ce4f0f23ed"><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[9]</a> Demirbaş, 349; Dönmezer/Erman, 306</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-275c82224d120177800e85f4c45c0701"><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[10]</a> Dönmezer/Erman, 307</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-10f8ed16405f6246ac2489eccfa752ee"><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[11]</a> Demirbaş, 348</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-797f0b9312a2be2cf56f726bc83f1b38"><a href="#_ftnref12" id="_ftn12">[12]</a> Özbek/Doğan/Bacaksız, 342; Dönmezer/Erman, 309</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f4e17ea4115a28c197e85330931a96b1"><a href="#_ftnref13" id="_ftn13">[13]</a> Dönmezer/Erman, 310</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-a61ab36ca6f37c3ff45fa66514e3aa3b"><a href="#_ftnref14" id="_ftn14">[14]</a> <em>“Bir diğer hukuka uygunluk nedeni olan ilgilinin rızası, 5237 sayılı TCK&#8217;nun “Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası” başlıklı 26/2. maddesinde; “Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez” şeklindeki düzenleme ile hüküm altına alınmıştır. Sözü edilen hukuka uygunluk nedeninin doğabilmesi, rızanın kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olmasına ve kişinin bu hakla ilgili olarak rıza açıklama ehliyetinin bulunmasına bağlıdır. Yine rızanın bir hukuka uygunluk nedeni olabilmesi için fiilin işlenmesinden önce ve en geç işlendiği sırada mevcut olması gerekir. Fiilin işlendiği sırada olmayıp sonradan ortaya çıkan rıza bir hukuka uygunluk nedeni değildir.(İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9. bası, Ankara, 2013, s. 285 vd.; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 6. bası, Ankara, 2013, s. 252 vd.)</em>” Yargıtay CGK., E. 2015/10 K. 2015/510 T. 15.12.2015 (https://www.lexpera.com.tr/ictihat)</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-000f800d15a33edc3d9589b210c611ce"><a href="#_ftnref15" id="_ftn15">[15]</a> İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Bası, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 378; Dönmezer/Erman, 311</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-0c9aa07e7e04e6d87445c1eb82e9d149"><a href="#_ftnref16" id="_ftn16">[16]</a> Dönmezer/Erman, 311</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-99e65ca6174e70b1a6f2625c642ef9b6"><a href="#_ftnref17" id="_ftn17">[17]</a> “<em>Kanun maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin bölümün hükümden çıkartılarak yerine ‘’5237 sayılı TCK&#8217;nın 26/2. maddesinin kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez hükmü karşısında, mağdureyi rızasıyla hürriyetinden yoksun bırakan sanığın, aynı Kanunun 109. maddesi anlamında hukuka aykırı bir davranışından söz edilemeyeceği, rızanın fiili hukuka uygun hale getirdiği gözetilerek ve 7/1. maddesi gereğince sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan CMK&#8217;nın 223/2. maddesi gereğince beraatine’’ibaresinin eklenerek hükümdeki sair hususların aynen bırakılmasına</em>” Yargıtay 14. CD., E. 2015/8435 K. 2015/11180 T. 1.12.2015 (https://www.lexpera.com.tr/ictihat)</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f9c17c6adfc0c17ea2c69a69710a125a"><a href="#_ftnref18" id="_ftn18">[18]</a> Maddenin gerekçesi şu şekildedir; “<em>Tıp biliminin en önemli amacı insan sağlını korumak ve hastalıklara çare bulmaktır. Bu amaç doğrultusunda tıp, sürekli olarak kendini yenilemektedir. Nihai uygulama alanı insan olan bir disiplindeki gelişmelerin önü kesilemeyeceği gibi, bu konudaki çalışmalara tamamen kontrol dışı da bırakılamaz. Bu düşünceyle madde, sağlıklı ve hasta insanlar üzerinde yapılacak biyotıbbi deney ve denemeleri kural olarak cezalandırmakta; ancak belirli şartların bir arada gerçekleşmesi halinde ise, açıklanan rızaya hukuki geçerlilik tanımaktadır.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f5b7a19431236684ba66709fd210e16b"><em>Düzenlenmede “deney” terimi bilimsel çalışmanın ilk aşamalarına yönelik olarak kullanılmıştır. “Deneme” ise bilimsel amaçlı deney sonuçlarının; henüz bir kesinliğe varmasa da, hastalığın tedavisi konusunda ulaştığı somut bazı faydalarından yola çıkarak hasta bir insana uygulanması işlemidir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-f1e98f19afdfee3bb77224e15e6e686e"><em>Her ne kadar yeni bir tedavi metodunun geliştirilmesine veya hastanın iyileştirilmesine hizmet etse de deney ve denemelerin gerçekleştirilmesinde, tıbbi olarak kabul görmüş yöntemlere nazaran daha katı şartların yerine getirilmesi gerekecektir. Bunun sebebi yöntemin henüz tanınmaması ve tedavi için en doğru metod olduğunun henüz ispatlanmış olmamasıdır</em>.” Özgenç, Mevzuat, 266</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d06d109e478d907ade129e8cd87bcf46"><a href="#_ftnref19" id="_ftn19">[19]</a> “<em>Aynı maddenin 4. fıkrasında ise; &#8220;hasta olan insan üzerinde&nbsp;rıza&nbsp;olmaksızın tedavi amaçlı denemede bulunan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, bilinen tıbbî müdahale yöntemlerinin uygulanmasının sonuç vermeyeceğinin anlaşılması üzerine, kişi üzerinde yapılan&nbsp;rızaya dayalı bilimsel yöntemlere uygun tedavi amaçlı deneme, ceza sorumluluğunu gerektirmez. Açıklanan&nbsp;rızanın, denemenin</em><em>mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı olması ve tedavinin uzman hekim tarafından bir hastane ortamında yapılması gerekir&#8221; hükmüne yer verilmiştir.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e69e6f36437507c65618a1fa097fa756"><em>Bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede:</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-fecdbb6f51c366bd28abfb065ba07112"><em>Katılanların iddiaları, sanığın savunması, adli raporlar, ilgili Kurum yazıları ve tüm dosya kapsamından, kimyager olan sanığın, herhangi bir tıbbi müdahale uzmanlığı olmadığı halde, kendisine müracaat eden&#8230; ve &#8230;&#8217;in vücudunda meydana gelen yaraları giderebileceğini iddia ederek, Kanunda açıkça belirtilen yetkili kurul veya makamlardan izin almaksızın ve aranan diğer koşulları da yerine getirmeksizin, üç yıl süre ile birtakım ilaçları adı geçen kişiler üzerinde tedavi amaçlı denediğinin anlaşılması karşısında; TCK&#8217;nın 90/4. maddesinde düzenlenen suçun sübut bulduğunun kabulü ile sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi,</em>” Yargıtay 12. CD., E. 2015/1045 K. 2015/19014 T. 7.12.2015 (https://www.lexpera.com.tr/ictihat)</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-29ce7e7edcf439e89008d5e0e7f9abd0"><a href="#_ftnref20" id="_ftn20">[20]</a> Hasta, yeteri kadar aydınlatılmamış ve müdahale sonucu hiçbir zarar görmemiş olsa bile tazminat talebinde bulunabilecektir. Zafer Kahraman, Medeni Hukuk Bakımından Tıbbi Müdahaleye Hastanın Rızası, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016, 7 (1), 479-510, s. 491</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-717f7ab2492b2e60a568316098062d0e"><a href="#_ftnref21" id="_ftn21">[21]</a> Özbek/Doğan/Bacaksız, 338</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-e621784faf6a3dbd4cbbbd1cde4e6eea"><a href="#_ftnref22" id="_ftn22">[22]</a> Mahmut Koca/İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 9. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2023, s. 315</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-55e00e0e5eaff7fc3907398f00428f3b"><a href="#_ftnref23" id="_ftn23">[23]</a> Perihan Özkaş Açıkgöz, Klinik Araştırmalarda Aydınlatılmış Onam, Doktora Tezi, 2022, İstanbul, s. 115</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c107940bd2da0e16afe00d710bc1a358"><a href="#_ftnref24" id="_ftn24">[24]</a> “<em>Tıbbî müdahalede rızanın hukuk düzeninde geçerli olarak yerini alabilmesi için hekim tarafından aydınlatma yükümlülüğünün usulüne uygun bir şekilde yerine getirilmesi gerekir. Gerçekten de kişinin kendisine yapılacak tıbbî müdahale konusunda karar verebilmesi için neye rıza gösterdiğini bilmesi ve aydınlatılmış olarak rıza (onam) göstermesi gerekir. Başka bir deyişle tıbbî müdahale, hastanın tam olarak aydınlatılmasından sonra “aydınlatılmış rızanın (onamın)” verilmesi üzerine yapılmalıdır. Aydınlatılmış rıza (onam), Türk Tabipler Birliği Meslek Etiği Kuralları’nın 26. maddesinde; “Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konusund aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren b uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışınd bilgilendirilecek kişileri, hasta kendi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d893befffaa730e1ec99c8386e070d0d"><em>ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir.” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla aydınlatılmış rıza, riskleri, yararları ile alternatifleri ve onların da risk ve yararlarını kapsayan tedavi uygulamasının, hekim tarafından yeterli düzeyde ve uygun açıklanmasından ve hasta tarafından hiçbir tereddüde yer kalmayacak şekilde anlaşılmasından sonra, tıbbî tedavinin ve uygulamanın hasta tarafından “gönüllülükle kabulü” anlamına gelmektedir. Öte yandan hekimin aydınlatma yükümlülüğü, aydınlatılmış rızayı kapsamına alan ancak ondan daha kapsamlı bir yükümlülüğü ifade eder. Başka bir deyişle aydınlatma yükümlülüğünün kapsamına aydınlatılmış rıza yanında hekimin hastasını uygulanan tedavi sonrasında yapılması gerekenler konusunda bilgilendirmesi de girer (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2021 tarihli ve 2018/(13)3-849 E., 2021/1385 K. sayılı kararı).</em>” Yargıtay HGK., E. 2020/592 K. 2022/356 T. 22.3.2022 (https://www.lexpera.com.tr/ictihat)</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-d48f66f78ba4d06a04f5e522641d7635"><a href="#_ftnref25" id="_ftn25">[25]</a> Açıkgöz, 77</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-12dfa3afae07d17e10187cdd83a0a734"><a href="#_ftnref26" id="_ftn26">[26]</a> “<em>Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3.İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 30.05.2012 günlü raporun sonuç bölümü; davacıya konulan tanı ve uygulanan operasyon indikasyonun tıp kurallarına uygun olup olmadığına<br>dair dosya içerisinde operasyon öncesine ait belge ve evrakın bulunmadığı, bu hususla ilgili görüş beyan edilemeyeceği , davacıya multinodüler guatr nedeniyle bilateral totale yakın troidektomi operasyonu yapıldığı, operasyon sonrasında şahısta meydan gelen ses kısıklığı nedeniyle Kulak Burun Boğaz uzmanına konsülte ettirildiği, davacıda meydana gelen ses kısıklığı ve nefes darlığı arızasının, bilateral laryageal rekurrens sinir hasarına bağlı olarak geliştiği, meydana gelen bu hasarın, bu tip operasyon sonrasında gö komplikasyonlardan olduğu cihetle operasyonun gerçekleştirildiği hastane idaresini atfı kabil ku bulunmadığı şeklinde düzenlenmiştir. Davalı idare tarafından sunulan kamu hizmeti ile ilgili olarak cerrahi operasyon öncesine ait belge ve evrakın bulunmadığının tesbiti ve bundan dolayı hizmet kusurunu değerlendirilememiş olması davalı idarenin kamu hizmetini sunarken gerekli özeni ve ihtimamı göstermediğini</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-8d7c7df66e6d8f45343b2767dc0540c5"><em>ortaya koymaktadır.</em></p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-c75e1751da0c05f1b407577ce0c35602"><em>Davacı&#8217;ya ait ameliyat öncesi kayıtlarının bulunamaması ve bilirkişi incelemesi için Adli Tıp Kurumu&#8217;na gönderilen hasta dosyasına da ibraz edilememesi, Adli Tıp Kurumu&#8217;nun bilirkişi incelemesini ha dosyasındaki eksik belgelere dayanarak yapması sonucunu doğurduğu ve kamu hizmetinin yürütülmesinde</em><br><em>bir zaafa yol açtığı açıktır. Davacıların idare aleyhine öne sürdükleri hizmet kusuru iddiaları, bu nedenle</em> şüpheden <em>uzak bir şekilde incelenemediği için manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi gerekir reddinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır</em>.” Danıştay 15. D., E. 2014/925 K. 2018/5645 T. 6.6.2018 (https://www.lexpera.com.tr/ictihat)</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-36d13583534a5d29ea5091885acf0945"><a href="#_ftnref27" id="_ftn27">[27]</a> Zeynep Kübra Kahveci, Geçersiz Rızanın Haksız Fiilden Doğan Tazminat Sorumluluğu Üzerine Etkisi, Fıdes Law Revıew, 2021, 4 (3), 47-68, s. 62</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-1c5bee9138b99d3e6e61cb937be5cc3e"><a id="_ftn28" href="#_ftnref28">[28]</a> Kahveci, 63</p>



<p class="has-white-color has-text-color has-link-color wp-elements-98d254c36b4b59a88667475c2c1c10a5">Yazar: Av. Ahmet Can DULDA (LL.M.)</p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/ceza-hukuku-ve-medeni-hukuk-kapsaminda-yazili-riza/">CEZA HUKUKU VE MEDENİ HUKUK KAPSAMINDA YAZILI RIZA</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜST HAKKI</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/ust-hakki/</link>
					<comments>https://www.hukukiris.com/ust-hakki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jun 2023 21:31:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[medeni hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[üst hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üst Hakkı Türk hukuk sistemi, mülkiyet hakkını ve mülkiyetin sınırlarını düzenleyen çeşitli hukuki kavramlar içermektedir. Bu kavramlardan biri de üst hakkıdır. Üst hakkı, Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 826 ve diğer maddelerinde düzenlenen bir kavramdır. Bu makalede, Türk hukukunda üst hakkının tanımı,</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/ust-hakki/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">ÜST HAKKI</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/ust-hakki/">ÜST HAKKI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color" style="color:#067fff">Üst Hakkı</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Türk hukuk sistemi, mülkiyet hakkını ve mülkiyetin sınırlarını düzenleyen çeşitli hukuki kavramlar içermektedir. Bu kavramlardan biri de üst hakkıdır. Üst hakkı, Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 826 ve diğer maddelerinde düzenlenen bir kavramdır. Bu makalede, Türk hukukunda üst hakkının tanımı, kapsamı ve uygulaması ele alınacaktır.</p>



<p class="has-text-color" style="color:#067fff">Tanım</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Üst hakkı, bir gayrimenkul üzerindeki mülkiyet hakkının, başka bir şahsın lehine sınırlanmasıdır. Bir başka deyişle, üst hakkı, bir gayrimenkul sahibinin mülkiyet hakkını kullanırken, başka bir şahsın haklarını da koruma altına alan bir hukuki düzenlemedir. Üst hakkı, mülkiyetin kullanımını sınırlayan bir akit türü olarak da tanımlanabilir.</p>



<p class="has-text-color" style="color:#067fff">Kapsam</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Üst hakkı, taşınmaz maliklerinin ilişkilerini düzenler ve bir taşınmaz üzerindeki hakların kullanımını sınırlar. Örneğin, bir apartman dairesinde yaşayan bir kişi, üst hakkı anlaşmasıyla belirlenen şekilde, ortak kullanım alanlarından faydalanma hakkına sahip olabilir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Türk hukukunda üst hakkı, ayrıca kat mülkiyeti kavramıyla da bağlantılıdır. Kat mülkiyeti, birden fazla bağımsız bölümün bulunduğu bir yapının, bu bağımsız bölümler üzerindeki mülkiyet hakkını düzenleyen bir sistemdir. Üst hakkı, kat mülkiyetiyle ilişkilendirilerek, kat maliklerinin ortak kullanım alanlarından faydalanma haklarını korumayı amaçlar.</p>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>&#8220;Bir taşınmaz maliki, üçüncü kişi lehine arazisinin altında veya üstünde yapı yapmak veya mevcut bir yapıyı muhafaza etmek yetkisi veren bir irtifak hakkı kurabilir.<br>Aksi kararlaştırılmış olmadıkça bu hak, devredilebilir ve mirasçılara geçer.<br>Üst hakkı, bağımsız ve sürekli nitelikte ise üst hakkı sahibinin istemi üzerine tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir. En az otuz yıl için kurulan üst hakkı, sürekli niteliktedir (TMK m. 826).&#8221;</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>&#8220;Üst hakkının içerik ve kapsamıyla ilgili olarak resmî senette yer alan, özellikle yapının konumuna, şekline, niteliğine, boyutlarına, özgülenme amacına ve üzerinde yapı bulunmayan alandan faydalanmaya ilişkin sözleşme kayıtları herkes için bağlayıcıdır (TMK m. 827).&#8221;</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>&#8220;Üst hakkı sona erince yapılar, arazi malikine kalır ve arazinin bütünleyici parçası olur.<br>Bağımsız ve sürekli üst hakkı tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilmişse, üst hakkı sona erince bu sayfa kapatılır. Taşınmaz olarak kaydedilmiş olan üst hakkı üzerindeki rehin hakları, diğer bütün hak, kısıtlama ve yükümlülükler de sayfanın kapatılmasıyla birlikte sona erer. Bedele ilişkin hükümler saklıdır (TMK m. 828).&#8221;</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>&#8220;Taşınmaz maliki, aksi kararlaştırılmadıkça, kendisine kalan yapılar için üst hakkı sahibine bir bedel ödemez. Uygun bir bedel ödenmesi kararlaştırılmışsa, miktarı ve hesaplanış biçimi belirlenir. Ödenmesi kararlaştırılan bedel, üst hakkı kendileri için rehnedilmiş olan alacaklıların henüz ödenmemiş alacaklarının güvencesini oluşturur ve rızaları olmaksızın üst hakkı sahibine ödenmez.<br>Kararlaştırılan bedel ödenmez veya güvence altına alınmazsa, üst hakkı sahibi veya bu hak kendisine rehnedilmiş olan alacaklı, bedel alacağına güvence olmak üzere, terkin edilen üst hakkı yerine aynı derecede ve sırada bir ipoteğin tescilini isteyebilir.<br>Bu ipotek, üst hakkının sona ermesinden başlayarak üç ay içinde tescil edilir (TMK m. 829).&#8221;<br>&#8220;Taşınmaz malikine kalan yapılar için üst hakkı sahibine ödenmesi kararlaştırılan bedelin miktarı ve bunun hesaplanış biçimi ile bu bedel borcunun kaldırılmasına ve arazinin ilk hâline getirilmesine ilişkin anlaşmalar, üst hakkının kurulması için gerekli olan resmî şekle tâbidir ve tapu kütüğüne şerh verilebilir (TMK m. 830).&#8221;</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>&#8220;Üst hakkı sahibi, bu haktan doğan yetkilerinin sınırını ağır şekilde aşar veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranırsa; malik, üst hakkının ona bağlı bütün hak ve yükümlülükleri ile birlikte süresinden önce kendisine devrini isteyebilir (TMK m. 831).&#8221;</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>&#8220;Malik, üst hakkının devrini, kendisine geçecek yapılar için uygun bir bedel ödemek kaydıyla isteyebilir. Üst hakkı sahibinin kusuru, bedelin belirlenmesinde indirim sebebi olarak göz önüne alınabilir.<br>Üst hakkının malike devri, bedelin ödenmesine veya güvence altına alınmış olmasına bağlıdır (TMK m. 832).&#8221;</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>&#8220;Üst hakkı sahibinin yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde sözleşmede malik lehine saklı tutulan, üst hakkını süresinden önce sona erdirme veya devrini isteme yetkisi, süresinden önce devir istemine ilişkin hükümlere tâbidir (TMK m. 833).&#8221;<br>&#8220;Malik, üst hakkı karşılığı olarak irat biçiminde borçlanılan edimleri güvence altına almak amacıyla, o tarihteki üst hakkı sahibinden en çok üç yıllık irat için tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilmiş üst hakkının ipotek edilmesini isteyebilir.<br>İrat, her yıl için eşit edimler biçiminde belirlenmemiş ise; bu kanunî ipoteğin tescili, iradın eşit olarak dağıtılmasında üç yıla düşecek miktarı için istenebilir (TMK m. 834).&#8221;</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>&#8220;İpotek, üst hakkı devam ettiği sürece, her zaman tescil edilebilir ve icra yoluyla satışta terkin olunmaz.<br>Yapı alacaklıları ipoteğinin kurulmasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır (TMK m. 835).&#8221;</p></blockquote></figure>



<figure class="wp-block-pullquote has-white-color has-text-color"><blockquote><p>&#8220;Üst hakkı, bağımsız bir hak olarak en çok yüz yıl için kurulabilir.<br>Üst hakkı, süresinin dörtte üçü dolduktan sonra, kurulması için öngörülen şekle uyularak her zaman en çok yüz yıllık yeni bir süre için uzatılabilir. Bu konuda önceden yapılan taahhüt bağlayıcı değildir (TMK m.836).&#8221;</p></blockquote></figure>



<p class="has-text-color" style="color:#067fff">Sonuç</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Türk hukukunda üst hakkı, mülkiyet hakkının kullanımını sınırlayan ve başka bir şahsın haklarını koruma altına alan bir hukuki düzenlemeyi ifade eder.  Üst hakkı konusunda varolan uyuşmazlıklarınız için profesyonel destek almanızı tavsiye ederiz.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Yazar: Av. Ahmet Can DULDA &amp; ChatGPT</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Düzenleyen: Av. Ahmet Can DULDA</p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/ust-hakki/">ÜST HAKKI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hukukiris.com/ust-hakki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ECRİMİSİL DAVASI</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/ecrimisil-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 20:42:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[ecrimisil davası]]></category>
		<category><![CDATA[medeni hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ecrimisil Davası Ecrimisil, bir kişinin başkasının taşınmaz malını izinsiz bir şekilde kullanması veya işgal etmesi durumunda, mal sahibinin uğradığı zararın karşılığı olarak talep ettiği tazminattır. Bu durum, Türk Medeni Kanunu&#8217;nda düzenlenmiştir. Türk hukukunda, bir kişinin taşınmaz mülkünü izinsiz bir şekilde</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/ecrimisil-davasi/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">ECRİMİSİL DAVASI</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/ecrimisil-davasi/">ECRİMİSİL DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color" style="color:#067fff">Ecrimisil Davası</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Ecrimisil, bir kişinin başkasının taşınmaz malını izinsiz bir şekilde kullanması veya işgal etmesi durumunda, mal sahibinin uğradığı zararın karşılığı olarak talep ettiği tazminattır. Bu durum, Türk Medeni Kanunu&#8217;nda düzenlenmiştir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Türk hukukunda, bir kişinin taşınmaz mülkünü izinsiz bir şekilde kullanması veya işgal etmesi durumunda, mal sahibi ecrimisil talep edebilir. Ecrimisil, mülkün değerine, işgal süresine, kullanım amacına ve diğer faktörlere bağlı olarak belirlenir. Ecrimisil talebinde bulunan mal sahibi, işgalciyi uyararak işgalin sonlandırılmasını veya ecrimisil ödenmesini isteyebilir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Ecrimisil talebi asliye hukuk mahkemesine başvurularak yapılır. Mahkeme, ecrimisil miktarını belirlerken, işgalin süresi, mülkün değeri, piyasa koşulları ve diğer relevant faktörleri dikkate alır. Mahkeme ayrıca, işgalciye işgalin sonlandırılması için bir süre verme veya ecrimisilin ödenmesini talep etme yetkisine sahiptir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Ecrimisil talebinde bulunan tarafın talebi kabul edilirse, işgalci, talep edilen ecrimisil miktarını ödemekle yükümlüdür. Eğer işgalci ecrimisili ödemezse, mal sahibi icra yoluyla tahsilat yapabilir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Daha fazla ayrıntıya veya özel durumlara ilişkin  bir hukuk uzmanından destek almanızı önemle tavsiye ederiz.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Yazar &amp; Düzenleyen: ChatGPT &amp; Av. Ahmet Can DULDA</p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/ecrimisil-davasi/">ECRİMİSİL DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOŞANMA DAVASI</title>
		<link>https://www.hukukiris.com/bosanma-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Can Dulda]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2023 00:34:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma davası]]></category>
		<category><![CDATA[medeni hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hukukiris.com/?p=538</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanma Davası Türk Hukuku&#8217;nda Boşanma Davası: Prosedürler ve Hukuki Süreç Boşanma, Türk Hukuku&#8217;nda evlilik birliğinin resmi olarak sona erdirilmesini ifade eder. Türk Medeni Kanunu&#8217;na göre, boşanma davaları çiftlerin birlikte yaşama iradesinin zedelendiği durumlarda açılabilir. Bu makalede, Türk hukuku çerçevesinde boşanma</p>
<p class="more-link"><a href="https://www.hukukiris.com/bosanma-davasi/" class="readmore">Okumaya devam etmek için..<svg class="icon icon-arrow-right" aria-hidden="true" role="img"> <use href="#icon-arrow-right" xlink:href="#icon-arrow-right"></use> </svg><span class="screen-reader-text">BOŞANMA DAVASI</span></a></p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/bosanma-davasi/">BOŞANMA DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color" style="color:#067fff">Boşanma Davası</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Türk Hukuku&#8217;nda Boşanma Davası: Prosedürler ve Hukuki Süreç</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Boşanma, Türk Hukuku&#8217;nda evlilik birliğinin resmi olarak sona erdirilmesini ifade eder. Türk Medeni Kanunu&#8217;na göre, boşanma davaları çiftlerin birlikte yaşama iradesinin zedelendiği durumlarda açılabilir. Bu makalede, Türk hukuku çerçevesinde boşanma davası süreci ve bazı önemli noktalar ele alınmaktadır.</p>



<p class="has-text-color" style="color:#067fff">Boşanma Davası Türleri:</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Türk Hukuku&#8217;nda, boşanma davaları çeşitli sebeplere dayanarak açılabilir. Medeni Kanun&#8217;da belirtilen bazı boşanma sebepleri şunlardır:</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Zina: Bir eşin, evlilik birliğini sürdürürken cinsel ilişki yaşadığı başka bir kişiyle.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Terk: Bir eşin diğer eşi terk edip sürekli olarak ayrı yaşaması.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Haksız Hürriyeti Kısıtlama: Bir eşin, diğer eşin hürriyetini haksız bir şekilde kısıtlaması.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Eşe Kötü Muamele: Bir eşin diğerine fiziksel veya psikolojik olarak kötü muamelede bulunması.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Suç İşleme: Bir eşin, diğerine veya çocuklara karşı suç işlemesi.</p>



<p class="has-text-color" style="color:#067fff">Boşanma Davası Süreci:</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Boşanma davası genellikle yerel aile mahkemesinde açılır. Davayı açmak isteyen taraf, boşanma dilekçesiyle mahkemeye başvurur. Bu dilekçede, boşanma sebepleri ve tarafların talepleri belirtilir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Dava sürecinde, taraflar genellikle mahkeme önünde duruşmalara katılırlar. Mahkeme, tarafların anlaşmazlık konularını çözme girişimlerini teşvik eder. Tarafların anlaşamaması durumunda, mahkeme delilleri değerlendirerek bir karar verir.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Boşanma davasında, bazı önemli konular ele alınır:</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Mal Paylaşımı: Evlilik süresince biriktirilen mal varlığının nasıl paylaşılacağı.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Velayet: Çocukların velayeti, ebeveynlerin sorumlulukları ve çocukların ikametgahı gibi konular.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Nafaka: Eşler arasında maddi destek sağlanması.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Eşya ve Evlilik Birliğine Ait Diğer Konular.</p>



<p class="has-white-color has-text-color">Boşanma sürecinde profesyonel destek alınması, sürecin taraflar için daha kolay atlatılmasını sağlayacaktır.</p>
<p><a href="https://www.hukukiris.com/bosanma-davasi/">BOŞANMA DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hukukiris.com">İRİS HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
